• SANATORIUM’dan yeni sergi: “Şeylerin Fısıltısı”

    SANATORIUM, küratörlüğünü Uras Kızıl’ın üstlendiği “Şeylerin Fısıltısı” başlıklı sergiyi 10 Ekim–22 Kasım tarihleri arasında izleyiciyle buluşturuyor.

    Sergi, Selim Birsel, Sinem Dişli, Sibel Horada, Emre Hüner, Ege Kanar, Çağla Köseoğulları, Ali Miharbi ve Yağız Özgen’in sergiye özel ürettikleri ya da yeniden kurguladıkları çalışmalar üzerinden manzara kavramını merkezine alıyor. Araştırma temelli süreçlerden beslenen bu üretimler, manzarayı yalnızca görsel ya da pitoresk bir alan olarak değil; kavramsal, politik, toplumsal ve ekolojik bağlamlarda tartışmaya açıyor.

    Romantizm döneminden itibaren toplumsal, politik ve ekonomik ilişkileri görünür kılma gücü taşıyan manzara, günümüzde posthuman (insan sonrası) yaklaşımların etkisiyle bakışını insan-olmayan ötekilere doğru çeviriyor. Sergi de bu bağlamda insan dışındaki varlıkların hikâyelerine kulak veriyor, imgenin güncel anlamlarını yeniden tanımlıyor ve izleyiciye farklı anlatıların kapısını aralıyor.

    “Şeylerin Fısıltısı”, bir hikâye anlatıcısı konumuna yerleşiyor. Gerçek ile kurmaca, deneysel ile spekülatif, mutlak ile göreli arasındaki gerilimden hareketle yeni anlatı biçimleri yaratıyor; imgenin süreçsel ve çoğul bilgi üretimine alan açıyor. İnsan etkinliklerinin sınırlarını aşarak, insan olmayan öznelerin konumlarını manzara ölçeğinde yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Sergi, sezgisel ve duygusal rezonanslar üretirken ses, renk, kimyasal tepkimeler ve poliüretan köpük, epoksi, silikon, cam, kauçuk gibi farklı malzemelerin katılımıyla bedenlenmiş manzara örüntüleri kuruyor. Galeri mekânı da bu yaklaşımın bir parçası hâline geliyor; ofis bölümü, depo işlevli alt kat ve spiral merdivenlerle bağlantılı tüm alan sergiye dâhil edilerek yeniden biçimlendiriliyor.

  • Esra Dermancıoğlu’ndan yeni oyun: “İyi Değilim Ama Anlatacak Kadar da Kötü Değilim”

    Esra Dermancıoğlu’nun hem yazıp yönettiği hem de başrolünü Deniz Karaoğlu’yla paylaştığı yeni oyunu “İyi Değilim, Ama Anlatacak Kadar da Kötü Değilim” 30 Ekim’de ilk kez sahneye çıkıyor.

    Satsuma yapımcılığında sahneye taşınan eser, dram ile kara komediyi bir araya getiriyor. Arzu, utanç, dijital çağın tüketim alışkanlıkları ve ebeveynlerden devralınan mirasın gölgesinde şekillenen bir aşk hikâyesini anlatan oyun; projeksiyon, ses tasarımı ve sahne metaforlarıyla zenginleşiyor. Seyirciyi bir kadının kendi bedeni ve geçmişiyle giriştiği hesaplaşmanın ortasına davet eden yapımın merkezinde Dermancıoğlu’nun kaleme aldığı manifesto bulunuyor: “Beden ilk pazardır. İlk meta, ilk vitrin… Ama bir gün dokunmamak devrim olacak. Bir gün beden geri alınacak. Ve o gün geldiğinde, hiç kimse, hiç kimsenin vitrini olmayacak.”

    “İyi Değilim, Ama Anlatacak Kadar da Kötü Değilim”in prömiyeri 30 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde yapılacak. Gösterimin biletleri Biletix, Biletinial ve Passo üzerinden temin edilebiliyor.

    Künye

    Yazar&Yönetmen: Esra Dermancıoğlu
    Oyuncular: Esra Dermancıoğlu, Deniz Karaoğlu
    Yardımcı Yönetmen: Özden Selim Karadana
    Reji Asistanı: Gülse Baştuğ
    Backstage: Ayşegül Karacan
    Afiş Tasarım: Berkcan Okar
    Afiş Fotoğrafı: Muhsin Akgün
    İllüstratör: Gökçe Erverdi
    Animasyon: İbrahim Özdağ
    Ses Tasarımcısı: Ozan Yılmaz
    Müzik: Jamal Aliyev
    Işık&Sahne Tasarımı: Cem Yılmazer
    Yapım Asistanı: Sezin Mutlu
    Yapımcılar: Timur Savcı, Burak Sağyaşar, Alara Hamamcıoğlu Bayraktar
    Yapım Şirketi: Satsuma

  • Hatıralar ve dostluklar: “Detaylar” üzerine bir inceleme / Fatma Aliye Altıok

    Hayat, çoğu zaman geçmişin izlerini en beklenmedik anlarda önümüze serer. Bir kitap, bir ses, bir bakış ya da bir kurabiyenin tadı, anıların yeniden canlanmasına yol açabilir. Belleğin dolambaçlı yollarında kaybolmuş anılarla karşılaşmak, kimi zaman hüzün ve melankoli getirirken, geçmişin güzel günlerini de yeniden hatırlatabilir.

