• Yapı Kredi Yayınları’ndan ANAMED sergisi kataloğu: Kuşbakışı Filistin

    Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nin (ANAMED) 19 Mart 2025’te açılan Kuşbakışı Filistin sergisinin kataloğu Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanıyor. Filistin topraklarının tarihsel, politik ve kültürel bağlamda nasıl gözlendiğini ele alan Kuşbakışı Filistin sergisinin küratörlerinden Prof. Dr. Zeynep Çelik kataloğun editörlüğünü yaptı. Katalog aynı zamanda Palestine from Above adıyla İngilizce olarak yayımlanacak. Hem somut hem soyut anlamda havadan bir bakışın sonuçlarını gözler önüne seren sergi, ilk olarak, Eylül 2021 – Ocak 2022 tarihleri arasında Ramallah’taki A.M. Qattan Vakfı’nda ziyarete açılmıştı.

    Sergiye eşlik etmek üzere hazırlanan kataloğun yayımlanması vesilesiyle Prof. Rashid Khalidi bir konuşma yapacak. Ortadoğu tarihçisi Khalidi, serginin ve kitabın Filistin’in tarihi derinliğini ortaya çıkardığını ve “topraksız bir halk için halksız bir toprak” inancını çürüttüğünü ileri sürüyor. Khalidi’nin kendi ifadesiyle, “bilinçli hafıza kaybı, tarihin ve bağlamın belli bir amaçla silinmesi, saptırmalar, yerleşimci sömürgeciliğin kronik, vazgeçilmez özelliğidir. Bir halkın kendi ülkesi üzerindeki hakkını yok etmenin en kesin yolu, o toprakla arasındaki tarihsel bağı inkâr etmektir. Sergi ve katalogdaki görseller ve metinler, bu hafıza kaybına, bu silme eylemine ve bu saptırmalara karşı durmaktadır.”

    Serginin İstanbul’da açılan güncellenmiş halinde ve kataloğunda, Ortadoğu’daki şiddet, savaş teknolojilerindeki yükseliş ve Gazze’de devam eden yıkım ele alınıyor. Arşiv belgeleri, fotoğraf albümleri, haritalar, mektuplar, videolar ve sanat işlerinden oluşan seçki, havadan bakışın gözetim aracı olarak nasıl kullanıldığını ve bunun Filistin tarihine nasıl yön verdiğini inceliyor. ANAMED’de yeniden ele alındığı şekliyle sergi, son dönemdeki savaşı göz önünde bulundurarak tarihsel süreci tekrar inceliyor. Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari’nin küratörlüğünü, Asma’ Al-Mozayen’in asistan küratörlüğünü üstlendiği Kuşbakışı Filistin sergisi, 25 Ocak 2026’ya dek ANAMED’de ziyaret edilebilecek.

  • Deniz Pelister’in “Kül” sergisi Studio Karaköy’de

    Sanatçı Deniz Pelister’in “Kül” adlı kişisel sergisi, 17 – 31 Ekim 2025 tarihleri arasında Studio Karaköy’de izleyiciyle buluşuyor. Gündelik yaşamın izlerini farklı formlarda görünür kılan sanatçının yeni sergisi, seyahatlerindeki gözlemlerine ve anılarından detaylara dayanıyor.

    Üç yılın ardından ikinci kişisel sergisiyle izleyiciyle buluşan Pelister, sergiye adını veren “kül” başlığıyla yeniden başlama, dönüşüm ve doğuşu betimliyor. Geçiciliği ve aynı zamanda iz bırakmayı simgeleyen kül, yanıp bitenin ardında kalan, hatırlatan ve dönüştüren bir hâl olarak karşımıza çıkıyor.

