• Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” sergisi İMALAT-HANE’de

    İMALAT-HANE, Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” başlıklı kişisel sergisini Yavuz Parlar küratörlüğünde 25 Ekim 2025-4 Ocak 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    ​Bilginin üretimi, tasnifi ve dolaşım politikaları üzerine çalışan Banu Cennetoğlu’nun pratiği, çoğu zaman uzun soluklu araştırmalara, kişisel ve kolektif hafıza kayıtlarına dayanıyor. “ne karanfil ne kurbağa.” sergisi; babalık hâlleri, hak, had, kayıp ve iktidar kavramlarını, hem söz söylemenin hem de söz vermenin muğlaklığı ile düşünmeye çalışıyor. Banu Cennetoğlu ve serginin küratörü Yavuz Parlar’ın bu iş birliği özelinde yürüttükleri yazışmalar, atışmalar ve iç dökmeler, serginin kurgusunu desteklerken, eşlikçi bir yayına dönüşüyor. Sergi adını, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Analar adlı şiirinin “âmenna” isimli 5. bölümünden alıyor.

  • Ahmet Doğu İpek’in yeni sergisi, Tate St Ives’de

    Tate St Ives ve SAHA iş birliğinde gerçekleşen Ahmet Doğu İpek’in Sergisi, 8 Mart 2026’ya kadar Tate St Ives’da görülebilir. Tate St Ives, bu sonbaharda Türk sanatçı Ahmet Doğu İpek’in Porthmeor Stüdyoları’ndaki 2025 misafir sanatçılığı sırasında geliştirdiği yeni eserlerini sunuyor. Sanatçının pratiği, esas olarak detaylı ve meditatif bir süreçle oluşturulan kağıt üzerine suluboya, mürekkep ve kömür çalışmalarından oluşuyor. Çalışmaları genellikle, organik formları yansıtmak için tekrar ve desen kullanarak, inşa edilmiş çevre ve doğa arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

    İpek’in süreci, titiz bir iz bırakma, katmanlama ve tekrarlama içeriyor ve soyutlama ile temsil arasında geçiş yapan kompozisyonlar yaratıyor. Monokrom paletler ve ince detaylar kullanımı, ışık, doku ve hareketteki incelikli varyasyonlara dikkat çekiyor. Doğal süreçlerden ve insan yapımı yapılardan ilham alarak, dönüşüm, dayanıklılık ve zamanın malzemeler üzerindeki etkisi temalarını sık sık ele alıyor. Bu sergi, Tate St Ives ve SAHA arasındaki Sanatçı Misafir Programı ve Komisyon Programı’nın dördüncü ortak çalışmasının bir parçası. SAHA bugüne kadar Burçak Bingöl, Hera Büyüktaşcıyan ve Cansu Çakar gibi sanatçıları destekledi.

  • Ortahisar Yazar Buluşmaları, 23-26 Ekim’de Trabzon’da

    Ortahisar Belediyesi tarafından düzenlenen “Ortahisar Yazar Buluşmaları”, 23-26 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Dört gün sürecek etkinlikte 68 yazar ve şair, söyleşi, dinleti ve imza günleriyle okurlarla buluşacak. Belediye Başkanı Ahmet Kaya, “Birbirinden değerli 68 yazar ve şairimizi, 4 gün boyunca Trabzon’umuzda ağırlamanın mutluluğunu yaşayacağız” dedi.

    Ortahisar Belediyesi tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen ve geçen yıl ilki yapılan “Ortahisar Yazar Buluşmaları”nın ikincisi, bu yıl 23-26 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Geçen yıl Hasan İzzettin Dinamo anısına düzenlenen Ortahisar Yazar Buluşmaları, bu yıl Türk öykücülüğünün usta kalemi, yazar ve çevirmen Tomris Uyar anısına düzenlenecek. Etkinlik kapsamında birbirinden değerli 68 yazar ve şair, söyleşi, dinleti ve imza günleriyle dinleyici ve okurlarla buluşacak. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın öncülüğünde oluşturulan Düzenleme Komitesi, Melih Yıldız, Serkan Türk, Olgun Önder ve Erdal Eksert’ten oluşuyor.

    Sunuculuğunu şair-yazar İsmail Biçer’in yapacağı etkinliğin açılış konuşmalarını CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Prof. Dr. Emre Kongar, Haydar Ergülen ve Prof. Dr. Can Kakışım yapacak.