    Ian Genberg’in Detaylar başlıklı kısa romanı, anılar, dostluklar ve değişim üzerine derin bir inceleme sunuyor. İthaki Yayınları’ndan Zeynep Tamer’in çevirisiyle yayımlanan bu eser, 2024 Uluslararası Booker Ödülü finalistlerinden biri olarak da dikkat çekiyor.

    Roman, sıtmaya yakalanmış ve ateşi endişe verici seviyelerde seyreden bir kadının, Paul Auster’in New York Üçlemesi kitabının sayfalarını yeniden çevirmesiyle başlıyor. Anlatıcı, Auster’in rehberliğinde geçmişin derinliklerine dalarak gençliğini, hatalarını, pişmanlıklarını ve eski dostlarını hatırlıyor. Bu süreç, hem bireysel bir içsel yolculuk hem de kolektif hafızayla kurulan bir diyalog niteliğinde ilerliyor.

    Detaylar, dört ayrı karakter ve hikâyeyi merkezine alıyor: Johanna, Niki, Alejandro ve Birgitte. Anlatıcı, bu karakterlerle geçmişte kurduğu ilişkileri yeniden inşa ederken, artık farklı dışsal hatırlatıcılar aracılığıyla onları yeniden keşfetmek zorunda kalıyor. Roman boyunca ev eşyaları, fotoğraflar ve sesler gibi unsurlar, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor ve anlatıcıyı hatırlama sürecine davet ediyor.

    Johanna sayesinde anlatıcı, 20’li yaşlarındaki kararsızlıklarını ve tembelliklerini yeniden gözden geçiriyor. Karşıt karakterlere sahip olmalarına rağmen, birlikte yaşadıkları ilişki, anlatıcıya kendisini ve geçmişini yeniden keşfetme fırsatı sunuyor. Paul Auster’in romanı ise, hatırlama ve unutma arasındaki ince çizgiyi sorgulamanın yollarını gösteriyor.

    Genberg’in minimalist ve olgun dili, karakterler arasındaki psikolojik derinlikleri ve objelerin sembolik anlamlarını ustaca işliyor. Roman, yalnızca anlatı teknikleriyle değil, aynı zamanda insanın değişimi, anıların seçiciliği ve dostlukların evrimi üzerine çarpıcı bir bakış açısı sunmasıyla da öne çıkıyor.

    Detaylar, 1980’li yılların Stockholm’ünden günümüze uzanan dört insanın ve dört hikâyenin birleşimi olarak, geçmişin izlerini sürerken zamanın ve değişimin kaçınılmaz etkilerini de gözler önüne seriyor. Okur, hem bireysel hem toplumsal hafızanın izlerini takip ederken, dostlukların ve anıların zaman içindeki evrimini de deneyimliyor.

  • Salt’tan Dünya Mimarlık Günü’ne özel program

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, 1985’ten bu yana her yıl Ekim ayının ilk Pazartesi günü kutlanan Dünya Mimarlık Günü kapsamında, Kalebodur desteğiyle kamusal mekânın üretimine odaklanan bir dizi program sunuyor.

    Herkese açık ve ücretsiz etkinlikler, 7 Ekim Salı günü saat 18.30’da Salt Galata’da mimarlık tarihçisi ve akademisyen Bülent Batuman’ın “Kamusal Mekân ve Politika: İşgal, İktidar, Gündelik Hayat” başlıklı konuşmasıyla başlayacak. Batuman, kamusal alanın gündelik yaşam ve politikleşme potansiyeli arasındaki ilişkisini ele alacak.

    11 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te ise Orkun Dayıoğlu yürütücülüğünde bir kent yürüyüşü düzenlenecek. 1940’lardan bu yana İstanbul’un en önemli kamusal alanlarından biri olan Maçka Parkı’nın farklı dönemlerdeki kullanım biçimleri ve geçirdiği dönüşümler incelenecek.

    Ayrıca 6 Ekim’de, mimar Ayla Karacabey’in (1939-2012) arşivi archives.saltresearch.org üzerinden erişime açılacak. Salt Araştırma Mimarlık Arşivi’ne eklenen koleksiyon, Karacabey’in mimari gözlem yaklaşımını ortaya koyan gezi fotoğraflarını içeriyor.

    Ayrıntılı bilgi için: saltonline.org.

