• Anna Brassey’nin Akdeniz yolculukları Türkçede

    19. yüzyılın dikkat çekici kadın seyyahlarından Leydi Anna Brassey’nin Akdeniz seyahatlerini anlattığı Altın Günlerden Kurşun Gecelere, ilk kez Türkçeye kazandırıldı. Eser, Brassey’nin 1874-1878 yılları arasında Gün Hüzmesi yatıyla gerçekleştirdiği Akdeniz yolculuklarını, Kıbrıs’tan İstanbul’a uzanan rotalar üzerinden aktarıyor. Coğrafi gözlemlerin ötesine geçen kitap, özellikle Osmanlı coğrafyasındaki yönetim anlayışını, gündelik yaşamı ve yerel kültürü ayrıntılı gözlemlerle ele alarak dönemin sosyal ve siyasal atmosferine ışık tutuyor.

    Döneminin alışılmış kadın gezgin profilinin dışına çıkan Anna Brassey, denizcilik faaliyetlerine doğrudan katılan, yeni rotaları keşfetmekten çekinmeyen ve farklı coğrafyaları merakla dolaşan bir seyyah portresi çiziyor. Türkçede ilk kez yayımlanan Altın Günlerden Kurşun Gecelere, yolculuklara eşlik eden illüstratörün hazırladığı özgün görsellerle birlikte okura sunularak hem seyahat edebiyatı hem de Osmanlı tarihiyle ilgilenenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Ali Özgür Özkarcı’dan “Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine”

    Türk edebiyatının modernleşme sürecinde belirleyici bir eşik olarak kabul edilen 1950’li yıllar, yeraltı edebiyatı, marjinallik ve sürgünlük gibi kavramların edebi üretimde belirginleştiği, aynı zamanda sonraki kuşakları derinden etkileyen birçok yazar ve şairin ortaya çıktığı bir döneme işaret ediyor. Ali Özgür Özkarcı, bu tarihsel ve estetik dönüşümü odağına aldığı Elliler Apartmanı adlı kitabında, “Elliler Kuşağı”nın şiir ve öykü anlayışını kapsamlı bir bakışla ele alıyor. Yazar, dönemin biçimsel yeniliklerini incelerken, Türkçe edebiyatta yaşanan paradigma değişimini ve geleneksel tür anlayışının nasıl farklı yönelimlere evrildiğini tartışmaya açıyor.

    Kitabın Portreler bölümü, “Elliler Kuşağı”nın oluşum sürecini hazırlayan edebi ve düşünsel dinamikleri ayrıntılı biçimde değerlendirirken, Bir Öyküden Apartmanı başlıklı bölüm ise kuşağın öne çıkan yazarlarına odaklanıyor. Oğuz Atay, Sevim Burak, Yusuf Atılgan, Leylâ Erbil, Füruzan ve Vüs’at O. Bener’in de aralarında bulunduğu on yazarın seçilmiş öykülerini çözümleyen Özkarcı, hem dönemin estetik arayışlarını hem de Türkçe öykücülüğün dönüşümünü görünür kılıyor. Elliler Apartmanı, deneme türüne ilgi duyanların yanı sıra 1950’li yılların edebiyat ortamını tarihsel ve eleştirel bir perspektifle değerlendirmek isteyen okurlar için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Mehtap Baydu’nun “Seni Sevmek Çok Zor!” sergisinin kitabı yayımlandı

    Mehtap Baydu’nun Arter’deki “Seni Sevmek Çok Zor!” adlı sergisine eşlik eden, farklı dönemlerdeki performans, yerleştirme, fotoğraf ve video çalışmalarına yer veren kitap, Arter Yayınları tarafından yayımlandı.

