• “Akbank 44. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi” açıldı

    Akbank Sanat, Resim ve Heykel Müzeleri Derneği ve Elgiz Müzesi iş birliğiyle gerçekleştirilen “Akbank 44. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi”, 31 Temmuz’a kadar Elgiz Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    “Akbank 44. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi”, bu yıl “EŞİK: Sanatsal Üretimde Anlamın Yeniden Kurulması” temasıyla çağdaş sanatın güncel tartışma alanlarına odaklanıyor. Her yıl genç sanatçıların üretimlerine alan açan sergi, çağdaş sanatın güncel yönelimlerini görünür kılıyor. Bu yıl Zeynep Burçoğlu ve Koray Tokdemir küratörlüğünde hayata geçirilen sergi, jüri değerlendirmesi sonucunda seçilen 23 genç sanatçının eserlerini bir araya getiriyor.

    Sergi bu yıl “EŞİK: Sanatsal Üretimde Anlamın Yeniden Kurulması” temasıyla düzenleniyor. Büyük dil modellerinin, yapay zekânın ve kolektif bilgi ağlarının gündelik düşünme biçimlerimizi dönüştürdüğü bir dönemde, bilinç, yaratıcılık, hafıza ve insan deneyimi gibi kavramlar yeniden tanımlanıyor. Bilginin üretildiği, paylaşıldığı ve yorumlandığı zemin hızla değişirken, sanat da bu dönüşümün yalnızca tanığı değil, anlamın yeniden kurulduğu güçlü bir düşünme alanı olarak öne çıkıyor. EŞİK, tam da bu geçiş hâline bakıyor: Kesinleşmemiş, oluşumunu sürdüren, yeni sorulara açık bir çağın içinde sanatçıların nasıl düşündüğünü, nasıl ürettiğini ve anlamı hangi formlar aracılığıyla yeniden dolaşıma soktuğunu araştırıyor. Sergi, genç sanatçıları kendi üretim pratikleri üzerinden bu yeni bağlamları değerlendirmeye ve çağdaş sanatın bugünkü ifade imkanlarını birlikte tartışmaya davet ediyor.

    Serginin küratörlüğünü üstlenen Zeynep Burçoğlu ve Koray Tokdemir, Akbank Sanat ve Açık Diyalog İstanbul iş birliğiyle gerçekleştirilen “Çağdaş Sanat ve Küratörlük Seminer Programı” mezunları arasında yer alıyor. Genç sanatçı ve küratörleri ortak bir üretim alanında buluşturan sergi, aynı zamanda güncel sanatın farklı ifade biçimlerine ve yeni kuşak bakış açılarına da alan açıyor.

    ​Bu yıl yarışmaya Türkiye’den 72, yurt dışından ise 20’ye yakın farklı üniversiteden toplam 1728 sanatçı başvuru yaptı. “Akbank 44. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi”nde; Şahsenem Altıparmak, Mekin Avras, Funda Ay, Emre Celali, Mavi Melike Çatkın, Ekin Çekiç, Hamide Çelik, Ozan Dursun, Sude Erkoyuncu, Davut Işık, Betül Kamış, Mustafa Karaca, Melisa King, Aslan Nayeb, Muaz Özden, Metin Özgör, Ferit Cihat Sertkaya, Umut Sönmez, Hüsna Yağmur Şimşek, Berşan Sena Tan, Emir Yasin Yağmurca, Cemil Toprak ve Elif Zaim olmak üzere 23 genç sanatçı yer alıyor.

  • 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali 21 Mayıs’ta Başlıyor

    Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali, 21 Mayıs-9 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

    17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali kapsamında dünya sahnesinde yer alan yabancı konuk sanatçı ve toplulukların sahneleyeceği eserlerin de içinde olduğu 13 eser, 22 temsil ile izleyicilerin beğenisine sunulacak. 21 Mayıs’ta AKM Türk Telekom Opera Sahnesi’nde festivalin açılış eseri Lucia Di Lammermoor operası İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek. İtalyan romantik operasının başyapıtlarından Lucia di Lammermoor operası ile açılacak festivalde İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, orkestrası, korosu ve bale topluluğu bu prömiyerin ardından 23 ve 30 Mayıs Cumartesi günleri de seyirci ile buluşacak. Eser, festivalin konuklarından dünyaca ünlü rejisör Jean-Louis Grinda tarafından sahneye konuluyor. Librettosu Sir Walter Scott’un Lammermoor Gelini adlı romanından hareketle Salvadore Cammarano’ya ait eser; orkestra şefleri Antonio Pirolli ve Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ile koro şefi Paolo Villa yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu eşliğinde sahnede olacak. Eser, İskoçya’nın sisli ve kasvetli atmosferinde geçen ve düşman aileler arasında sıkışmış genç bir kadın olan Lucia’nın trajik aşk hikâyesini konu alıyor.

