• “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi İstanbul Modern’de

    İstanbul Modern, Cumhuriyet dönemi ve Türkiye modern tarihinin en önemli kadın sanatçılarından Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimlerini bir araya getiren “Tüm Renklerin Aryası” başlıklı sergisini 22 Ocak’tan itibaren sanatseverlerle buluşturacak.

    Flormar sponsorluğunda düzenlenen “Tüm Renklerin Aryası” sergisi, Semiha Berksoy’un sahne sanatlarından görsel sanatlara, sinemadan edebiyata uzanan üretimini bir araya getiriyor. Sanatçının opera, tiyatro, resim ve edebiyat arasında kurduğu özgün ilişkiler, 200’ü aşkın yapıt aracılığıyla izleyiciye aktarılıyor. Berlin’deki çağdaş sanat müzesi Hamburger Bahnhof’ta 6 Aralık 2024-11 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleşen retrospektif, İstanbul Modern’de “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” başlığıyla yeni bir küratöryel bakış açısı, özgün sergi kurgusu ve farklı yapıt seçkisiyle izleyicilere sunuluyor. Sanatçının yaratıcı süreçleri ve yaşamına odaklanan sergi, ses kayıtları, görüntüler, efemera ve fotoğraflarla zenginleştiriliyor. Türkiye’deki en kapsamlı Semiha Berksoy sergisi olma özelliğini taşıyan “Tüm Renklerin Aryası”, Flormar’ın ana sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor.

    Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart direktörleri Sam Bardaouil ve Till Fellrath’ün sergi tasarımından ilham alınarak İstanbul Modern küratöryel ekibi tarafından kurgulanan “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası”, müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratörü Deniz Pehlivaner ve asistan küratörü Yazın Öztürk tarafından hazırlanıyor.

  • “Taşın Belleği” sergisi Haliç Sanat 1’de

    Tansu Kırcı’nın mekân, bellek ve kimlik arasındaki ilişkiyi irdelediği ilk kişisel sergisi “Taşın Belleği” Haliç Sanat 1’de sanatseverleri ağırlıyor.

    Mekân, bellek ve kimlik arasındaki ilişkiye odaklanan Kırcı, özellikle 17 Ağustos 1999 depremiyle şekillenen taş algısını çalışmasının merkezine alıyor. Merdiven, kapı ve koridor gibi geçiş formları, sanatçının üretiminde bireyin kendini tanıma sürecinin ve varoluşun dönüşen doğasının metaforlarına dönüşüyor.

    Kırcı, taşı yalnızca biçim verilen bir malzeme olarak değil, coğrafyanın kolektif hafızasını taşıyan bir tanık olarak yorumluyor. Taşın damarları ve kırıkları, insan iradesiyle doğa arasındaki ilişkiyi görünür kılan bir diyaloğa işaret ediyor. Kadim uygarlıkların kültürel mirasıyla bugünün kimliksizleşen kent dokusu arasındaki gerilimi de açığa çıkaran sergi, izleyiciyi şu soruyla düşünmeye davet ediyor:
    “Bir toplum, unuttuğu taşların ağırlığını ne kadar taşıyabilir?”

    13 Kasım 2025 tarihinde kapılarını açan “Taşın Belleği” başlıklı sergi, 15 Şubat 2026 tarihine kadar, pazartesi hariç her gün 10.00–17.00 saatleri arasında Haliç Sanat 1’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

  • “Şimdi Sevişme Vakti” yayımlandı

    Sait Faik Abasıyanık’ın bütün şiirlerini bir araya getiren Şimdi Sevişme Vakti başlıklı kitap, Can Yayınları tarafından yayımlandı. Abdullah Ezik’in yayına hazırladığı kitaba Ahmet Güntan’ın önsözü eşlik ediyor.

    İsmindeki birbirine bitişik çam ağacından

    Bir aşk fısıltısı; gözlerim kapanıyor.

    Seni burada düşünmeliyim sevgilim,

    Hani bir akşam ikinci mevkiin rüzgârlı

    tarafına kimseler olmadığı için yerleşiyorduk.

    Bu, bir son vapurdu.

    Yıldızlar peşimizde,

    Yıldızlar gerimizde, ilerimizdeydi.

