• Ozan Ünal’dan yeni sergi: “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı”

    Çağdaş sanatçı Ozan Ünal, dört yıla yayılan “Gerçeğin İnşası” projesini tamamlıyor. Serinin son durağı olan “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı”, 21 Ekim – 9 Kasım 2025 tarihleri arasında Hüsrev Kethüda Hamamı’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Ünal, serinin önceki bölümleri “Bir Varlık Bir Yokluk” ve “Rüya Anıdan Sayılır mı?”da varoluş, bellek ve algı ilişkilerini araştırmıştı. Bu kez “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” ile bu temaları daha derin bir düzleme taşıyor. Sanatçı, gerçeğin kırılgan yapısını sorgularken, “hafıza”yı belirsizlikle, “algı”yı ise gerçeği dönüştüren bir araç olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Çelik, bronz, beton ve paslanmaz çelik gibi ağır malzemeleri kullanarak zihnin narinliğini temsil eden Ünal, bireysel ve toplumsal hafızanın iç içe geçtiği bir deneyim alanı yaratıyor. Eserler, hem sert malzemenin dayanıklılığı hem de belleğin uçuculuğu arasında bir gerilim kuruyor. Hüsrev Kethüda Hamamı’nın tarihsel atmosferiyle birleşen bu yerleştirme, izleyiciyi zamanın, hatırlamanın ve unutmanın birbirine karıştığı duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

  • YUNT’tan yeni sergi: “VarYok”

    Merve Elveren ve Meriç Öner küratörlüğünde hazırlanan “VarYok” sergisi, 11 Ekim 2025 – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında YUNT’ta izleyiciyle buluşacak.

    Bir yıl boyunca üç bölüm hâlinde gerçekleşecek sergi, kişiler, nesneler, mekânlar ve tarihler aracılığıyla geçmişle geleceğin birbirine dokunan tahayyüllerini araştırıyor. Farklı zaman ve coğrafyalara uzanan “VarYok”, katılımcı sanatçıların üretimlerini özel ile kamusal alan arasındaki sınırların muğlaklaştığı bir düzlemde yeniden düşünmelerine olanak tanıyor.

    Programın ilk bölümü “VarYok: Canlı”, 11 Ekim 2025 – 1 Şubat 2026 tarihleri arasında izlenebilecek. Bu bölümde mimarlık tarihçisi Gürbey Hiz’in bilim ve edebiyat dergisi Servet-i Fünûn’dan yola çıkarak oluşturduğu “eleştirel modernite atlası”, sanatçı Emre Hüner’in Neochronophobiq (2015) adlı videosu ve video için tasarladığı seramik karakterlerle bir araya geliyor. Hiz’in geç Osmanlı dönemine ait ilerlemeci gelecek tahayyülleri; ev, sokak, gökyüzü ve yeraltı gibi farklı sahnelerde yeniden yorumlanıyor. Hüner’in arkeolojik buluntuları andıran heykellerinde çene ve omurga kemiklerini çağrıştıran ilkel aletler, hayvan fosilleri, ritüel nesneleri, meteor parçaları ve menhir benzeri formlar, mimari kabuklarla iç içe sunuluyor. YUNT’taki yerleştirmede videodan bağımsızlaşan bu karakterler, başka bir zamanın ya da mekânın olasılığını temsil ediyor.

    Serginin ikinci bölümü “VarYok: Halı Altı”, 4 Şubat – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Metehan Özcan, Mona Mahall ve Aslı Serbest’in katılımıyla gerçekleşecek. Yılın son sergisi “VarYok: Anıtsı” ise 6 Mayıs – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Firuzan Melike Demirtaş ve Deniz Tortum’un çalışmalarını bir araya getirerek “VarYok” programını tamamlayacak.

  • “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar”: Hafızanın romanı / Ali Gence

    Polat Özlüoğlu’nun Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar başlıklı ilk romanı, hatırlamanın ve unutmanın birbirine karıştığı, kişisel hafızayla toplumsal belleğin iç içe geçtiği bir hikâye anlatır. Romanın merkezinde, 12 Eylül’ün karanlık gölgesinde yaşamış bir kadın olan Meşhur Kara vardır. Onun hikâyesi, sadece bireysel bir acının değil, bir toplumun susturulmuş geçmişinin de izlerini taşır. Özlüoğlu, Meşhur’un sessizliğinde ve kırılmış anılarında, Türkiye’nin belleğinde bastırılmış, konuşulmamış travmaları görünür kılar.

    Roman boyunca hatırlamak ve unutmak birbirini sürekli takip eder. Unutmak bazen bir savunma, bazen de hayatta kalmanın tek yoludur. Fakat Özlüoğlu’nun dünyasında hiçbir şey bütünüyle unutulmaz; acı, bedende yaşamaya devam eder. Bu düşünce, romanın temel eksenini oluşturur. Meşhur’un geçmişi, belleğin değil, bedenin derinlerinde taşınır. Bu nedenle roman, hatırlamanın zihinsel değil, bedensel bir eylem olduğunu anlatır.