    Gündelik hayattan sahne, figür ve nesnelerin yeniden yorumlandığı sergide; atlıkarınca, dondurma, kuş ve çocuk gibi figürler tanıdık görünen ama alışıldık anlamlarının dışına taşan imgeler olarak karşımıza çıkıyor. Nesneler, yüzler ve anlar küçük kaymalarla yeni bağlamlara yerleşirken, sıradan olanı yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Bordo, kırmızı ve pembe renklerin ağırlıkta olduğu, tezatlıkların buluştuğu, çocuksu detayların bir araya geldiği resimler, bir bilinçakışının izdüşümü gibi gözler önüne seriliyor. Çocuksu masumluğun içindeki zorlayıcı renkler, gözü yoran detaylar, huzursuz ve tekinsiz anlar güven ve güvensizliği bir arada sunuyor. Pelister sergisi vesilesiyle önce kendi önyargılarını kırıyor ardından bizi de bu deneyime çağırıyor.

  • Takashi Murakami ve Louis Vuitton’dan yeni bir işbirliği

    Sanatçı Takashi Murakami ve Louis Vuitton, Çin fenerlerinden ilham alan dev bir şişme ahtapot tasarladı ve Art Basel Fuar alanına, Paris’teki yeni restore edilmiş Grand Palais Müzesi’ne yerleştirildi. Sekiz metre yüksekliğindeki heykel, Grand Palais’nin içindeki Balcon d’honneur balkonunda yer alıyor ve uzun dokunaçları bir kapının etrafına uzanıyor. Murakami ve Louis Vuitton, ahtapotu mekan için özel olarak üretti ve aynı dokunaç motifleriyle halı da tasarladı. Figürün başı, Murakami’nin Süper Düz Denizanası Gözleri deseniyle süslendi. Louis Vuitton, “Sanatçının çocukluğundan esinlenen bu motif, izlenme korkusunu uyandırırken, aynı zamanda korkutucu doğasını yumuşatan tuhaf bir form kazandırıyor,” dedi.

    Renkli ahtapot, Çin kağıt fenerlerini anımsatan şeffaf bir tasarıma sahip ve kontrast oluşturan beyaz alt kısımları ve mavi vantuzlarıyla kırmızı ve pembe tonlarda boyanmış. Sanatçı ve marka arasındaki en son iş birliği olan, sanatçının illüstrasyonlarıyla süslenmiş aksesuarlar içeren Artycapucines VII – Louis Vuitton x Takashi Murakami koleksiyonunun lansmanını kutlamak için tasarlandı. İkili, ilk kez 22 yıl önce Murakami’nin Louis Vuitton’ın Monogram tuvalini yeniden yorumladığı ve kısa sürede kült statüsüne ulaşan bir koleksiyon için iş birliği yapmıştı.

    Artycapucines VII – Louis Vuitton x Takashi Murakami koleksiyonu, ahtapot tasarımlarının minyatür versiyonları da dahil olmak üzere motiflerle süslenmiş ve dokunaçların arasında sergilenen 11 çantadan oluşuyor. Grand Palais’deki sergide ayrıca Murakami’nin eskizlerinin yanı sıra kaleydoskopik renklerde üç küresel “Peluş Top” eseri de yer alıyor. Sanatçı, sergi için özel olarak Japon kiraz ağacından elde edilen sakura çiçeklerinden ilham alan Kiraz Çiçeği Peluş Topu’nu tasarladı.

    Artycapucines VII koleksiyonu için Louis Vuitton, 2003 yılında Murakami ile ilk iş birliğini yaptığında henüz yaygın olmayan 3D baskı gibi teknolojileri kullandı. Sanatçı ayrıca yakın zamanda Tokyo’nun küçük ve uygun fiyatlı kapsül otellerinden ilham alarak New York’ta bir pop-up mağaza için Louis Vuitton ile iş birliği yaptı.

    Paris’te Louis Vuitton daha önce Studio Mumbai’nin kurucusu Bijoy Jain ile 2026 İlkbahar-Yaz erkek giyim defilesi için dev bir yılan ve merdiven panosu tasarlarken, Şanghay’da ise gemi şeklinde bir mağaza tasarlamıştı. Artycapucines VII – Louis Vuitton × Takashi Murakami, 24-26 Ekim tarihleri ​​arasında Art Basel Paris 2025 kapsamında lanse edildi.

