• 23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali başlıyor

    Bale sanatının seçkin eserlerini tarihi Bodrum Kalesi’nde sanatseverlerle buluşturan Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 31 Temmuz-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek.

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen festival kapsamında tüm temsiller Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi’nde saat 21.45’te yapılacak. Festivalin perdeleri, 31 Temmuz Cuma ve 1 Ağustos Cumartesi günü İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek olan Pyotr Ilyich Tchaikovsky’nin ölümsüz eseri Kuğu Gölü balesi ile açılacak. Bestecinin unutulmaz müzikleri eşliğinde sahnelenecek eser, ünlü koreograflar Marius Petipa ve Lev Ivanov’dan sonra G. Armağan Davran ve A. Volkan Ersoy’un yorumuyla izleyiciyle buluşacak. Aşk, sadakat ve iyiliğin kötülüğe karşı mücadelesini konu alan bu başyapıt, zarafeti ve görkemli sahne diliyle Bodrum Kalesi’nin tarihî atmosferinde festivalin açılışına unutulmaz bir başlangıç yapacak.

    4 Ağustos Salı ve 5 Ağustos Çarşamba günü, Ankara Devlet Opera ve Balesi, Mikis Theodorakis’in unutulmaz müzikleri eşliğinde Lorca Massine’in koreografisini üstlendiği Zorba balesini sanatseverlerle buluşturacak. Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarlanan eser, yaşamın acılarını ve sevinçlerini sirtaki ritmiyle harmanlayarak insanın özgür ruhunu ve yaşama tutkusunu etkileyici bir dille anlatan eser festivalin dikkat çeken yapımları arasında yer alacak.

    8 Ağustos Cumartesi ve 9 Ağustos Pazar günü Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek Carmina Burana balesi, Carl Orff’un ölümsüz müziğini etkileyici koreografi ve görsel anlatımla sanatseverlerle buluşacak. A. Volkan Ersoy, G. Armağan Davran, Deniz Özaydın, Alper Marangoz, Ferhat Güneş, Özgür Adam İnanç, Kürşat Kılıç, Yağızhan Danış ve Didem Ertan’ın ortak koreografisiyle hayat bulan eser; kader, aşk, doğa ve insan yaşamının değişken döngüsünü dansın evrensel diliyle yorumlayarak izleyicilere güçlü bir görsel ve duygusal deneyim sunacak.

    23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 12 Ağustos Çarşamba ve 13 Ağustos Perşembe günü dünyanın önemli bale topluluklarından Kosova Ulusal Balesi’ni ağırlayacak. Uluslararası alandaki başarılı performansları ve özgün repertuvarıyla dikkat çeken topluluk, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi’nde iki özel eserle sanatseverlerin karşısına çıkacak. Gecenin ilk bölümünde, Maurice Ravel’in dünyaca ünlü bestesi üzerine Koreograf Mehmet Balkan’ın yorumuyla hazırlanan Boléro sahnelenecek. Tekrarlayan ritmik yapısı ve giderek yükselen dramatik kurgusuyla eser, dansın enerjisini adım adım zirveye taşıyan etkileyici bir performans sunacak. İkinci bölümde sahnelenecek olan, koreografisi Daniel Cardoso’ya ait Correr o Fado, Portekiz’in en önemli kültürel miraslarından biri olan Fado geleneğinden ilham alıyor. Melankoli, aşk, özlem ve yaşamın kaçınılmaz akışını güçlü bir şekilde yansıtan bu geleneksel müzik türü, Portekiz kültürünün en güçlü simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu köklü mirası çağdaş dansın estetik diliyle yeniden yorumlayan Correr o Fado, insan ruhunun derinliklerine uzanan etkileyici anlatımıyla izleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkarırken festivale güçlü ve unutulmaz bir sanatsal boyut kazandıracak.