    Ortahisar Yazar Buluşmaları’nda 68 yazar, şair ve edebiyatçı, söyleşi, dinleti ve imza günleri kapsamında dinleyici ve okurlarla buluşacak. Trabzon’a âdeta bir kültür şöleni yaşatacak olan etkinliğe bu yıl; Müge İplikçi, Işıl Madak, Hakan Sarıpolat, Abdullah Ezik, Fuat Sevimay, Hülya Soyşekerci, İbrahim Dizman, İlyas Tunç, Güven Baykan, Bahtiyar Gül, Ayşe Keskin, Mutlu Özçelik, Sezgin Kaymaz, Ömer F. Oyal, Hayati Baki, Kenan Sarıalioğlu, Kamil Erdem, Nihan Eren, Serkan Türk, Yavuz Oğhan, Cengiz Özkarabekir, Veysel Usta, Atilla Alp Bölükbaşı, Melih Yıldız, İnci Aral, Banu Avar, Ömer Turan, Ercan Yılmaz, Arzu Alkan Ateş, Gülten Dayıoğlu, Şebnem İşigüzel, Tayfun Pirselimoğlu, Melih Günaydın, Fahri Gümüştekin, Süleyman Hacıbektaşoğlu, Namık Somel, Mehmet Kuvvet, Dilek Bilge, Gamze Güller, Neslihan Önderoğlu, Fatih Gezer, Ayşe Övür, Orhan Bahtiyar, Nilay Özer, Gonca Özmen, Gökçenur Ç., Feyza Hepçilingirler, Mertcan Karacan ve Salim Nizam’dan oluşan dev bir kadro katılacak.

    Yazar Buluşmalarında yapılacak programların moderatörlüğünü ise Abdullah Ezik, Melih Yıldız, Serkan Türk, Yakup Karbuz, Mertcan Karacan, Gamze Güller, Yasemin Uzun, Büşra Tan ve Dr. Aslı Pınar Zorba Yıldız yapacak.

    Etkinlikte ayrıca Zekeriya Saka, Elif Saylam, Sabri Dilber, Ali Kemal Mutlu, Gülen Deniz, İsmail Fandaklı, Murat Ergin, Filiz Kalkışım Çolak, Fatma Babuşçu, Sema Zen, Haydar Çoruhlu, Bahriye Kefelioğlu Bektaş, Hüseyin Çevik ve Selin Bak, düzenleyecekleri imza günlerinde, okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzalayacaklar.

  • Yusuf Taktak ile “Başka Zaman – Başka Mekân” sergisi üzerine / Abdullah Ezik

    Abdullah Ezik, Yusuf Taktak ile geçtiğimiz günlerde Briefly Art Galeri’de izleyicilerle buluşan yeni kişisel sergisi “Başka Zaman – Başka Mekân” üzerine konuştu.

    Yeni kişisel serginiz “Başka Zaman – Başka Mekân”da gerek tuval resimleriniz gerekse yakın dönemde ürettiğiniz karışık teknik işleriniz yer alıyor. Oldukça uzun bir geçmişe yayılan, zaman içerisinde farklı yönlerden beslenerek gelişen bir sanat anlayışınızın olduğundan söz edilebilir. Öncelikle bugünden geçmişe baktığınızda kendi sanat yolculuğunuzun nasıl evrildiğini düşünüyorsunuz?

    Başından beri, 2-3 yıl aralıklarla sergi açmayı yeğliyorum. Eğer sergi açmak “söz söylemek” ise, ülkemiz koşullarında sergiler arasındaki bu süre, en azı olmalı.

    Sergilerle ilgili zincirleme, birbirini tamamlayan, destekleyen ve yeni biçimlerin yaratılmasından söz etmekteyim. Kendi içinde evrilme de; kuşkusuz atölye, deneysel çalışmalar, kendi kendime hesaplaşmalar, Türk ve dünya sanatını gözden geçirmeyle yol almak mümkündür.

    İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde geçen yıllarla beraber önce Adnan Çoker, ardından Prof. Mario Deliugiu Atölyesi’nin sizin üzerinizde özel bir etkisinin/değerinin/yerinin olduğu söylenebilir. Bütün bir sanat yaşamınızın şekillenmesinde akademi ve söz konusu atölyeler sizi nasıl etkiledi, şekillendirdi?

    Geçen bunca uzun zamana baktığımda; biçimler, edindiğim imge ve simgeler çeşitlilik kazansa da “ruh” yapımın akademi öğrencilik yıllarında ortaya çıkardığım işlerimle benzerlik taşıdığını görmekteyim.

    Çoğunlukla Çoker Hocamın bilgi ve öngörüşlü yaklaşımı beni beslemiştir. Hocanın kendi yaptığı resimlerinden uzakta ama çağdaş bir yaklaşımla onunla ve kişiliğimle özdeş, farklı bir sanat bakışını yeğledim. Atölye çalışmalarında beni özgür bırakmasını, öteki atölye hocalarının eğitim anlayışını gördükçe, bu sanatsal değeri daha çok fark ettim.

    Serginin başlığında yer alan “zaman” ve “mekân” vurgusu üzerine ayrıca bir parantez açmak istiyorum. Akademiden bugünlere ulaşan çizginizde şüphesiz “başka zamanlar” ve “başka mekânlar” söz konusu olmuştur, oluyor da. Peki başlıkta yer alan bu “başka” zaman(lar)/mekân(lar) vurgusunu nasıl açmak gerekir?