    Baydu’nun Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olan “Seni Sevmek Çok Zor!”, sanatçının performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılıyor. Kitap; serginin küratörü Selen Ansen’in sanatçıya hitaben kaleme aldığı mektupla açılıyor. Baydu’nun eserlerini farklı disiplinlerden yazarların katkılarıyla ele alan yayında, küratör ve sanat tarihçisi Sandeep Sodhi’nin sanatçının üretim pratiğini değerlendirdiği “Yağmurdan Önce Tavuskuşu Dans Ettiğinde” başlıklı metni; şair ve yazar Anita Sezgener’in Baydu’nun eserlerinden ilhamla kaleme aldığı “24 Omurlu Noktasallık” adlı şiiri ve felsefeci, akademisyen Emre Şan’ın sanatçının Ben ve Her Şey Arasındaki Mesafe (Camdan Bir Beden) yapıtına odaklanan “Bedenimle Diğer Her Şey Arasındaki Mesafe” başlıklı yazısının yanı sıra, Mehtap Baydu’nun annesiyle Bingöl Zazacasında gerçekleştirdiği söyleşi de yer alıyor.

    Tasarımını Ayşe Bozkurt’un üstlendiği yayındaki yazılara, Hadiye Cangökçe tarafından çekilen eser röprodüksiyon fotoğraflarının yanı sıra Kayhan Kaygusuz’un sergiden görünüm fotoğrafları ve Fırat Rüzgar’ın kurulum ve üretim süreçlerini belgelediği kareler eşlik ediyor.

    Sergiyi 15 Kasım’a kadar Arter’de ziyaret edebilir, yayını Arter Kitabevi’nden satın alabilir veya kitabevi@arter.org.tr e-posta adresi üzerinden sipariş edebilirsiniz. Ayrıca, arter.org.tr/yayin aracılığıyla İstanbul Kitapçısı’ndan da temin edebilirsiniz. Arter ziyaretçileri de salı–pazar günleri 11:00–19:00, perşembe günleri ise 11:00–20:00 saatleri arasında Arter Kütüphanesi’ne uğrayarak kitabın sayfalarını karıştırabilir.

  • Niloufar Jaberi’nin “Entanglement/İç İçe” Sergisi ARUCAD Art Space’te

    İranlı sanatçı Niloufar Jaberi’nin “Entanglement/İç İçe” başlıklı kişisel sergisi, Lefkoşa’da yer alan ARUCAD Art Space’te 7 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Niloufar Jaberi’nin “Entanglement/İç İçe” sergisi, insan ve doğa arasındaki görünmez bağları, kontrol ve bırakma, düzen ve dönüşüm arasındaki hassas denge üzerinden ele alıyor. Sergide insan eliyle oluşturulan yapılar düzeni, kesinliği ve kontrol arzusunu temsil ederken, doğa, sürekli dönüşümün, uyumun ve kabullenişin sessiz bir metaforu hâline geliyor. Birbirine örülen bu karşıt güçler, yaşamın kaçınılmaz akışı içinde tutunmak ile bırakmak arasındaki kırılgan dengeyi görünür kılıyor. Organik formlarla insan müdahalesinin izlerini bir araya getiren sanatçı, izleyiciyi yaşamı şekillendiren görünmez ilişkiler ağı üzerine düşünmeye davet ediyor.

    ​“Entanglement/İç İçe” sergisi, ARUCAD Art Space Open Call programı kapsamında izleyiciyle buluşmak üzere seçildi. ARUCAD’ın, farklı disiplinlerden lisans son sınıf ve yüksek lisans öğrencilerine üretimlerini profesyonel bir galeri ortamında sergileme olanağı sunan Open Call programı, genç sanatçıları destekleyerek görünürlüklerini artırmayı, çağdaş sanat üretimini teşvik etmeyi ve onları profesyonel sanat ortamıyla buluşturmayı hedefliyor.

  • Buzulların arasından rengârenk bir hikâye: “Turuncu Şey”

    Maud Faverjon’un yazdığı ve resimlediği, küçüklere serinletici olduğu kadar eğlenceli bir öykü anlattığı kitabı Turuncu Şey, Alara Beykan’ın çevirisiyle Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Bu öyküde, kutup hayvanları denizde buldukları esrarengiz bir nesnenin sırrını çözmeye çalışıyor. Sanatçı, doğada bıraktığımız izlere incelikle dikkat çekiyor. Özgün desen gücüyle akademik çalışmalarını harmanladığı çok renkli bir görsel okuma şöleni sunuyor.