• Salt’ın “Karanlık Dünya” sergisi kapsamında konuşma, gösterim, yazı dizisi

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın Karanlık Dünya sergisi, Metin Erksan’ın yönettiği ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun senaryosunu yazdığı aynı adlı filmin hikâyesini 1950’ler Türkiye’sinin kültürel iklimi içerisinde inceliyor. Sanatçı Mike Bode ile senarist Caner Yalçın’ın uzun soluklu araştırmasını temel alan sergiye, herkesin katılımına açık bir dizi program eşlik ediyor.

    4 Kasım Salı saat 18.30’da Salt Galata’da, sinema yazarı ve araştırmacı Övgü Gökçe bir konuşma gerçekleştirecek. Gökçe, konuşmasında Türkiye’de sinemanın tiyatro etkisinden sıyrılmaya başladığı, edebiyatla yakın temasın sürdüğü, yeni anlatı ve biçim denemelerinin görünürlük kazandığı 1950’lerin sinema ortamını ele alacak. Artan göçle birlikte dönüşen kent ile ulusal kimliğin ve “yerli” olanın kaynağı olarak görülen köyün sinemadaki temsillerine bakacak. Buradan yola çıkarak Karanlık Dünya’nın köye ait bir toplumsal gerçekçilikle biyografik filmi, koyu melodramla propagandayı birlikte düşünmeye olanak veren karmaşık yapısını, dönemin sineması ve kültürel dinamikleriyle ilişkili olarak değerlendirecek. Karanlık Dünya’nın çekildiği süreçte sinemada belirgin olan eğilimlere ve belli başlı filmlere değinecek; sinemanın diğer sanat pratikleriyle nasıl ilişkilendiğini, toplumsal alandaki hangi tartışmaları temsiliyet alanına taşıdığını ve “biz”e ait olanı nasıl çerçevelediğini gözden geçirecek.

    Değiştirilmiş versiyonlar, çelişen tanıklıklar ve arşiv malzemeleriyle birçok soruyu gündeme getiren Karanlık Dünya filmi, sergi süresince belirli aralıklarla Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gösterilmeye devam ediyor. Bir sonraki gösterim, 6 Kasım Perşembe saat 19.00’da gerçekleştirilecek.

  • Evgenia Saré’nin yeni sergisi “Zyuziki”, Galeri 77’de

    Galeri 77, Evgenia Saré’nin galeride gerçekleştireceği “Zyuziki” isimli ikinci solo sergisine 23 Ekim-7 Aralık tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.

    Sergi başlığı “Zyuziki”, etimolojik açıdan bir karşılığı olmasa da sırf sesi kulağa tatlı, nazik ve biraz tuhaf bir şeyler çağrıştırdığından insan benzeri grotesk canlılarını tariflemek için sanatçı tarafından uydurulmuş bir isim. Her anın bir kutlama havasında geçtiği, kötücül hiçbir düşüncenin içinde barınamadığı ütopik bir evrende yaşayan bu muzip ve nazik karakterler; sanki rönesans tablolarından fırlamış gibi görünen süslü kıyafetleriyle, sanatçının eski ustalardan devam ettirdiği “glazing” tekniğiyle resmettiği eğlenceli kompozisyonları aracılığıyla başka bir dünyanın güzellikleri içinden bizlere mütemadiyen gülümserler.

    Saré’nin tablolarında Zyuzikiler, kimi zaman ikililer ya da küçük topluluklar hâlinde, süslü kostümleri ve teatral duruşlarıyla sahneyi andıran kompozisyonlarda karşımıza çıkar. Her biri farklı ama aynı zamanda bir “aile”nin parçası olan bu varlıklar, oyun ve ciddiyetin, hiciv ve şefkatin iç içe geçtiği sahneler kurarlar. Sanatçı, Bosch ve Bruegel’den Goya’ya uzanan grotesk geleneği bugüne taşıyarak, figürlerini alay nesnesi değil, onurlu ve tanıdık birer yol arkadaşı olarak sunar.

