• Fulya Erdemci Arşivi, Salt Araştırma’da erişime açıldı

    Salt, 1950’lerden günümüze Türkiye’de sanat tarihi araştırmaları kapsamında küratör ve yazar Fulya Erdemci’nin (1962-2022) arşivini sanatseverlerle buluşturuyor.

    Fulya Erdemci’nin ailesiyle başlatılan iş birliği sonucu Salt’a devredilen arşiv, küratörün 1990’lardan 2022’deki vefatına kadar gerçekleştirdiği sergilere dair belge ve fotoğraflar ile yazılarını bir araya getiriyor. Erdemci’nin yöneticilik ve danışmanlık yaptığı kurumlarda yürüttüğü çalışmaların yanı sıra yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiği konferanslar, konuşmalar ve projeler üzerinden pratiğine bir bakış sunuyor.

    Erdemci üzerine yürütülen uzun soluklu araştırmanın ilk adımı olan bu arşiv projesi, önümüzdeki yıl kapsamlı bir yayın projesiyle devam edecek.

    ​Fulya Erdemci’nin arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

  • Arter’de yeni sergiler: “Hayalet Kuartet” ve “Hah!”

    Arter, Hera Büyüktaşcıyan’ın “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisi ile Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını bir araya getiren “Hah!” sergisini 27 Kasım’dan itibaren sanatseverlerle buluşturuyor.

    Hera Büyüktaşcıyan’ın Nilüfer Şaşmazer küratörlüğünde düzenlenen “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisi, sanatçının kimlik, bellek ve doğa kavramlarını merkezine alan sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını Delfin Öğütoğulları’nın küratörlüğünde bir araya getiren grup sergisi “Hah!” ise, hicvin iktidar mekanizmalarını eleştirme ve çağdaş koşulları sorgulamadaki rolünü ele alıyor.

    “Hayalet Kuartet”, Hera Büyüktaşcıyan’ın bu sergi bağlamında ürettiği yeni yapıtlar ile bir bölümü Arter Koleksiyonu’nda yer alan yakın tarihli eserlerini bir araya getiriyor. Arter’in 3. kat galerisinde düzenlenen sergi, Büyüktaşcıyan’ın kimlik, bellek ve doğa gibi kavramların mekân ve zamanla ilişkilerini “yüzey gerilimi” düşüncesi bağlamında irdeleyen sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sergideki eserler, sanatçının Arter’in aralarında konumlandığı iki semtte, Kurtuluş ve Tarlabaşı’nda köklenen kişisel tarihi üzerinden kent tarihindeki kırılmalara işaret ediyor. Ateş, su, hava ve toprak elementleri yapıtlara farklı şekillerde sızarken, yaşam ve ölüm, beden ve ruh, görünürlük ve görünmezlik, silinme ve yeniden inşa gibi ikilikler serginin dört ayrı bölümünde ele alınıyor. 

    Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını bir araya getiren bu grup sergisinde; Özgür Atlagan, Pauline Boudry ve Renate Lorenz, Anetta Mona Chişa ve Lucia Tkáčová, Selin Davasse, Burak Delier, Braco Dimitrijevic, Cem Örgen, Serra Tansel, Berkay Tuncay, Sinan Tuncay, Kubilay Mert Ural’ın eserleri yer alıyor. Sergi, hicvin iktidar mekanizmalarını eleştirme ve çağdaş koşulları sorgulamadaki rolünü ele alıyor. Sanatçıların ekonomik ve kurumsal iktidar yapıları içinde verdikleri maddi ve içsel mücadelelere ışık tutan sergi, aynı zamanda güç eşitsizliklerine, otoriter yönetim biçimlerine ve cinsiyet normlarına odaklanıyor. Sergideki eserler, izleyiciyi ele alınan meselelerin absürtlüklerine ve çelişkilerine dair düşünsel –bazen de sessiz– bir farkındalığa davet ediyor. Kimi zaman hicvin imkân tanıdığı beklenmedik empati yoluyla güçlü bir duyarlılık uyandıran bu yapıtlar, kimi zaman da nüktenin yapıbozumcu potansiyelini vurgulayan, katmanlı ve oyuncul bir yaklaşım benimsiyor. Türkiye’den ve farklı coğrafyalardan sanatçıların eserlerinden oluşan sergi, içinde yaşadığımız sistemlerin aksaklıklarını ve başarısızlıklarını hicvin biçimsel öğeleriyle ifşa eden çok yönlü bir bakış sunmayı amaçlıyor.

