• Yapı Kredi Selahattin Giz Koleksiyonu’ndan “Mevsimlerle İstanbul”

    Selahattin Giz’in objektifinden, İstanbul’un bugün büyük ölçüde silinmiş yüzünü ve bellekte kalan gizli katmanlarını görünür kılan “Mevsimlerle İstanbul”, Yapı Kredi Selahattin Giz Koleksiyonu’nda yer alan 1925–1955 yılları arasına tarihlenen İstanbul fotoğraflarından oluşan kapsamlı bir seçkiyle Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Kitapta yer alan fotoğraflara eşlik eden metinler Uğur Kökden tarafından kaleme alınırken, bu yazıların Türkçeden İngilizceye çevirisi Emre Türkölmez tarafından gerçekleştirildi. Böylece eser, İstanbul’un görsel belleğini yalnızca yerel okura değil, uluslararası bir izleyiciye de açan çift dilli bir anlatı sunuyor.

    Selahattin Giz’in 1925 ile 1955 yılları arasında kentin farklı semtlerinde ve mevsimlerinde çektiği fotoğraflar; tanıdık sokakları, bugün neredeyse tanınmaz hâle gelmiş kamusal alanları ve artık var olmayan mimari yapıları bir araya getiriyor. Yaşlı tramvaylar, uzaktan siluet hâlinde beliren görkemli camiler, at arabaları ve faytonlar, Boğaz boyunca uzanan eski ahşap yalılar bu görsel hafızanın parçaları arasında yer alıyor. Kız Kulesi, Haliç’teki dalyanlar, ışıklar içindeki İstanbul Üniversitesi’nin gece manzarası, sur dışındaki surlar; belleğin kıyısında kalmış bir Taksim, karla kaplı meydanlarda kızak kayan insanlar, kışın bürüdüğü caddeler, karlar altındaki kayıklar, Beyazıt’ın eski havuzu, Haydarpaşa Garı ve Küçüksu Kasrı gibi kentin dört bir yanından sahneler, İstanbul’un zamana direnen ve zamana yenik düşen yüzlerini bir arada sunuyor. Bu fotoğraflar, yalnızca bir kenti değil, mevsimler üzerinden akan bir zamanı ve kaybolan bir yaşam ritmini de kayıt altına alıyor.

  • Artİstanbul Feshane’de yeni sergi: “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) ile İBB Miras’ın katkılarıyla hazırlanan, İBB Sanat Koleksiyonları’ndan özel bir seçkiyi bir araya getiren “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları” başlıklı sergi, Artİstanbul Feshane’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan yaklaşık yüz yıllık bir sanat birikimini görünür kılan sergide, 187 sanatçının 627 eseri yer alıyor. Sergi, kurumsal temelleri 1925 yılında Şişli’de Atatürk Evi’nde bir İnkılap Müzesi kurulması girişimine dayanan ve farklı dönemlerde çeşitli mekânlarda yeniden biçimlenerek günümüze ulaşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Resmemaneti” koleksiyonuna odaklanıyor. Bu tarihsel arka plan, sergiyi yalnızca bir eser seçkisi olmaktan çıkararak, kamusal bir koleksiyonun oluşum ve dönüşüm hikâyesine de ışık tutuyor.

    “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları”, İBB’nin Atatürk Kitaplığı, Aşiyan Müzesi ve Şehir Müzesi gibi ana koleksiyonlarından derlenen 316 eser ile, sanat dünyasının önemli isimlerinin bağışlarıyla İBB Sanat Koleksiyonları’na kazandırılan 311 yapıtı bir araya getiriyor. Farklı dönemlere, üsluplara ve tekniklere yayılan bu geniş seçki, kentsel belleğin nasıl biriktiğini, korunduğunu ve sürekli olarak yeni anlamlar ürettiğini ortaya koyan bir kültürel süreklilik haritası sunuyor. Sergi, izleyicilere sanat eserlerinin hem bireysel deneyimler hem de toplumun ortak hafızası içinde nasıl çoğaldığını ve dönüşerek varlığını sürdürdüğünü gözlemleme olanağı tanıyor.

  • “Muhteşem Marty” filmi 1 Ocak’ta vizyonda

    Timothée Chalamet’nin başrolünde yer aldığı, Josh Safdie’nin yönettiği Muhteşem Marty, 1 Ocak itibarıyla Başka Sinema dağıtımıyla Türkiye’de vizyona girecek.