    Sergi başlığını hem düz anlamıyla kullandım hem de uzun bir süredir “zaman” ve “mekân” kavramlarını irdelemekteydim, onların yan yana gelişleriyle farklı bir heyecan içine girdim, öyle tercih ettim. Kullandığım, ele aldığım biçimleri zaman kavramıyla açıklamak, 2 boyutlu işlerimde yanılsama da olsa mekânla bağlar kurmak, âdeta doğan çocuğa sonradan isim verme benzeri, sergi başlığım olarak ortaya çıktı, bu da bana kalırsa kaçınılmazdı. Resimsel elamanlarım olan çadır, dikey üçgen, dikilitaş, bisiklet, yapısal ev, kutular vs. tam da sözünü ettiğim bu “zaman” ve “mekânı” kavramsal açıdan göstermektedirler.

    Sizin işlerinizde sıkça “bisiklet” motifine/unsuruna rastlıyoruz ki yer yer bunu bir alamet-i farika, bir imza olarak yorumlamak da mümkün. İşin atmosferi ne olursa olsun bir köşede duran bir bisiklet, bir ânda başka bir atmosferi beraberinde getirebiliyor. Bir imge ve alamet-i farika olarak işlerinizdeki “bisiklet”lere nasıl yaklaşmak gerekir?

    Bisiklet çocukluğumun aşkıydı. İlk gençlik yıllarında akademi öğrencisiyken, motosiklet sevgisi işlerime de yansıdı. Sonraki yıllarda çevre bilinciyle motoru devreden çıkardım ve bisikletimle karşılaştım. Sıradan, laf olsun diye bir biçim değildi. Giderek benim mührüm olacağını biliyordum. En önemli özelliğiyse insan hayatına benzemesi; geri vitesi yok, hep gidersin, enerjin bittiğinde düşer, yani ölürsün… İşte burada “zaman” kavramı ve metaforu da devreye girer. Bir başka yanı işlerimdeki görünmez devinimin de yüklenicisidir.

    Sergide yer alan işlerinizin sık sık gerçek ile yanılsamayı iç içe geçiriyorsunuz. Bu elbette sanatın merkezinde yer alan fikirlerden/meselelerden birisi olarak da değerlendirilebilir. Peki sizin için gerçek ile yanılsama hangi noktada iç içe geçer ve bu mesele işlerinize yansırken nasıl bir düşünce silsilesi ile biçimlenir? İşlerinizdeki birleşmeler, asamblaj ve olguları nasıl düşünmek gerekir?

    Sanatçılar yanılsamanın peşindedirler. Rönesanstan bu yana savaşımları perspektif olgusu ile ilgilidir. 20. yüzyıl başında perspektifi bir yana atan kübizm ve kolajlarla birlikte yaratıcıların gözbebeği olan yanılsama, iki boyuta evrilmiş gibi görünse de kolaj, asamblaj ve enstelasyon yöntemiyle, tersine perspektif ile günümüze dek devam etti. Kolajın önemli özelliği; dergi, gazete gibi parçaların resmin içine girmesi, aynı zamanda güncel olanın da sanatın ögesi olmasıydı. Yani sanatçı güncel olanla ilgili bir not düşmektedir sanat dünyasına. Bu düşünce de; genel konuları işleyen sanatçılar için kuşkusuz devrim gibi bir olgudur.

  • Akbank Sanat’tan yeni atölye programı: “Çizginin Neresinde?”

    Akbank Sanat ve Kadir Has Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen “Çizginin Neresinde?” söyleşi ve atölye programı, 1 Kasım – 13 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek. Program, kamera arkasında çalışan kadın sinemacıların emeğini görünür kılarak sinema sektöründeki üretim süreçlerini, yapısal eşitsizlikleri ve dönüşüm alanlarını tartışmaya açacak.

    Akbank Sanat, Kadir Has Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü iş birliğiyle “Çizginin Neresinde?” söyleşi ve atölye programını hayata geçiriyor. Kamera arkasında çalışan kadın sinemacıların emeğini görünür kılmayı hedefleyen program, daha adil ve kapsayıcı bir gelecek için sinema sektöründeki kadın üretimine dair kolektif bir hafıza oluşturarak sektördeki üretim süreçlerini ve yapısal eşitsizlikleri tartışmayı, dönüşüm alanlarını birlikte inşa etmeyi amaçlıyor.

    Program kapsamında görüntü yönetimi, kurgu, ses, yapımcılık,sanat ve reji gibi farklı alanlarda üretim yapan kadın sinemacılarla söyleşiler gerçekleştirilecek. Bu buluşmalarda kadınların sektördeki deneyimleri; “çizginin altı ve üstü” olarak tanımlanan görünür ve görünmeyen emek alanları üzerinden tartışılacak. Atölye ve yuvarlak masa buluşmalarında ise kadın sinemacıların ortak üretim ve öğrenme alanlarını çoğaltılarak; mentorluk, ağ kurma, dayanışma ve politika önerileri gibi somut çözüm yolları üretilecek.

    Sınırlı kontenjanla gerçekleşecek programa katılım için www.akbanksanat.com adresinden ücretsiz kayıt yaptırılması gerekiyor.