• İş Sanat Anadolu Sergileri Midyat’ta 

    Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan özel seçkiler, İş Sanat Anadolu Sergileri’nde sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor. 25-26 Ekim tarihlerinde İş Bankası Midyat Şubesi’nde sergilenecek “Çarşı-Pazar” seçkisi, gündelik hayatın tüm renkleriyle yaşamın içinden bir kesit sunacak.

    Bereketi, çeşitliliği ve canlılığıyla her zaman ressamların ilgisini çeken çarşılar ve pazar yerleri sanatçılar için yalnızca alışverişin yapıldığı alanlar değil; toplumun nabzını tutan, figürlü manzaralara konu olan sahnelerdir. Manav tezgâhlarının renk cümbüşü, fırın vitrinleri, bakkalların çeşitliliği ya da seyyar satıcıların hareketliliği gibi ayrıntılar resim sanatına yansıyan güçlü görsel öğeler oluşturur.

    Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan eserlerin bir araya geldiği “Çarşı-Pazar” seçkisi, sanatçılarımızın bu canlı mekânlara getirdiği yorumları sanatseverlerle paylaşırken, Türk resim sanatında bu temanın ne denli zengin ve süreklilik taşıyan bir ilham kaynağı olduğunu da ortaya konacak. İlhami Demirci’nin yalnızca bir alışveriş sahnesini değil, aynı zamanda yöre insanının günlük yaşamını ve kültürel dokusunu yansıttığı “Kompozisyon: Midyat Pazarı” tablosu ile Türk resim sanatının önde gelen sanatçılarından Eren Eyüboğlu, Hulusi Mercan, Ülkü Uludoğan, Mehmet Başbuğ, Şadan Bezeyiş, Nedim Günsür, Fahir Aksoy ve Mehmet Pesen’in farklı yörelerin çarşı ve pazar temalı resimleri bu sergide izlenebilecek.

  • Sürprizlerle dolu bir oyun: “Sil Baştan”

    İlk tiyatro oyununda büyük beğeni toplayan Aslı Bekiroğlu ve deneyimli oyuncu Tolga Güleç’i aynı sahnede buluşturan “Sil Baştan” oyunu, her dakikası sürprizlere gebe, kahkahalarla bezeli bir hikâyeyi sahneye taşıyor. İlişkiler üzerinden değişim, özgürlük, insan doğası ve mutluluk üzerine bir sorgulama sunan oyun, modern ilişkilerin en çarpıcı sorunlarından birini mizahi bir dille ele alıyor. Tek perdelik “Sil Baştan” oyunu, 25 Ekim’de Anadolu yakasında Hilltown Seyirlik Sahne’de; 26 Ekim’de ise Avrupa yakasında Torium Sahne’de seyirciyle buluşacak. 

    İlişkilere tiyatro sahnesinden hem güldüren hem de düşündüren bir ayna tutan “Sil Baştan”da Aslı Bekiroğlu ve Tolga Güleç’le birlikte Yusuf Burak Kurtoğlu, Metin Kurt ve Hüseyin Yıldırım sahne alıyor. Simay Antep’in kaleme aldığı, Fatih Küçük prodüksiyonuyla sahneye taşınan İstanbul Sanat Ofisi yapımı oyun, Bekiroğlu’nun yanı sıra yönetmen Vahap Şen’in de ilk tiyatro projesi.

    Dinamik rejisi ve sürprizleriyle dikkat çeken “Sil Baştan”, modern ilişkilerin en çarpıcı sorunlarından birini gündeme taşıyor: İnsan kendini değiştirmekte zorlanırken karşısındakini değiştirmeyi başarabilir mi? Oyun, modern çağda sevgi, ego, değişim ve kabullenme üzerine güçlü bir sorgulama sunuyor.