  • Hüseyin Aksoy’un “Başlangıçta Cıvıltılar Vardı” sergisi Ferda Art Platform’da

    Ferda Art Platform, Hüseyin Aksoy’un “Başlangıçta Cıvıltılar Vardı” başlıklı kişisel sergisi 20 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Başlangıçta Cıvıltılar Vardı” sergisi, adını D. H. Lawrence’ın In the Beginning, There Were Chirrups şiirindeki “Ve başlangıçta kelime yoktu, cıvıltılar vardı…” dizelerinden alıyor. İzleyiciyi sözcüklerden önce gelen seslerin ve titreşimlerin dünyasına davet ediyor. Aksoy, bu sergide resim, video ve mekâna özgü yerleştirmeleri bir araya getirerek çok katmanlı bir atmosfer kuruyor. Cıvıltılar, rüzgârlar, dalgalar, uğultular, savruluşlar ve sessizlikler… Tek bir anlama indirgenemeyen, doğanın kendi ritmine ait olan bu sesler, sergide hem birer çağrışım hem de birer kavramsal zemin olarak ortaya çıkıyor.

    Sanatçının çalışmalarında denizlerin dalgalı yüzeyi, dağların kütlesi, bitkilerin damar yapıları ve dünyanın derin zamanına ait izler; birer arkeolojik katmana, duyumsal bir hafıza alanına dönüşüyor. Aksoy’un üretimi, izleyiciyi hem duyulara hem de sezgisel bir okumaya açılan bir sessizlik ve hareket diyaloguyla karşı karşıya bırakıyor.

  • 21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali başlıyor

    21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali, 14–23 Kasım tarihleri arasında, 11’i yerli, 10’u yabancı olmak üzere toplam 21 ekibin katılımıyla izleyicilerle buluşuyor.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından ve UNIMA (Uluslararası Kukla Sanatçıları Birliği) iş birliğiyle düzenlenen festival, Bursa’nın sokaklarında, salonlarında ve müzelerinde renkli bir sanat atmosferi yaratacak.

    Karagöz’ün memleketi Bursa, festival boyunca Türkiye’nin usta Karagöz ve kukla sanatçılarının yanı sıra Fransa, Yunanistan, Guatemala, Meksika, Bosna-Hersek, Endonezya, İran ve Arjantin’den sanatçı ekipleri ağırlayacak. Festivalin ana mekânlarını Atatürk Kültür Merkezi (Merinos Yerleşkesi), Tayyare Kültür Merkezi, Podyum Sanat Mahal ve Karagöz Müzesi oluşturuyor. Zengin programda geleneksel Karagöz oyunlarının yanı sıra hokkabazlık, akrobasi, el kuklaları, gölge oyunları, fiziksel tiyatro ve sokak sanatı gibi farklı türlerde gösteriler yer alıyor.

    Festivalin açılış etkinliği, 14 Kasım Cuma akşamı saat 20.00’de Merinos AKM Osmangazi Salonu’nda gerçekleşecek. Açılışta, Kocaeli Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenecek “Şebo Müzikali”, enerjik ve eğlenceli kurgusuyla izleyicilere coşkulu bir başlangıç sunacak.

    Bu yıl festivalde, yaklaşık 100 sanatçı, eğitmen ve kukla ustası bir araya gelerek 38 farklı gösteri sergileyecek. Etkinlikler yalnızca sahneyle sınırlı kalmayacak; program kapsamında beş atölye, bir söyleşi, bir yuvarlak masa toplantısı ve bir çalıştay da düzenlenecek.

    Her yaş grubuna hitap eden festival, kukla ve gölge oyunu sanatının tarihsel kökenlerinden çağdaş yorumlarına uzanan geniş bir perspektif sunuyor. Katılımcılar, bu sanatların kültürel etkileşim gücünü deneyimleme fırsatı bulacak.

    Programın öne çıkan etkinliklerinden biri, UNESCO’nun “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesinde yer alan Karagöz sanatı geleneğinin yaşayan ustalarından R. Şinasi Çelikkol’un söyleşisi olacak. “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanına sahip Çelikkol, 22 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’de Merinos AKM Muradiye Salonu’nda gerçekleşecek buluşmada, Karagöz’ün inceliklerini, usta-çırak geleneğini ve Bursa’daki tarihsel mirasını izleyicilerle paylaşacak. Söyleşinin ardından, “Çifte Cadılar (Cazular)” adlı Karagöz oyunu sahnelenecek ve kadim gölge perdesi bir kez daha ışıkla buluşacak.

