• PG Art Gallery’den yeni sergi: “Merdiven Bir Dairedir”

    PG Art Gallery, küratörlüğünü Meltem Sırtıkara’nın üstlendiği “Merdiven Bir Dairedir” başlıklı sergiyi 21 Kasım-20 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Merdiven Bir Dairedir”, David Eagleman ve Anthony Brandt’ın fikirlerin evriminde temel araçlar olarak öne sürdüğü parçalama, bükme ve harmanlama stratejilerinden yola çıkarak sanatçı varoluşuna odaklanıyor. Bu yaratıcı stratejiler çerçevesinde, yeni bir mekân kurgulamakla ilgilenen sergi, merdiven kavramını bağlayıcı bir unsur olarak kullanıyor. Bu yeni yer, bütünlük içinde, hayalin gerçeğe dönüştüğü bir yapı olan dairenin kendisini oluşturuyor.

    Merdiven, üst üste yükselen basamaklarıyla yalnızca topoğrafik bir öge değil, aynı zamanda evrenle ilişki kuran bir yapı olarak ele alınıyor. Yeryüzü biçimleriyle şekillenen mekân ile bedenin arazide dolaşma deneyimi arasında kurulan bu bağ, çevreyi dönüştürme güdüsüyle mimarinin deneyimlenmesi ve kurgulanması arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor. Sergide yer alan sanatçılar, hiyerarşi çağrıştırmayan, alternatif bir merdiven arayışının basamaklarını inşa ediyor. Sergi, gerçekliğe özlem duyan kurgusal ve fantastik bir karakter ile bu karakterin hayalini kurduğu bir mekân tasarımcısı arasında geçen kontrast bir diyalog üzerinden yapılandırıyor.

    Sergi metnine, sanatçıların bu kurgusal karakterin şu sorusuna verdikleri yanıtlar da eşlik ediyor: “Kendi ifade araçlarını ve mekânla kurduğun ilişkiyi anlatır mısın?” Sanatçılar, bu soruya verdikleri yanıtlarla hem kişisel üretim pratiklerini hem de mekânla kurdukları öznel bağları kendi gerçeklikleri üzerinden görünür kılıyor.

    Sergide; Ali Miharbi, Ali Şentürk, Beyza Boynudelik, Burak Kutlay, Ekin Saçlıoğlu, Fırat Engin, İrem Tok, Meltem Sırtıkara, Merve Şendil, Özge Akdeniz, Sümer Sayın, Seher Uysal, Sergen Şehitoğlu, Şafak Çatalbaş, Teoman ve Ünal Baş yer alıyor.

  • 6. Daire Sanat Galerisi’nde yeni sergi: “Beyhude Bir Tutku”

    T.C Beyoğlu Belediyesi 6. Daire Sanat Galerisi, 31 Ekim 2025 tarihine kadar bağımsız küratör Burçe Saraçoğlu’nun hazırladığı “Beyhude Bir Tutku” sergisine ev sahipliği yapıyor.

    Sisifos, tanrıları kandırdığı için Zeus tarafından sonsuza kadar büyük bir kayayı dağın zirvesine yuvarlamaya mahkum edilmiştir. Kaya her defasında aşağı yuvarlanır; Sisifos yeniden başlamaya zorlanır. Sonsuz döngüdeki bu çaba, onun için bir işkence değil aynı zamanda özgürlüğünün ve başkaldırısının ifadesi olur. Albert Camus, Sisifos’un bu umutsuz görünen mücadelesini, insanın anlam arayışı ve yaşamın baskılarına rağmen direnişiyle özdeşleştirir. “Beyhude Bir Tutku” sergisi, Sisifos’un kaderinden ilhamla insanın kendi yaşamını sorgulamasına ve özgür seçimlerle hayatına yön vermesine alan açıyor.

    Sergide yer alan eserler, ziyaretçileri şu temel sorularla yüzleştiriyor: “Yaşamın bir amacı var mı? Hep bizden bekleneni mi yapmalıyız? Kimiz ve ne istiyoruz?” Camus’nun felsefesine uzanan bir düşünsel zemin üzerine kurulan sergi, insanın özgürlüğünü, direnme gücünü ve seçimleriyle yaşamına anlam katma çabasını görünür kılıyor.

    Küratör Burçe Saraçoğlu, sergiye dair şunları söylüyor: “Sisifos’un kayayı her defasında yeniden yukarı taşıması, aslında insana dair en sahici hikayedir. Yeniden başlamak, direnmek ve anlamı kendimiz yaratmak… Bu sergi de tam olarak bu soruların ve biz insanların direnme çabalarının peşinden gidiyor.

    Sergide Attilla Dur, Beyza Boynudelik, Damla Yalçın, Dilara Pak, Lale Yılmaz, Muaz Özden, Özge Kahraman, Sena Ulusu, Yusuf Can Sadık ve Yunus Çermik’in işleri yer alıyor.

  • Art Basel Paris 2025, Grand Palais’de

    Art Basel Paris, yenilenen Grand Palais’deki ikinci edisyonunda Avrupa, Asya, Amerika ve ötesinden 41 ülke ve bölgeden 206 galeriyi bir araya getiriyor. Bu yıl 29 yeni katılımcının da dâhil olduğu fuar, Paris’in sanatsal, entelektüel ve yaratıcı avangardların küresel merkezi olma rolünü güçlendiriyor.