    Su, sevgilisi Ateş’e her istediğini yaptırmak konusunda mucizevi bir yöntem keşfeder. Elindeki bu gücü kullanmamak için dirense de gücün cazibesine kapılır ve yakın arkadaşı Aziz’in yönlendirmesiyle bu gücü kullanmaya başlar. Eğlenceli ve masum başlayan bu değişim sürecinde Ateş üzerinde yarattığı her değişim, zamanla ilişkide dengenin daha da bozulmasına yol açar. Sonunda Ateş’i şekillendirme çabası iyice kontrolden çıkar.

    Tek perdelik “Sil Baştan”, 25 Ekim 2025 Cumartesi akşamı saat 20.30’da Hilltown Seyirlik Sahne’de; 26 Ekim 2025 Pazar akşamı 20.00’de ise Torium Sahne’de seyirciyle buluşacak. Oyunun biletleri, Biletinial’dan, Bubilet’ten ve salonların gişelerinden temin edilebilir. 

  • Martch Art Project’ten yeni sergi

    Zeynep Beler’in Martch Art Project’teki ilk kişisel sergisi Intraface 31 Ekim-21 Aralık 2025 tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak. Sergi, imgeleri görme ve deneyimleme biçimlerimizin dijital arayüzler tarafından nasıl şekillendirildiğini araştırıyor.

    İnternetten topladığı görsel materyalleri temel alan Beler, çoğunlukla fark etmeden geçtiğimiz bulanık kareleri, yükleme gecikmelerini ve sansür filtrelerini resme aktararak çevrimiçi görsel kültürün hızını yavaşlatıyor.

    Intraface, bir arayüzün içindeki başka bir arayüze — açık ya da kapalı olabilen içsel bir geçide — işaret eder. Resim, fotoğraf, sinema ve bilgisayar ekranı gibi farklı mecraların kesiştiği bu katmanlı yüzeyde, her imge hem başlı başına bir çerçeve hem de daha önceki medyalara bir gönderme niteliği taşır; geçmiş ve şimdiki zaman sürekli olarak iç içe geçer.

    Sergi, sinema dilinin — özellikle montajın — günümüz arayüz tasarımlarındaki sürekliliğini görünür kılarak, görüntülerin sürekli olarak araya girdiği, dolaşıma sokulduğu ve işaretleştiği bir yapıyı açığa çıkarır. Beler, fragmanları üst üste bindirip tekrarlayarak yoğun, pikselleşmiş dokulara dönüştürür ve dijital süreçlerin gizli soyutlamalarını — dikkat ile arzunun ekranlarımızda nasıl yönetildiğini — görünür hale getirir. Böylece sıkıştırılmış görselleri ve saniyelik komutları bir “sıkıştırmayı açma” sürecine tabi tutan Beler, bunları kalıcı ve maddesel imgelere dönüştürür. Intraface, izleyiciyi yalnızca neye baktığını değil, aynı zamanda bakma ve bekleme anlarının yazılımlar ile internetin hız ekonomisi tarafından nasıl şekillendirildiğini yeniden düşünmeye davet eder.

    Zeynep Beler’in Intraface başlıklı kişisel sergisi, 31 Ekim – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında Martch Art Project’te görülebilir.

  • FFFFIRE 4 Kasım’da İMALAT-HANE İMÇ Proje Alanı’nda

    İlk olarak 14. Gwangju Bienali çerçevesinde gösterilen Gyeyeon PARK (Profesör, Suwon University) direktör küratörlüğündeki FFFFIRE adlı sergi, 4-20 Kasım 2025 tarihleri arasında İMALAT-HANE İMÇ Proje Alanı’nda izleyiciyle buluşuyor. Serginin yaratıcı ekibinde Jaewoo CHON (Direktör, Hyperspandrel), Youngnam KIM (Profesör, Sunchon National University), Hyeyoung KU (Direktör, KUNAM Studio) yer alıyor.

