• Gülseren Südor’un “Timeless & Spaceless” sergisi Galeri Diani’de

    Galeri Diani, ressam Gülseren Südor’un doğayı sembolik anlamlarla yüklü bir anlatım diliyle ele aldığı son dönem eserlerinden oluşan “Timeless & Spaceless” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 8 – 29 Kasım 2025 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

    Cumhuriyet kadınını temsil eden usta ressamların yapıtlarını odağına alan yeni sergi serisinin ilk adımı niteliğindeki bu sergi, Südor’un uzun soluklu sanat yolculuğuna dair özel bir kesit sunuyor. Sanatçının geçtiğimiz yılki retrospektif sergisinde de birlikte çalıştığı Telga Südor Mendi, “Timeless & Spaceless”in küratörlüğünü üstleniyor.

    Çini mürekkebi tarama tekniğinin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak tanınan Südor, “Timeless & Spaceless”te de bu tekniği özgün biçimde yorumluyor. Yaşamdan ve doğadan beslenen eserlerinde hem soyut hem de sezgisel bir derinlik hissediliyor.

    Doğanın döngüselliğiyle insanın içsel dönüşümünü bir araya getiren “Timeless & Spaceless”, 29 Kasım 2025’e kadar, Pazar ve Pazartesi günleri hariç, Galeri Diani’de ziyaret edilebilir.

  • Kemal Varol’dan “Onu Sevdiğim Zamanlar”

    Romanları pek çok dile çevrilen, sinemaya uyarlanan, ödüller alan Kemal Varol, edebi coğrafyasını Paris-Arkanya hattına taşıdığı, iç içe geçen iki hikâyeyle ilerleyen Onu Sevdiğim Zamanlar‘da insanları ayıran değil, ortaklaştıran yaraları; suskunluğu sınırsızlığa dönüştüren büyülü bir aşkı olağanüstü bir dille anlatıyor.

    Bazı aşklar unutarak değil, hatırlayarak biterdi belki de.

    Zamanın bir tavuğun gagasında aktığı Arkanya, “yazmasaydım büyüyemezdim” diyen çocuklar, bir annenin kucağında hazla ve ölümle geçen çağlar, gırnatanın ezgisiyle durulan halaylar, fısıltıyla söylenen şarkılar, geceyi delip geçen kurşunlar, duvara asılı ölü fotoğrafları, havaya savrulan beyaz tülbentler ve kuruyan bir çiçeğin sessizliği…

    Arkanya ile Paris arasında mekik dokuyan Onu Sevdiğim Zamanlar, aşka, barışa, yersiz yurtsuzluğa ve hatırlamanın acısına dokunaklı bir ağıt. Sesini sınırların olmadığı ve insanın insana merhem olduğu bir yerden yükseltiyor: Ey insan, neredesin?

    Onu Sevdiğim Zamanlar insanlığın eksik şarkısını yeniden hatırlatan eşsiz bir roman.

  • “Stephen King Gibi Öldürmek” Türkçede

    Dimitris Mamaloukas’ın Stephen King Gibi Öldürmek başlıklı romanı Fulya Aktüre çevirisiyle İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.

    Mamaloukas, bu romanında korku-gerilim ustası Stephen King’e bir saygı duruşunda bulunuyor.

    King kitapları koleksiyoncusu Raymond, yine kendisi gibi birer King tutkunu olan Brian, Ian ve Jake’le birlikte günlerini kitap toplamakla geçirirken beklenmedik gelişmeler ve cinayetlerle hayatları sarsılır. Artık isteseler de Stephen King ve kitaplarından kopamayacaklardır.

    Mamaloukas, King’in kaleminden çıkan kitaplara ve bu kitaplardan uyarlanan film ve dizilere uzanan bir külliyatı okurların önüne serip dolambaçlı yollara sokuyor.

    King’in, birçoğu kült mertebesine ulaşmış eserlerinin izinden giden bir edebi polisiye.

  • Ayfer Tunç’tan yeni roman: “Annemin Uyurgezer Geceleri”

    Ayfer Tunç’un yeni romanı “Annemin Uyurgezer Geceleri”, Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Unutamayan bir belleğin kişisel muhasebesi, hayata rengini veren otuz yıllık güçlü bir aşkın anatomisi ve bir ülkenin toplumsal panoraması.

    Annesinin uyurgezerliği bilinçdışının labirentlerinde kaybolduğu sanılan aile sırlarını açığa çıkarırken buna tanık olan Şehnaz’ın belleği unutma yetisini kaybeder. Öğrendiği sırlar sadece aile sırları değildir, Osmanlı’dan günümüze uzanan toplumsal ve trajik bir kadınlık durumudur. Ekonomi profesörü Şehnaz kadınların yüzyıllardır süren yok-hayatlarını sorgularken erkeklerin hayattan erken çekildiği kadıncıl ailesinin var olma sürecini bir akademisyen gözüyle ele alır. Kişisel muhasebesini yaparken toplumsal normlara uymayan otuz yıllık aşkının zehirli yanlarıyla yüzleşir, bu sırada aklında bir başka kadın, büyük aşkı E.’nin karısı Eyşan vardır.

    Annemin Uyurgezer Geceleri, bireysel hatıraların nasıl toplumsal hafızaya dönüştüğünü güçlü bir edebiyat diliyle sorgularken okurları bu ülkede kadın olmanın düşünmekten kaçındığımız gerçeğini de düşünmeye zorluyor.

  • Katar’dan 2026 için yeni bir Quadrennial

    Katar, Kasım 2026’da açılması planlanan yeni bir uluslararası çağdaş sanat dört yıllık etkinliği olan Rubaiya Katar’ı başlatıyor. İlk etkinlik, Doha’daki İslam Sanatları Müzesi’nin yanındaki yakın zamanda yenilenen AL RIWAQ alanı da dahil olmak üzere çeşitli mekanlarda gerçekleştirilecek. Dört yıllık etkinliğin ilk edisyonu olan Unruly Water, Bard College’daki Küratörlük Çalışmaları Merkezi ve Hessel Sanat Müzesi’nin yönetici direktörü Tom Eccles, MoMA PS1’in baş küratörü ve küratörlük işleri direktörü Ruba Katrib, ArtReview ve ArtReview Asia’nın genel yayın yönetmeni Mark Rappolt ve Singapur Sanat Müzesi’nin baş küratörü Shabbir Husain Mustafa tarafından küratörlüğü üstlenilecek.

    Rubaiya Katar çatısı altında Rirkrit Tiravanija, İslam Sanatları Müzesi (MIA) Parkı’nda 30 Ocak 2026’ya kadar görülebilecek, isimsiz 2025 (Ekmek Yok, Kül Yok) adlı yeni bir kamusal sanat enstalasyonu sunuyor. Eser, ziyaretçileri Katar, Güney Asya ve Batı Asya’dan dört geleneksel fırın ve sacdan oluşan taze pişmiş ekmekleri bir araya getirmeye ve paylaşmaya davet ediyor.