    ​İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu (MDTistanbul) tarafından sahnelenecek olan modern dans eseri PİNOKYO.EXE, 16 Ağustos Pazar ve 17 Ağustos Pazartesi günü sanatseverlerle buluşacak. Erika Silgoner’ın koreografisini yaptığı Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla, Carlo Collodi’nin klasik Pinokyo hikâyesini teknolojik, gölgeli ve çağdaş bir dünyada yeniden yorumluyor. Tek perdelik eserin müzikleri Gökçe Özücoşkun’a, dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl’a, ışık tasarımı ise Yasin Gültepe’ye ait. Güçlü görsel atmosferi, çağdaş koreografik yaklaşımı ve düşündürücü hikâyesiyle PİNOKYO.EXE, festivalin finaline damga vuracak bir yapım olarak dikkat çekiyor.

  • KE Dergi’nin 39 sayısı yayında: Cem Akaş ve Leylâ Erbil

    Kartal Belediyesi tarafından iki ayda bir yayımlanan edebiyat, kültür ve sanat dergisi KE’nin 39. sayısı, edebiyatımızın dünü ile bugününü buluşturan iki önemli isme odaklanıyor: Cem Akaş ve Leylâ Erbil.

    Derginin ana dosyası, çağdaş edebiyatımızın özgün yazarlarından Cem Akaş’a ayrılıyor. Dosyada Faruk Ulay, İpek Bozkaya, Bilge Sönmez, Turhan Yıldırım, Büşra Tan, Erol Köroğlu, Armağan Ekici, Neslihan Su Aydın, Duygu Terim, Dilek Karaaslan, Gaye Keskin ve Adil İzci’nin yazıları yer alıyor. Abdullah Ezik’in Cem Akaş ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşi ise dosyanın tek röportajı olarak ilk sayfalarda okurla buluşuyor.

    Sayının ek dosyası ise, 19 Temmuz 2013’te aramızdan ayrılan, Türk edebiyatının sıra dışı ve unutulmaz isimlerinden Leylâ Erbil’e ayrılmış durumda. Burcu Şahin, Saniye Kısakürek, Murat Kaya, Yonca Yaşar, Güzel Zeynep Tunçok ve Esin Gülümser’in yazıları, Erbil’in edebiyatını farklı yönleriyle ele alıyor. Ayşe Nilay Özkan’ın “ödüller” ekseninde kurguladığı Leylâ Erbil ile “Hayali Söyleşi” ise sayının dikkat çeken metinleri arasında yer alıyor.

    Dosya yazılarının yanı sıra, derginin farklı türlerdeki çalışmalarına Hüseyin Peker, Haydar Ergülen, Eda Uysal, Selami Karabulut, Zerrin Saral, Esat Şenyuva, Adnan Altundağ, Güven Baykan, Alper Kaya, İlhan Durusel, Serkan Türk, Yeşim Öz, Ümit Barış Bozdağlı, Sevecen Tunç, Fatma Aliye Altıok, Ali Rıza Gelirli, Mete Karagöl ve Samet Karahasanoğlu katkıda bulunuyor.

    KE’nin artık gelenekselleşen bölümlerinden “Kitaplar Arasında” ise yeni yayımlanan kitapları okurlarla buluşturmaya devam ediyor.

    Dergiyi okumak için: https://www.kartal.bel.tr/_Dokumanlar/ke_dergi/ke_dergisi_39sayi_ekitap.pdf

  • Beykoz Kundura’dan “Vampyr” gösterimi

    Beykoz Kundura, 27–28 Haziran 2026 tarihlerinde Vampyr’i izleyicilerle buluşturuyor.

    Vampyr, doğa ile kültür arasındaki keskin ayrımı reddeden, biçim değiştirmeye direnen varlıkların izini süren bir sahte belgesel (mockumentary). Yarı ölü, yarı hayvan, yarı insan, yarı toprak… Tanımlara sığmayan bu belirsiz varlıklar Şili’de denetimsiz şekilde kurulan rüzgâr türbini tarlalarında dolaşıyor, bazen yönünü kaybetmiş birer yarasa, bazen de gece vardiyasında tükenmiş işçiler olarak karşımıza çıkıyor.

    Tükenmişlik ve enerji, çalışma ve dinlenme üzerine kara mizah yüklü bir anlatı sunan Vampyr, insan olmayan varlıklarla kurduğumuz ilişkileri ve geleceğe dair enerji politikalarımızı sorgulamaya davet ediyor.