    Timothée Chalamet’e filmde Oscar ödüllü Gwyneth Paltrow, genç oyuncu Odessa A’zion, televizyon ve iş dünyasının tanınan ismi Kevin O’Leary, müzisyen ve performans sanatçısı Tyler, the Creator, usta aktör Abel Ferrara ve komedi ikonu Fran Drescher eşlik ediyor. Gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenen film, masa tenisi şampiyonu, şovmen ve girişimci kimlikleriyle tanınan efsanevi figür Marty Reisman’ın (1930–2012) yaşamından ilham alırken; Reisman’ın enerjisini, risk alma tutkusunu ve sınır tanımaz ruhunu özgün bir anlatıya dönüştürüyor.

    Hayalleri kimse tarafından ciddiye alınmayan genç Marty Mauser’ın, “kazanmak” uğruna cehennemi andıran bir yolculuğa çıkışını merkezine alan film, klasik bir başarı hikâyesinin çok ötesine geçiyor. Muhteşem Marty, saygı görmek, kazanmak ve efsane olmak arasındaki bulanık çizgide dolaşan, hırslı ve kışkırtıcı bir karakter portresi sunuyor.

    ​Timothée Chalamet, filmde yalnızca başrolü üstlenmekle kalmıyor; aynı zamanda yapımcılar arasında da yer alarak projeye yaratıcı düzeyde katkı sunuyor. Muhteşem Marty, 91 adaylık elde ederek yılın en çok konuşulan yapımlarından biri oldu.

  • Art On İstanbul’dan iki yeni sergi

    Art On İstanbul, Eli Bensusan’ın “Bir Damlanın Notaları” başlıklı kişisel sergisi ile Fran Aniorte’nin “Celestial” adlı pop-up sergisini 10 Ocak 2026 tarihine kadar izleyicilerle buluşturuyor.

    Eli Bensusan, 20. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen bilim eğitimi kitaplarını kesip yeniden kurgulayarak, bir yağmur damlasının serüvenini mitolojik bir anlatıya dönüştürüyor. Bağlamından koparılan metinleri, sanki yeni bir kitap inşa edercesine farklı bir olay örgüsü içinde yeniden düzenleyen sanatçı, aynı döneme ait buluntu nesnelerle ürettiği asamblaj-heykeller aracılığıyla bu kurgusal evreni izleyiciye açıyor. Zamanla tozlu raflardan kurtarılan kelimeler, görseller ve nesneler; kimi zaman şiirsel, kimi zaman eleştirel, kimi zamansa hicivle beslenen çok katmanlı bir anlatım dili oluşturuyor. Sergiye, müzisyen Arad Musosoğlu’nun bestelediği, Yusuf Hacıalioğlu’nun prodüksiyon katkısıyla hayata geçirilen sesli anlatı ve canlı ses performansı eşlik ediyor. Bu işitsel katman, izleyiciye hikâyenin müzisyenler tarafından yeniden yorumlandığı, deneyimi derinleştiren alternatif bir okuma sunuyor.

    Barselona’dan İstanbul’a uzanan ve miti, doğayı ve hayal gücünü merkezine alan bu yolculukta, Fran Aniorte’nin “Celestial” sergisi izleyiciyi gerçeküstü ve ruhsal alanların keşfine davet ediyor. Seramik, form ve rengin ustalıklı birlikteliğiyle şekillenen eserler; mitolojik kuşları, büyülü manzaraları ve düşsel anlatıları çağrıştırıyor. “Celestial”, sıradan olanın olağanüstüye dönüştüğü, her anın yaşam enerjisiyle titreştiği bir evren kurarak izleyiciyi bu kozmik atmosfere adım atmaya çağırıyor.

  • 21. Köprüde Buluşmalar Kısa Film Atölyesi başvuruları başladı

    14–16 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 21. Köprüde Buluşmalar Kısa Film Atölyesi için başvurular 13 Ocak 2026 tarihine kadar devam ediyor.

    Anadolu Efes’in ana desteğiyle düzenlenen Kısa Film Atölyesi, Türkiye’de kısa film üretimini teşvik etmeyi, genç sinemacılara yaratıcı bir geliştirme zemini sunmayı ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Grup çalışmaları ve birebir görüşmelerden oluşan çok yönlü program, kısa film senaryolarının geliştirilmesine odaklanırken, Türkiye’den ve dünyadan sinemacılar arasında sürdürülebilir bir diyalog kurulmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Atölye aynı zamanda, yönetmen ve yapımcıların projelerinin uluslararası alanda görünürlük kazanmasına olanak tanıyan güçlü bir ağ işlevi görüyor; sinema profesyonelleri arasında bilgi ve deneyim paylaşımını destekleyen dinamik bir yaratıcı ortam sunuyor.

    Atölyeye, geliştirme aşamasında olan ve süresi en fazla 20 dakika olarak planlanan kısa metraj kurmaca ya da belgesel projelerle başvuru yapılabiliyor. Mart ayı boyunca yoğun bir eğitim sürecinin yürütüleceği programa en fazla dört proje seçilecek.