  • Artweeks Istanbul 12. edisyonuna hazırlanıyor

    Türkiye çağdaş sanat ortamının en dinamik buluşmalarından Artweeks Istanbul, 12. edisyonu ile 15–26 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Etkinlik bu yıl, doğduğu ev olan Akaretler Sıraevler ile eş zamanlı olarak The Ritz-Carlton Residences İstanbul B Blok’ta gerçekleşecek.

    UBS ana sponsorluğu ve Bilgili Holding kurucu sponsorluğunda düzenlenecek olan 12. edisyon, Artweeks Istanbul’un farklı mekanları kapsayan yapısını bir adım öteye taşıyarak sanatın kentle kurduğu ilişkiyi farklı bir perspektiften ele alacak.

    Sanatçılar, galeriler ve kurumlar arasında kurduğu köprü ile sanat ekosistemine canlılık katan Artweeks Istanbul’un 12. edisyonundaki tüm sergiler, daha önceki yıllarda olduğu gibi yine herkese açık ve ücretsiz olacak.

    Bilgili Holding’in vizyonu ve Sabiha Kurtulmuş iş birliğiyle 2018’de Türkiye sanat sahnesine yeni bir soluk getirmek üzere, kar amacı gütmeyen bir platform olarak hayata geçirilen Artweeks Istanbul, geleneksel fuar anlayışını yeniden tanımlıyor. Kurulduğu günden bu yana sanatın tüm paydaşlarını ücretsiz olarak kucaklayan, yüz binlerce sanatseveri yüzlerce sanatçı ve galeriyle buluşturan platform, sanatın daha erişilebilir ve kapsayıcı olmasında öncü bir rol üstleniyor. Artweeks Istanbul, XII. Edisyonunda da bu birleştirici ve yenilikçi misyonunu sürdürerek sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

    Artweeks Istanbul, 12. edisyondaki programını iki farklı mekanda sunarak içeriğini zenginleştiriyor. Akaretler Sıraevler’in tarihi dokusu ile The Ritz-Carlton Residences’ın modern mimarisini bir araya getiren etkinlik, sanatın kent ve mekanla kurduğu ilişki üzerine yeni bir diyalog alanı açıyor. Her iki mekanda sunulacak farklı sergi ve projeler, ziyaretçilere sanatın sunulduğu bağlama göre nasıl farklı deneyimler yaratabileceğini gösterecek.

    Etkinlik programı, sergilerin yanı sıra sanat üzerine disiplinlerarası bir diyalog ortamı yaratacak ArtTalks panellerini ve Bang & Olufsen iş birliğiyle düzenlenecek özel buluşmaları da kapsayacak.

    Artweeks Istanbul, her edisyonunda olduğu gibi bu yıl da çok katmanlı yapısıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin önde gelen sanatçı ve galerilerini, koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluşturacak olan etkinlik, galerilerin sergilerinden bağımsız sanatçı projelerine, enstalasyonlardan panellere ve yeni medya işlerine uzanan disiplinlerarası bir buluşma alanı oluşturarak kamusal etkisini daha da genişletiyor.

    Temel misyonlarından biri, sanat ekonomisine sürdürülebilir katkı sunmak olan Artweeks Istanbul, bu misyonun somutlaşmış hali olarak işlev gören özel sergiler ve projeler, sanatçıların görünürlüğünü artırırken koleksiyonerlik kültürünü teşvik etmeyi amaçlıyor. XII. Edisyon’da kapsamda, iş dünyasının duayen isimlerinden Bülent Eczacıbaşı’nın “Altı Fotoğraf” sergisi ve illüstrasyon alanında kendine özgü çizgi diliyle tanınan multidisipliner sanatçı Cem Güventürk’ün “FloreLuctus” projesi sanatseverlerle buluşacak.

    Bu yıl Artweeks Istanbul’da yer alacak galeri, sanatçı ve kurumlar arasında Ambidexter, Artopol Art Gallery, ArtHan Gallery, Asım İşler, Baksı Müzesi, Bilgili Sanat, Bosfor, Bülent Eczacıbaşı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, BB Projectt, Cem Güventürk, E’Art Gallery, Evin Sanat Galerisi, Frank Art Studio, Galeri Siyah Beyaz, Galerist, Gallery G-Art, Hasan Sarıtaş Art Gallery, Horozart, İBB Kültür A.Ş,  İmoga Art Space, Istanbul Concept Gallery, Kun Art Space, Martch Art Project, MERKUR, Mine Sanat Galerisi, Nihat Odabaşı, Öktem Aykut, Pi Artworks, Red Art İstanbul, Sanatorium, Şerife Bilgili Ercantürk, Taksim Sanat, UZ Gallery ve X-IST bulunuyor.

    12. edisyonun en önemli yeniliklerinden biri de Bilgili Sanat iş birliğiyle ilk kez hayata geçirilen “Curation Space” programı olacak. Bu alan, bağımsız genç küratörlere kendi seçki ve kürasyonlarını sunma imkanı tanıyarak, Türkiye sanat ekonomisinin dinamik yapısını besleyen sürdürülebilir bir ekosistem yaratma hedefine katkıda bulunuyor.