    Katılımcı galerilerin yaklaşık üçte biri Paris merkezli. Bu durum, kentin dinamik sanat ekosistemini besleyerek Fransa’nın sanatsal inovasyon ve mükemmellik odağı konumunu pekiştiriyor. Fuarın üç ana bölümü — GaleriesEmergence ve Premise — hem köklü hem de yükselen galerileri kapsayarak geçmiş ile günümüz arasında bir köprü kuruyor.

    Art Basel Paris’in kimliğini şekillendiren Kamu Programı, bu yıl da şehrin önde gelen kültür kurumlarıyla iş birliği içinde gerçekleştirilecek. Miu Miu, programın resmi ortağı olarak fuarın disiplinlerarası yaklaşımına katkı sunarken, Petit Palais bir kez daha Conversations adlı konuşma serisine ev sahipliği yapacak. Program tüm ziyaretçilere açık ve ücretsiz olacak.

    Fuarın öne çıkan bölümlerinden Oh La La!, galerileri nadiren görülen eserleri yeniden kurgulayarak sunmaya davet ediyor. Bu yıl 24–25 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek etkinliğin sanat yönetmenliğini Fransız moda belgeselcisi Loïc Prigent üstlenirken, ünlü editör Edward Enninful konuk küratör olarak yer alacak.

    2025 edisyonunda Simone Fattal, Bertrand Lavier, Sheila Hicks, Sonia Delaunay, Simon Hantaï gibi ustalarla birlikte Nathanaëlle Herbelin, Ethan Assouline ve Xie Lei gibi yeni nesil sanatçılar da yer alıyor. Bu çeşitlilik, Paris’in son 150 yılda doğurduğu Empresyonizm’den post-kolonyal düşünceye uzanan yaratıcı mirasın günümüzdeki yansımalarını ortaya koyuyor.

    24–26 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleşecek fuarın önizleme günleri 22–23 Ekim, halka açık vernissage ise 23 Ekim akşamı düzenlenecek.

    Bir asırdan uzun süredir sanatın ve fikirlerin beşiği olan Paris, bu yıl da kübizmden sürrealizme uzanan tarihsel mirasını çağdaş sanatla buluşturuyor. Art Basel Paris, sadece bir fuar değil; aynı zamanda şehrin şehrin kültürel enerjisini yansıtıyor.

  • Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” sergisi İMALAT-HANE’de

    İMALAT-HANE, Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” başlıklı kişisel sergisini Yavuz Parlar küratörlüğünde 25 Ekim 2025-4 Ocak 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    ​Bilginin üretimi, tasnifi ve dolaşım politikaları üzerine çalışan Banu Cennetoğlu’nun pratiği, çoğu zaman uzun soluklu araştırmalara, kişisel ve kolektif hafıza kayıtlarına dayanıyor. “ne karanfil ne kurbağa.” sergisi; babalık hâlleri, hak, had, kayıp ve iktidar kavramlarını, hem söz söylemenin hem de söz vermenin muğlaklığı ile düşünmeye çalışıyor. Banu Cennetoğlu ve serginin küratörü Yavuz Parlar’ın bu iş birliği özelinde yürüttükleri yazışmalar, atışmalar ve iç dökmeler, serginin kurgusunu desteklerken, eşlikçi bir yayına dönüşüyor. Sergi adını, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Analar adlı şiirinin “âmenna” isimli 5. bölümünden alıyor.

  • Ahmet Doğu İpek’in yeni sergisi, Tate St Ives’de

    Tate St Ives ve SAHA iş birliğinde gerçekleşen Ahmet Doğu İpek’in Sergisi, 8 Mart 2026’ya kadar Tate St Ives’da görülebilir. Tate St Ives, bu sonbaharda Türk sanatçı Ahmet Doğu İpek’in Porthmeor Stüdyoları’ndaki 2025 misafir sanatçılığı sırasında geliştirdiği yeni eserlerini sunuyor. Sanatçının pratiği, esas olarak detaylı ve meditatif bir süreçle oluşturulan kağıt üzerine suluboya, mürekkep ve kömür çalışmalarından oluşuyor. Çalışmaları genellikle, organik formları yansıtmak için tekrar ve desen kullanarak, inşa edilmiş çevre ve doğa arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

    İpek’in süreci, titiz bir iz bırakma, katmanlama ve tekrarlama içeriyor ve soyutlama ile temsil arasında geçiş yapan kompozisyonlar yaratıyor. Monokrom paletler ve ince detaylar kullanımı, ışık, doku ve hareketteki incelikli varyasyonlara dikkat çekiyor. Doğal süreçlerden ve insan yapımı yapılardan ilham alarak, dönüşüm, dayanıklılık ve zamanın malzemeler üzerindeki etkisi temalarını sık sık ele alıyor. Bu sergi, Tate St Ives ve SAHA arasındaki Sanatçı Misafir Programı ve Komisyon Programı’nın dördüncü ortak çalışmasının bir parçası. SAHA bugüne kadar Burçak Bingöl, Hera Büyüktaşcıyan ve Cansu Çakar gibi sanatçıları destekledi.