    21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’nin detaylı programına resmi kaynaklardan ulaşabilirsiniz.

  • 15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali yaklaşıyor

    15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, 27 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Festivalin Altın Terazi yarışma filmleri, jürileri ve yedi farklı bölümde gösterilecek yapımlar açıklandı.

    Başkanlığını Prof. Dr. Adem Sözüer, direktörlüğünü Prof. Dr. Bengi Semerci’nin üstlendiği festival, bir kez daha “Herkes İçin Adalet” ilkesiyle yola çıkıyor ve dünyanın dört bir yanından toplam 40 filmi izleyiciyle buluşturuyor. Festivalin program direktörlüğünü Alin Taşçıyan, kısa film koordinatörlüğünü ise Nil Kural üstleniyor. Film gösterimlerine bu yıl da VisionIST kapsamında düzenlenecek paneller ve “Yaşam Hakkı” temalı Akademik Program eşlik edecek. Bu özel program, Türkiye ve dünyadan hukukçuları, düşünürleri ve sinemacıları bir araya getirerek adalet kavramını çok boyutlu bir biçimde tartışmaya açacak.

    Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, bu yıl da adalet, vicdan ve insan hakları temalarını odağına alıyor. Festival, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, sinemanın kalbinde de arandığını hatırlatıyor; her bölüm, sinemanın tanıklık etme ve dönüştürme gücünü farklı yönlerden görünür kılıyor.

    Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması, bireysel hikâyeler üzerinden küresel adaletsizlikleri, savaşın ve sömürünün kalıcı izlerini, kadın dayanışmasını ve insani direnci işliyor. Farklı ülkelerden gelen yapımlar, bireysel vicdanla toplumsal sorumluluk arasındaki gerilimi sorgularken insanın kırılgan doğasına ışık tutuyor.
    Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması ise savaş, bellek ve özgürlük temaları etrafında şekilleniyor. Genç yönetmenlerin filmleri, susturulmuş sesleri ve bastırılmış geçmişleri görünür kılarak sinemanın etik ve politik gücünü yeniden hatırlatıyor.

    Adalet Terazisi bölümünde suç, vicdan, yalnızlık ve toplumsal eşitsizlik ekseninde adalet arayışı farklı yönleriyle ele alınıyor. Bu filmler, mahkeme salonlarının ötesinde, insanın kendi içsel adaletini arayışına odaklanıyor.
    Zamanın İzleri bölümünde ise günümüz dünyasının savaş, kadın özgürlüğü, çevre krizleri, eğitim hakkı ve ifade özgürlüğü gibi evrensel meselelerine tanıklık eden yapımlar yer alıyor. Bu filmler geçmişle bugünü buluşturarak adalet kavramının tarihsel dönüşümünü sorguluyor.

    Bu yılın öne çıkan tematik bölümlerinden biri olan “Filistin ile Dayanışma”, Rashid Masharawi’nin inisiyatifiyle hazırlanan “Sıfır Noktasından +: Gazze’nin Bitmemiş Öyküleri” seçkisini izleyiciyle buluşturuyor. Gazzeli sinemacıların çektiği yedi kısa ve bir uzun metraj film, savaşın ortasında direnen, üreten ve umut eden bir halkın sesini beyazperdeye taşıyor.
    “Yeryüzü Hepimizin” adlı özel gösterim ise çevresel felaketlerin eşiğinde duran bir dünyada insanın doğayla ilişkisini yeniden düşünmeye çağıran çarpıcı bir belgeselle dikkat çekiyor.

    Festivalin uzun metrajlı film gösterimleri İBB Beyoğlu Sineması ve CKM – Caddebostan Kültür Merkezi Sineması’nda, kısa film programı ise Taksim Fransız Kültür Merkezi ve CKM’de gerçekleştirilecek. VisionIST etkinlikleri ise İBB Beyoğlu Sineması Pera Salonu’nda yapılacak.

    15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, bu yıl da sinemayı adaletin, vicdanın ve insan onurunun aynası haline getiriyor. Festivalin ayrıntılı programına resmi web sitesi üzerinden ulaşılabilir.