    Klasik “glazing” tekniğiyle binlerce küçük fırça darbesiyle inşa edilen bu resimler, yavaşlık ve sabrı içerik hâline getirir. Böylece Saré’nin dünyası, yalnızca masalsı bir fantezi değil, birlikte yaşamanın inceliklerini hatırlatan sahici bir davete dönüşür. Zyuziki’lerin küçük jestleri, giyimleri ve bakışları, bize nezaketin, şefkatin ve insanca bir aradalığın mümkün olduğunu fısıldar.

    İçimizi ısıtan bu sıcacık atmosferiyle, bizlere bir yandan unuttuğumuz insanî değerleri hatırlatırken diğer yandan huzurlu bir toplumda nezaketin önemine dikkat çeken ve bunun üzerine düşünmeye davet eden sergi, 7 Aralık’a kadar Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında tüm sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir. 

  • PG Art Gallery’den yeni sergi: “Merdiven Bir Dairedir”

    PG Art Gallery, küratörlüğünü Meltem Sırtıkara’nın üstlendiği “Merdiven Bir Dairedir” başlıklı sergiyi 21 Kasım-20 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Merdiven Bir Dairedir”, David Eagleman ve Anthony Brandt’ın fikirlerin evriminde temel araçlar olarak öne sürdüğü parçalama, bükme ve harmanlama stratejilerinden yola çıkarak sanatçı varoluşuna odaklanıyor. Bu yaratıcı stratejiler çerçevesinde, yeni bir mekân kurgulamakla ilgilenen sergi, merdiven kavramını bağlayıcı bir unsur olarak kullanıyor. Bu yeni yer, bütünlük içinde, hayalin gerçeğe dönüştüğü bir yapı olan dairenin kendisini oluşturuyor.

    Merdiven, üst üste yükselen basamaklarıyla yalnızca topoğrafik bir öge değil, aynı zamanda evrenle ilişki kuran bir yapı olarak ele alınıyor. Yeryüzü biçimleriyle şekillenen mekân ile bedenin arazide dolaşma deneyimi arasında kurulan bu bağ, çevreyi dönüştürme güdüsüyle mimarinin deneyimlenmesi ve kurgulanması arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor. Sergide yer alan sanatçılar, hiyerarşi çağrıştırmayan, alternatif bir merdiven arayışının basamaklarını inşa ediyor. Sergi, gerçekliğe özlem duyan kurgusal ve fantastik bir karakter ile bu karakterin hayalini kurduğu bir mekân tasarımcısı arasında geçen kontrast bir diyalog üzerinden yapılandırıyor.

    Sergi metnine, sanatçıların bu kurgusal karakterin şu sorusuna verdikleri yanıtlar da eşlik ediyor: “Kendi ifade araçlarını ve mekânla kurduğun ilişkiyi anlatır mısın?” Sanatçılar, bu soruya verdikleri yanıtlarla hem kişisel üretim pratiklerini hem de mekânla kurdukları öznel bağları kendi gerçeklikleri üzerinden görünür kılıyor.

    Sergide; Ali Miharbi, Ali Şentürk, Beyza Boynudelik, Burak Kutlay, Ekin Saçlıoğlu, Fırat Engin, İrem Tok, Meltem Sırtıkara, Merve Şendil, Özge Akdeniz, Sümer Sayın, Seher Uysal, Sergen Şehitoğlu, Şafak Çatalbaş, Teoman ve Ünal Baş yer alıyor.

  • 6. Daire Sanat Galerisi’nde yeni sergi: “Beyhude Bir Tutku”

    T.C Beyoğlu Belediyesi 6. Daire Sanat Galerisi, 31 Ekim 2025 tarihine kadar bağımsız küratör Burçe Saraçoğlu’nun hazırladığı “Beyhude Bir Tutku” sergisine ev sahipliği yapıyor.

    Sisifos, tanrıları kandırdığı için Zeus tarafından sonsuza kadar büyük bir kayayı dağın zirvesine yuvarlamaya mahkum edilmiştir. Kaya her defasında aşağı yuvarlanır; Sisifos yeniden başlamaya zorlanır. Sonsuz döngüdeki bu çaba, onun için bir işkence değil aynı zamanda özgürlüğünün ve başkaldırısının ifadesi olur. Albert Camus, Sisifos’un bu umutsuz görünen mücadelesini, insanın anlam arayışı ve yaşamın baskılarına rağmen direnişiyle özdeşleştirir. “Beyhude Bir Tutku” sergisi, Sisifos’un kaderinden ilhamla insanın kendi yaşamını sorgulamasına ve özgür seçimlerle hayatına yön vermesine alan açıyor.

