• “Yılbaşı Restore Klasikleri” seçkisi Beykoz Kundura’da

    Sinema tarihinin zamana meydan okuyan iki klasiği Beyaz Noel (White Christmas, 1954) ve Şahane Hayat (It’s a Wonderful Life, 1946), 27 Aralık Cumartesi günü Kundura Sinema’da düzenlenecek “Yılbaşı Restore Klasikleri” seçkisi kapsamında izleyiciyle buluşuyor.

    Beykoz Kundura, yılın son günlerini klasik Hollywood sinemasının hafızalara kazınmış iki önemli yapımıyla karşılamaya hazırlanıyor. Restore edilmiş kopyalarıyla arka arkaya gösterilecek filmler, 27 Aralık Cumartesi günü Kundura Sinema’da sinemaseverleri nostaljik bir yılbaşı atmosferine davet ediyor. Seçkinin ilk gösterimi saat 14.00’te, Michael Curtiz’in yönettiği görkemli müzikal Beyaz Noel ile başlıyor. Irving Berlin’in unutulmaz şarkıları eşliğinde ilerleyen film, savaş sonrası Amerika’sında dostluk, dayanışma ve iyimserlik duygularını merkezine alan anlatısıyla Hollywood’un altın çağına uzanan bir sinema deneyimi sunuyor.

    Saat 17.30’da gösterilecek olan Şahane Hayat ise Frank Capra’nın sinema tarihine armağan ettiği en dokunaklı anlatılardan biri olarak öne çıkıyor. Noel arifesinde hayatının ağırlığıyla yüzleşen George Bailey’nin varoluşsal kırılma anı etrafında şekillenen film, bireyin görünmez bağlarını ve insan yaşamının başkaları üzerindeki etkisini derinlikli bir biçimde ele alıyor. George’un, koruyucu meleği Clarence sayesinde kendi yokluğunun sevdiklerinin ve kasabasının hayatında açacağı boşluğu fark etmesi, dayanışmanın ve insan hayatının değerine dair güçlü bir sinemasal düşünce alanı yaratıyor.

    Yılın bitişine eşlik eden bu özel program, her yeniden izleyişte anlamı çoğalan ve sinema tarihinde birer ritüele dönüşmüş yapıtları odağına alıyor. Yalnızlık ile dayanışma, umutsuzluk ile yeniden başlama arzusu arasında kurulan bu duygusal eşik, yılbaşı mevsiminin sinematografik belleğini tazelemeyi amaçlıyor. Klasik Amerikan sinemasının müzikal ihtişamı ile dramatik derinliğini bir araya getiren bu iki film, yılbaşı dönemine hem estetik hem de duygusal açıdan güçlü bir temsil alanı açıyor.

    “Yılbaşı Restore Klasikleri” seçkisine ilişkin ayrıntılı bilgilere ilgili bağlantı üzerinden ulaşılabilir.

  • Müze Gazhane’de yeni sergi: “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında”

    Müze Gazhane, Uras Kızıl küratörlüğünde düzenlenen “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” başlıklı grup sergisini 25 Aralık 2025-22 Mart 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    ​Gizem Akkoyunlu, Ozan Atalan, Alpin Arda Bağcık, Kıymet Daştan, Benal Dikmen, Sinem Dişli, Başak Kaptan, Kaan Kemal Öner, Ali Miharbi, Ekin Saçlıoğlu ve Damla Sari’nin eserlerinden oluşan “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” başlıklı sergi, 19. yüzyılın sonlarında İstanbul’un aydınlatma ihtiyacını karşılayan bir mekânın tarihsel belleğine dolaylı bir bakış sunuyor. Aydınlanmayı bir metafor olarak ele alan sergi, ışık ve karanlık etrafında şekillenen çağdaş sanat pratiklerini bir araya getiriyor.

  • “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi İstanbul Modern’de

    İstanbul Modern, Cumhuriyet dönemi ve Türkiye modern tarihinin en önemli kadın sanatçılarından Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimlerini bir araya getiren “Tüm Renklerin Aryası” başlıklı sergisini 22 Ocak’tan itibaren sanatseverlerle buluşturacak.