    2023 yılında 14. Gwangju Bienali sırasında kurumsal merkezin etrafında dönen marjinal bir düğüm olarak, bir gerilla uydu sergisi biçiminde ortaya çıkan FFFFIRE, şimdi İstanbul’da ikinci versiyonuyla izleyiciyle buluşuyor. KOFICE’in Touring K-Arts programı kapsamında gerçekleşen bu yeni edisyon, Gwangju’daki jesti tekrar etmek yerine onu dönüştürmeyi amaçlıyor.

    Klasik anlamda bir gezici sergi olmanın ötesine geçen FFFFIRE, “seyahat” etmektense alev almak üzerinden düşünülen kavramsal bir önerme sunuyor. Sergi, fiziksel taşınabilirliğe değil, dönüşümün ve yanmanın potansiyeline dayanıyor. Korunmayı değil, kaybı ve yeniden oluşu temel alan bu yapı, Gwangju’daki yanık tuğla evselliğiyle İMÇ’nin modernist soyutluğu arasında maddi bir yerinden ediliş sahneliyor.

    Ateş, bu sergide bir tema değil; bir yapı. Formu yakarak yok eden, ama yıkımın içindeki sürekliliği açığa çıkaran bir süreç olarak ele alınıyor. Katılımcı sanatçılar bu yapıyla birebir ilişki kuruyor: kimisi eski işlerinin kalıntılarını yakarak, kimisi sanal mekânlarda mecazi yakma törenleri düzenleyerek. Mekânda kullanılan beyaz folyodan perdeler, geçmiş sergi mekânlarının birer görsel olarak, duman gibi hem çevreleyen hem de geçişe izin veren yüzeylere dönüşüyor.

    Sergide yer alan sanatçılar: Eunsol CHO, Seokjun HA, Junho HONG, Jayi KIM, Jihee KIM, Youngnam KIM, Rae KOO, Hyeyoung KU, Jihoo LEE, Beophyeon SEO.

    Sergi aynı zamanda Budist düşüncedeki “buli” (不二) kavramıyla da ilişki kuruyor: ikiliklerin, karşıtlıkların bir yanılsama olduğunu hatırlatan bu kavram aracılığıyla yaratım ile çözülüm, başlangıç ile tekrar iç içe geçiyor. Sergi, Gwangju ile İstanbul arasındaki aralığı bir güzergâh olarak değil, eşzamanlılık alanı olarak işgal ediyor.

    FFFFIRE, yenilenmenin farklılaşma, kaybın ise süreklilik getirdiği bir dönüşüm ânında konumlanıyor. Ateşin yıkıcı eylemi, yok edişin içinde yeni anlam katmanları inşa ediyor.

  • Bir Sahaf Sergisi: “İnanç Sıçrayışları, Yazgı Yığınları”

    “İnanç Sıçrayışları, Yazgı Yığınları / Leaps of Faith, Heaps of Fate” başlıklı sergi, 18. İstanbul Bienali paralel etkinliği olarak 23 Kasım’a kadar EskiYeni Sahaf’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Pınar Akkurt, Mustafa Avcı, Aydın Berk Bilgin, Merve Çaşkurlu, Başak Kaptan, M. Melis Bilgin Koen, Ece Ulutan ve Zeynep Günsür Yüceil’in çalışmalarını bir araya getiren serginin küratörlüğünü Merve Çaşkurlu, M. Melis Bilgin Koen ve Orhan Kemal Koçak üstleniyor.

    Baskıresim, deneysel fotoğraf, hazır nesne müdahaleleri, ses yerleştirmeleri, yenilebilir yapıtlar ve performanslardan oluşan sergi, steril galeri atmosferlerinin aksine, geçmişin izleriyle dolu bir sahafın çok katmanlı dünyasından besleniyor. “İnanç Sıçrayışları, Yazgı Yığınları”, izleyiciyi hem tesadüflerin hem de yazgının yön verdiği bir keşif alanına davet ediyor; her köşesinde belleğin, rastlantının ve inancın izlerini sürmeye çağırıyor.