    Sergide yer alan eserler, ziyaretçileri şu temel sorularla yüzleştiriyor: “Yaşamın bir amacı var mı? Hep bizden bekleneni mi yapmalıyız? Kimiz ve ne istiyoruz?” Camus’nun felsefesine uzanan bir düşünsel zemin üzerine kurulan sergi, insanın özgürlüğünü, direnme gücünü ve seçimleriyle yaşamına anlam katma çabasını görünür kılıyor.

    Küratör Burçe Saraçoğlu, sergiye dair şunları söylüyor: “Sisifos’un kayayı her defasında yeniden yukarı taşıması, aslında insana dair en sahici hikayedir. Yeniden başlamak, direnmek ve anlamı kendimiz yaratmak… Bu sergi de tam olarak bu soruların ve biz insanların direnme çabalarının peşinden gidiyor.

    Sergide Attilla Dur, Beyza Boynudelik, Damla Yalçın, Dilara Pak, Lale Yılmaz, Muaz Özden, Özge Kahraman, Sena Ulusu, Yusuf Can Sadık ve Yunus Çermik’in işleri yer alıyor.

  • Art Basel Paris 2025, Grand Palais’de

    Art Basel Paris, yenilenen Grand Palais’deki ikinci edisyonunda Avrupa, Asya, Amerika ve ötesinden 41 ülke ve bölgeden 206 galeriyi bir araya getiriyor. Bu yıl 29 yeni katılımcının da dâhil olduğu fuar, Paris’in sanatsal, entelektüel ve yaratıcı avangardların küresel merkezi olma rolünü güçlendiriyor.

    Katılımcı galerilerin yaklaşık üçte biri Paris merkezli. Bu durum, kentin dinamik sanat ekosistemini besleyerek Fransa’nın sanatsal inovasyon ve mükemmellik odağı konumunu pekiştiriyor. Fuarın üç ana bölümü — Galeries, Emergence ve Premise — hem köklü hem de yükselen galerileri kapsayarak geçmiş ile günümüz arasında bir köprü kuruyor.

    Art Basel Paris’in kimliğini şekillendiren Kamu Programı, bu yıl da şehrin önde gelen kültür kurumlarıyla iş birliği içinde gerçekleştirilecek. Miu Miu, programın resmi ortağı olarak fuarın disiplinlerarası yaklaşımına katkı sunarken, Petit Palais bir kez daha Conversations adlı konuşma serisine ev sahipliği yapacak. Program tüm ziyaretçilere açık ve ücretsiz olacak.

    Fuarın öne çıkan bölümlerinden Oh La La!, galerileri nadiren görülen eserleri yeniden kurgulayarak sunmaya davet ediyor. Bu yıl 24–25 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek etkinliğin sanat yönetmenliğini Fransız moda belgeselcisi Loïc Prigent üstlenirken, ünlü editör Edward Enninful konuk küratör olarak yer alacak.

    2025 edisyonunda Simone Fattal, Bertrand Lavier, Sheila Hicks, Sonia Delaunay, Simon Hantaï gibi ustalarla birlikte Nathanaëlle Herbelin, Ethan Assouline ve Xie Lei gibi yeni nesil sanatçılar da yer alıyor. Bu çeşitlilik, Paris’in son 150 yılda doğurduğu Empresyonizm’den post-kolonyal düşünceye uzanan yaratıcı mirasın günümüzdeki yansımalarını ortaya koyuyor.

    24–26 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleşecek fuarın önizleme günleri 22–23 Ekim, halka açık vernissage ise 23 Ekim akşamı düzenlenecek.

    Bir asırdan uzun süredir sanatın ve fikirlerin beşiği olan Paris, bu yıl da kübizmden sürrealizme uzanan tarihsel mirasını çağdaş sanatla buluşturuyor. Art Basel Paris, sadece bir fuar değil; aynı zamanda şehrin şehrin kültürel enerjisini yansıtıyor.