    “Şiir kararsızların en sevdiği bilme biçimidir. Sait Faik dünyayı etrafımızı saran bütün coğrafyasıyla duyan, bunun getirdiği aşırı duyusal yükün baskısını kararsızlığın alanında kalarak kucaklayan, ancak yazarak taşıyabilen biriydi. Kim ne derse desin, şairlerin en birinci savı bugün hâlâ dünyanın büyük bir bilinmeyen oluşudur. Bir tek şiir bu bilinemezliği dile getirme imkânını verir. Şiir Sait Faik için fiziksel bir zorunluluktu.”

    Ahmet Güntan

  • Yapı Kredi Selahattin Giz Koleksiyonu’ndan “Mevsimlerle İstanbul”

    Selahattin Giz’in objektifinden, İstanbul’un bugün büyük ölçüde silinmiş yüzünü ve bellekte kalan gizli katmanlarını görünür kılan “Mevsimlerle İstanbul”, Yapı Kredi Selahattin Giz Koleksiyonu’nda yer alan 1925–1955 yılları arasına tarihlenen İstanbul fotoğraflarından oluşan kapsamlı bir seçkiyle Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Kitapta yer alan fotoğraflara eşlik eden metinler Uğur Kökden tarafından kaleme alınırken, bu yazıların Türkçeden İngilizceye çevirisi Emre Türkölmez tarafından gerçekleştirildi. Böylece eser, İstanbul’un görsel belleğini yalnızca yerel okura değil, uluslararası bir izleyiciye de açan çift dilli bir anlatı sunuyor.

    Selahattin Giz’in 1925 ile 1955 yılları arasında kentin farklı semtlerinde ve mevsimlerinde çektiği fotoğraflar; tanıdık sokakları, bugün neredeyse tanınmaz hâle gelmiş kamusal alanları ve artık var olmayan mimari yapıları bir araya getiriyor. Yaşlı tramvaylar, uzaktan siluet hâlinde beliren görkemli camiler, at arabaları ve faytonlar, Boğaz boyunca uzanan eski ahşap yalılar bu görsel hafızanın parçaları arasında yer alıyor. Kız Kulesi, Haliç’teki dalyanlar, ışıklar içindeki İstanbul Üniversitesi’nin gece manzarası, sur dışındaki surlar; belleğin kıyısında kalmış bir Taksim, karla kaplı meydanlarda kızak kayan insanlar, kışın bürüdüğü caddeler, karlar altındaki kayıklar, Beyazıt’ın eski havuzu, Haydarpaşa Garı ve Küçüksu Kasrı gibi kentin dört bir yanından sahneler, İstanbul’un zamana direnen ve zamana yenik düşen yüzlerini bir arada sunuyor. Bu fotoğraflar, yalnızca bir kenti değil, mevsimler üzerinden akan bir zamanı ve kaybolan bir yaşam ritmini de kayıt altına alıyor.

  • Artİstanbul Feshane’de yeni sergi: “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) ile İBB Miras’ın katkılarıyla hazırlanan, İBB Sanat Koleksiyonları’ndan özel bir seçkiyi bir araya getiren “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları” başlıklı sergi, Artİstanbul Feshane’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan yaklaşık yüz yıllık bir sanat birikimini görünür kılan sergide, 187 sanatçının 627 eseri yer alıyor. Sergi, kurumsal temelleri 1925 yılında Şişli’de Atatürk Evi’nde bir İnkılap Müzesi kurulması girişimine dayanan ve farklı dönemlerde çeşitli mekânlarda yeniden biçimlenerek günümüze ulaşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Resmemaneti” koleksiyonuna odaklanıyor. Bu tarihsel arka plan, sergiyi yalnızca bir eser seçkisi olmaktan çıkararak, kamusal bir koleksiyonun oluşum ve dönüşüm hikâyesine de ışık tutuyor.

    “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları”, İBB’nin Atatürk Kitaplığı, Aşiyan Müzesi ve Şehir Müzesi gibi ana koleksiyonlarından derlenen 316 eser ile, sanat dünyasının önemli isimlerinin bağışlarıyla İBB Sanat Koleksiyonları’na kazandırılan 311 yapıtı bir araya getiriyor. Farklı dönemlere, üsluplara ve tekniklere yayılan bu geniş seçki, kentsel belleğin nasıl biriktiğini, korunduğunu ve sürekli olarak yeni anlamlar ürettiğini ortaya koyan bir kültürel süreklilik haritası sunuyor. Sergi, izleyicilere sanat eserlerinin hem bireysel deneyimler hem de toplumun ortak hafızası içinde nasıl çoğaldığını ve dönüşerek varlığını sürdürdüğünü gözlemleme olanağı tanıyor.