    Polat Özlüoğlu, hafızayı yalnızca bir geçmişe dönüş aracı olarak değil, bugünü anlamlandıran bir güç olarak ele alır. Meşhur’un yaşamı boyunca karşılaştığı sessizlikler, toplumsal unutmanın birey üzerindeki ağırlığını gösterir. Unutma, burada bir suç ortaklığına dönüşür; hatırlamak ise hem acı verici hem de onarıcı bir direniştir.

    Romanın dili de bu hafıza temasını destekler. Kısa, kesik cümleler; hatırlamanın parçalı yapısını, zihnin anıları nasıl kırık dökük biçimde çağırdığını yansıtır. Zaman çizgisi doğrusal değildir; geçmiş ve şimdi birbirine karışır, tıpkı belleğin akışsız doğası gibi. Özlüoğlu, anlatı yapısını hafızanın mantığıyla kurar: düzensiz, dağınık ama derin.

    Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar, travmanın nasıl unutulmadığını, yalnızca biçim değiştirdiğini anlatır. Meşhur’un suskunluğu, aslında bir hafıza biçimidir; sessizliğin içinde taşıdığı şey, unutuş değil, hatırlamanın ağırlığıdır. Roman, bu yönüyle yalnızca bir dönemi değil, belleğin insanı nasıl biçimlendirdiğini de anlatır. Özlüoğlu, geçmişle yüzleşmenin hem bireysel hem toplumsal bir görev olduğunu hatırlatır.

    Nihayetinde Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar bize şunu yeniden hatırlatır ve bu yönüyle kendisine özgün bir yer edinir: Unutmak, hiçbir şeyi silmez. Kalbin durduğu o anlarda bile, hatırlama sürer. Hafıza, insanın hem laneti hem de yeniden doğma imkânıdır.

  • İlker Hepkan’dan yeni şiir kitabı: Sizi Kaçırıyorum

    İlker Hepkan, şiirin temel öğeleri dize ve imgeyi sorguladığı ikinci kitabı Sizi Kaçırıyorum ile okurlarıyla yeniden buluştu. Hepkan’ın okurlarını aşık olmaya teşvik ettiği ilk kitabı Beyefendiler gibi bu kitabı da şiir dünyasının en önemli ağırlık merkezlerinden 160. Kilometre Yayınevi etiketiyle yayımlandı.

    1985 yılında İzmir’de doğan şair İlker Hepkan’ın ikinci şiir kitabı Sizi Kaçırıyorum ile okuyucusunu şiirlerin içindeki birden çok anlamı bulmaya davet ediyor. Şiirlerinde dizenin ve imgenin yapısal esnekliğini kullanarak birden çok anlam yaratan Hepkan, hem okuru kelime ve duyguyla sembolik olarak alı koymayı, hem de okurla aynı zaman ve mekanda var olamamayı işaret ediyor. Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan, edebiyat ve yayıncılık hayatına New York ve İstanbul’da devam eden Hepkan, “Sizi Kaçırıyorum”daki şiirleri 2002-2022 yılları arasında yaşadığı İzmir, Augusta, İstanbul, Paris, Tucson ve New York’ta kaleme aldı. Bu şehirlerde deneyimlediği anlam farklılıklarını dizelerine katan şair okurlarına her şiirde birden çok anlam vadediyor.

  • Jacques Rancière’in “Estetik Bilinçdışı” kitabı yayımlandı

    Jacques Rancière’in Estetik Bilinçdışı adlı kitabı Telemak Kitap tarafından Selim Karlıtekin çevirisiyle yayımlandı.

    Rancière’in 2001 tarihli metni Estetik Bilinçdışı modernite tecrübesini kateden, klasik “temsil” düzenini alaşağı eden estetik devrimin psikanalizin edebiyatla karşılaşmasını ele alır. Bunu yaparken psikanalizin bilinçdışını “icadını” tartışmaya açar ve bizzatihi psikanalizi önceleyen, edebiyatta dile gelmiş estetik bilinçdışı fikrinin bir arkeolojisine girişir. Estetik sanat rejimi, temsilin hiyerarşileri ve olay örgüsünden bir kopuşu örgütler, kalbinde gündelik hayat vardır ve modern bilinçdışı düşüncesine yaslanır. Bu devrim Rancière’in “karşıtların özdeşliği” dediği şeyde temellenir: bilinen ve bilinmeyen, etken ve edilgen, logos ve pathos denkleşir. Yaşama yaşamın anlamsızlığının eşlik eder olması, bunun farkındalığı moderni açan jesttir.