    Flormar sponsorluğunda düzenlenen “Tüm Renklerin Aryası” sergisi, Semiha Berksoy’un sahne sanatlarından görsel sanatlara, sinemadan edebiyata uzanan üretimini bir araya getiriyor. Sanatçının opera, tiyatro, resim ve edebiyat arasında kurduğu özgün ilişkiler, 200’ü aşkın yapıt aracılığıyla izleyiciye aktarılıyor. Berlin’deki çağdaş sanat müzesi Hamburger Bahnhof’ta 6 Aralık 2024-11 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleşen retrospektif, İstanbul Modern’de “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” başlığıyla yeni bir küratöryel bakış açısı, özgün sergi kurgusu ve farklı yapıt seçkisiyle izleyicilere sunuluyor. Sanatçının yaratıcı süreçleri ve yaşamına odaklanan sergi, ses kayıtları, görüntüler, efemera ve fotoğraflarla zenginleştiriliyor. Türkiye’deki en kapsamlı Semiha Berksoy sergisi olma özelliğini taşıyan “Tüm Renklerin Aryası”, Flormar’ın ana sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor.

    Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart direktörleri Sam Bardaouil ve Till Fellrath’ün sergi tasarımından ilham alınarak İstanbul Modern küratöryel ekibi tarafından kurgulanan “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası”, müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratörü Deniz Pehlivaner ve asistan küratörü Yazın Öztürk tarafından hazırlanıyor.

  • “Taşın Belleği” sergisi Haliç Sanat 1’de

    Tansu Kırcı’nın mekân, bellek ve kimlik arasındaki ilişkiyi irdelediği ilk kişisel sergisi “Taşın Belleği” Haliç Sanat 1’de sanatseverleri ağırlıyor.

    Mekân, bellek ve kimlik arasındaki ilişkiye odaklanan Kırcı, özellikle 17 Ağustos 1999 depremiyle şekillenen taş algısını çalışmasının merkezine alıyor. Merdiven, kapı ve koridor gibi geçiş formları, sanatçının üretiminde bireyin kendini tanıma sürecinin ve varoluşun dönüşen doğasının metaforlarına dönüşüyor.

    Kırcı, taşı yalnızca biçim verilen bir malzeme olarak değil, coğrafyanın kolektif hafızasını taşıyan bir tanık olarak yorumluyor. Taşın damarları ve kırıkları, insan iradesiyle doğa arasındaki ilişkiyi görünür kılan bir diyaloğa işaret ediyor. Kadim uygarlıkların kültürel mirasıyla bugünün kimliksizleşen kent dokusu arasındaki gerilimi de açığa çıkaran sergi, izleyiciyi şu soruyla düşünmeye davet ediyor:
    “Bir toplum, unuttuğu taşların ağırlığını ne kadar taşıyabilir?”

    13 Kasım 2025 tarihinde kapılarını açan “Taşın Belleği” başlıklı sergi, 15 Şubat 2026 tarihine kadar, pazartesi hariç her gün 10.00–17.00 saatleri arasında Haliç Sanat 1’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

  • “Şimdi Sevişme Vakti” yayımlandı

    Sait Faik Abasıyanık’ın bütün şiirlerini bir araya getiren Şimdi Sevişme Vakti başlıklı kitap, Can Yayınları tarafından yayımlandı. Abdullah Ezik’in yayına hazırladığı kitaba Ahmet Güntan’ın önsözü eşlik ediyor.

    İsmindeki birbirine bitişik çam ağacından

    Bir aşk fısıltısı; gözlerim kapanıyor.

    Seni burada düşünmeliyim sevgilim,

    Hani bir akşam ikinci mevkiin rüzgârlı

    tarafına kimseler olmadığı için yerleşiyorduk.

    Bu, bir son vapurdu.

    Yıldızlar peşimizde,

    Yıldızlar gerimizde, ilerimizdeydi.

    “Şiir kararsızların en sevdiği bilme biçimidir. Sait Faik dünyayı etrafımızı saran bütün coğrafyasıyla duyan, bunun getirdiği aşırı duyusal yükün baskısını kararsızlığın alanında kalarak kucaklayan, ancak yazarak taşıyabilen biriydi. Kim ne derse desin, şairlerin en birinci savı bugün hâlâ dünyanın büyük bir bilinmeyen oluşudur. Bir tek şiir bu bilinemezliği dile getirme imkânını verir. Şiir Sait Faik için fiziksel bir zorunluluktu.”

    Ahmet Güntan