  • Zeki Demirkubuz’un yeni sergisi CerModern’de

    CerModern, Art On iş birliğiyle, 1–30 Kasım 2025 tarihleri arasında usta yönetmen Zeki Demirkubuz’un “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir” başlıklı solo sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının farklı coğrafyalarda çektiği karelerden oluşan seçki, yalnızlık temasını yalın, müdahalesiz ve sahici bir bakışla ele alıyor.

    Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanat merkezlerinden CerModern, Kasım ayı boyunca Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un fotoğraflarını Ankara sanatseverleriyle buluşturuyor.

    Küratörlüğünü Ebru Yılmaz’ın yaptığı “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir” başlıklı sergi, yönetmenin sinemasında iz bırakan içe dönük ve sahici anlatım dilini bu kez fotoğraf kareleri üzerinden görünür kılıyor.

    Demirkubuz, sabitlenmiş karelerle farklı coğrafyalara yayılmış anları kullanarak yalnızlık bağlamında düşünsel bir alan açıyor. Sergide yer alan seçki, dramatik yapı ve görsel yönlendirmelerden uzak durarak, yalın ve müdahalesiz bir bakışın izini sürüyor.

    Fotoğraflar, herhangi bir anlatıya yaslanmadan yalnızlığın doğrudanlığıyla var oluyor; izleyiciye söz üretmeyen ama duygu taşıyan bir sessizlikten süzülen anlarla karşılaşma zemini sunuyor.

    Hazırlıksız, biçim verilmemiş haller; çevre, boşluk ve ışıkla kurulan ilişkiler; yönetmenin Avrupa, Amerika, Asya coğrafyalarını taradığı karelerle yalnızlık bakışını belirginleştiriyor. Bu bakışta poz yok, duruş var.

    Demirkubuz’un sinemasındaki içe dönük tavır, fotoğraflarında “anlatısızlık” olarak yeniden tanımlanıp içselleştirilmiş bir sahicilik prensibine tutunuyor. Zamanın askıya alındığı, akışı var eden yansımalar; izleyiciyi yalnızlıkla bireysel bir sorgu alanına davet ediyor.

    “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir”, Zeki Demirkubuz ve küratör Ebru Yılmaz’ın yalınlığı estetik bir tercih olmaktan öte, bakışın etik bir disiplini olarak ele aldıkları bir yalnızlık anlatısının seçkisini sunuyor.

    Sergi, 30 Kasım’a kadar pazartesi günleri hariç haftanın her günü 10:00 – 19:00 saatleri arasında görülebilecek.

  • Roberto Bolaño’nun “Üçüncü Reich”ı yayımlandı

    Susan Sontag’ın, “Kendi kuşağının en etkili ve hayranlık uyandıran romancısı,” olarak tanımladığı Roberto Bolaño tarafından yazılan Üçüncü Reich, huzursuzluğu körükleyen, gerilim dozu gittikçe yükselen bir anlatı. Yazarın 2003’teki ölümünün ardından keşfedilen romanı Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Almanya savaş oyunları şampiyonu Udo Berger, çocukluğunda yazlarını ailesiyle birlikte geçirdiği İspanya kıyılarına bu kez kız arkadaşı Ingeborg’la döner. Her şeyiyle dört dörtlük bir tatil geçirirlerken, burada tanıştıkları Alman çiftten biri, sörfçü Charly bir gece denizde kaybolur. Huzuru kaçan Udo kendini bunun üzerine Üçüncü Reich adlı çok sevdiği strateji oyununa verir. Sıcak ve sakin yaz, yağmurlu, fırtınalı bir sonbahara dönerken, Udo’nun gerçekliği de rüyalarıyla oyuna karışmaya başlar, artık hem oyunda hem de kendi zihninde kuşatma altındadır.

    1989’da yazılan ancak Bolaño’nun 2003’teki ölümünün ardından keşfedilen Üçüncü Reich, gerçek ile oyun arasındaki sınırların bulanıklaşmasıyla sakin ve huzurlu bir tatil hikâyesi olarak başlarken ağır ve karanlık, psikolojik bir gerilim hikâyesine dönüşüyor.