    2022’de sahnelediğimiz ve büyük yankı uyandıran “Taşa Nasıl Dönülür?” sonrası, Manuela Infante üç yıl aradan sonra Beykoz Kundura’nın uluslararası ortak yapımcısı olduğu belgesel – tiyatro “Vampyr” ile 27 ve 28 Haziran tarihlerinde İstanbul’da!

    Oyun İspanyolca olup Türkçe ve İngilizce üst yazı ile gösterilecektir.

  • Yoko Ono sergisi Sakıp Sabancı Müzesi’nde

    Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank’ın katkılarıyla, 25 Haziran 2026 itibarıyla çağdaş sanatın en etkili isimlerinden Yoko Ono’nun kapsamlı bir sergisine ev sahipliği yapacak.

    İspanya’nın León kentindeki MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) iş birliğiyle hazırlanan Yoko Ono: Insound and Instructure sergisi, MUSAC’taki gösteriminin ardından İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    Yoko Ono’nun 1960’lardan bugüne uzanan ve şiir, desen, fotoğraf, video, heykel ve enstalasyon gibi farklı mecraları kapsayan eserlerini bir araya getiren sergi, sanatçının ‘izleyici katılımını’ merkeze alan yaklaşımına odaklanıyor. Ono’nun zihinsel ve fiziksel katılıma dayanan üretimleri, izleyiciyi edilgen konumdan çıkararak, sürecin aktif bir parçası olarak konumlandırıyor.

    Sergide, Ono’nun sanat tarihine damga vuran GrapefruitCut PieceSky Ladders ve Mend Piece gibi erken dönem yapıtların yanı sıra 1990’lardan itibaren gerçekleştirdiği büyük ölçekli enstalasyonlar ve izleyiciyle birlikte tamamlanan katılımcı çalışmalar da yer alacak.

    SSM’de açılacak Yoko Ono: Insound and Instructure; Londra Tate Modern, Berlin Gropius Bau ve Chicago Museum of Contemporary Art’ta sanatseverlerle buluşan Music of the Mind ile birlikte, Yoko Ono’nun sanat pratiğini son yıllarda en kapsamlı biçimde ele alan iki önemli sergiden biri olarak konumlanıyor.

    MUSAC ve SSM’yi aynı üretim sürecinde buluşturan ve SSM’nin uluslararası iş birliklerine dayalı yaklaşımının güncel bir yansıması olan sergi, 25 Haziran 2026’dan itibaren altı ay süreyle, Akbank’ın destekleriyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

  • 9. Uluslararası Nilüfer Caz Festivali başlıyor

    Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Nilüfer Caz Festivali, 24-28 Haziran tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.

    Balat Atatürk Ormanı, 23 Nisan Parkı ve Üç Fidan Parkı’nın doğal atmosferinde gerçekleşecek festival kapsamındaki tüm konserler ücretsiz olacak. Festivalin açılışı, 24 Haziran Çarşamba akşamı Üç Fidan Parkı’nda güçlü sesi ve özgün yorumuyla dikkat çeken Den Ze ile yapılacak. 25 Haziran Perşembe günü ise Türk cazının önemli vokallerinden Şenay Lambaoğlu, 23 Nisan Parkı’nda sahne alacak. 26 Haziran Cuma akşamı Balat Atatürk Ormanı’nda Emir Ersoy, caz tarihine damga vuran eserleri yeniden yorumladığı özel projesi “Cuban Classics” ile festival izleyicisini Küba’nın ritmik ve sıcak atmosferine davet edecek.

    Festivalin dördüncü gününde, Anadolu’nun müzikal mirasını blues ile harmanlayan özgün yaklaşımıyla Musa Eroğlu & Yediveren Orkestrası, “Anadolu’dan Blues’a” projesiyle sahne alacak. Kapanış gecesinde ise Tunus’un dünyaca tanınan vokallerinden Emel Mathlouthi, etkileyici sahne performansı ve güçlü repertuvarıyla Balat Atatürk Ormanı’nda müzikseverlerle buluşacak.

    ​Avrupa’nın önemli caz ağlarından Europe Jazz Network ve Cazağı Jazz Network iş birlikleriyle gerçekleştirilen festival, yalnızca konserlerden oluşan bir program sunmakla kalmayıp, farklı kültürleri ve müzikal yaklaşımları bir araya getiren bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.