    22 ve 24 Mayıs’ta, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla adlı modern dans eseri festivalin çarpıcı eserlerinden biri olarak sahnede olacak. 7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması’nın final gecesinde ödül töreni ve gala gecesi, festival kapsamında izlenebilecek. Bu yıl 28 Mayıs-1 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek yarışmanın final gecesinde tüm madalya kazanan dansçıların ve konuk yıldız sanatçıların performansları izleyicilerle buluşacak. 1 Haziran’da “Altın Çağın Kadınları” adlı barok konser, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde sahnelenecek.

    2 Haziran’da, AKM Tiyatro Salonu’nda sahnelenecek “Opera Studio Sezon Finali” konseri, yıl boyu aldıkları eğitim ve sahne deneyimlerinin bir derlemesini paylaşmaya hazırlanan genç yetenekleri festival seyircileri ile buluşturacak. 3 ve 10 Haziran’da, AKM Türk Telekom Opera Sahnesi’nde sahnelenecek Kuğu Gölü balesi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından ünlü koreograf Ricardo Amarante’nin prodüksiyonu ile sahnelenecek. 3 Haziran’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde Goethe’nin Doğu-Batı Divanı’nda ölümsüzleştirdiği Suleika’nın zarif karakteri, Romantik dönemin en güzel liedlerinin seslendirileceği “Suleika Lied Akşamı” konseri ile hayat bulacak.

    4 Haziran’da, AKM Tiyatro Salonu’nda, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans İstanbul Topluluğu (MDTİst) tarafından sahnelenecek Kız Doğdu / III ile ilk kez festival kapsamında izlenebilecek Hiç Kuş Yok ile festival devam ediyor. 5 ve 6 Haziran’da, AKM Türk Telekom Opera Sahnesi’nde İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile festivalin konukları Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu Sanatçıları muhteşem bir başyapıt olan La Traviata operasını sahneleyecek. 6 ve 10 Haziran’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde, Küçük Prens çocuk oyunu İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından ilk kez festivalin minik seyircilerine özel sahnelenecek. İki gün, dört temsil ile çocuklara hayal kurmanın yanı sıra sorumluluğu, dostluğu, sadakati ve sevmenin anlamını da anlatacak Küçük Prens eseri, orkestra şefi Ahmet Sait Karabulut yönetiminde, Şahan Gürkan rejisiyle sahnelenecek.

    8 Haziran’da AKM Türk Telekom Opera Sahnesi’nde Devlet Çok Sesli Korosu ile İstanbul Devlet Opera ve Balesi ortak konseri “Aurora” konseri seslendirilecek. 8 ve 9 Haziran’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Wolfgang Amadeus Mozart’ın ünlü operası Saraydan Kız Kaçırma sahnelenerek kapanış eseri olarak sanatseverlerle buluşturulacak.

    ​17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlerine ise Biletinial üzerinden ulaşabilirsiniz.

  • Sergen Şehitoğlu’nun “Çatallanan Yollar” sergisi SANATORIUM’da

    Sergen Şehitoğlu’nun “Çatallanan Yollar” başlıklı kişisel sergisi, 4 Haziran-18 Temmuz tarihleri arasında SANATORIUM’da sanatseverlerle buluşacak.

    Adını Jorge Luis Borges’in “Yolları Çatallanan Bahçe” adlı hikâyesinden alan sergi; sürekli seçimler, çıkışsız yollar ve sonsuz tekrarlar üzerinden kurgulanan bir labirent modeli aracılığıyla, içinde yaşadığımız dünyanın yapısal dinamiklerine odaklanıyor. Serginin merkezinde yer alan labirent, gözetim, yönlendirilmiş seçimler ve kaçışsızlık gibi günümüz varoluş koşullarına dair güçlü çağrışımlar üretirken; izleyiciyi bu sistemin işleyişiyle doğrudan yüzleşmeye davet ediyor. Mekânsal düzen, çıkış noktaları, çıkmaz sokaklar ve sonsuz döngüler aracılığıyla belirli bir algoritmik zorunluluğun sonucu olarak şekilleniyor. Bu yapı içerisinde her yol, önceden tanımlanmış değişkenlerin bir çıktısı olarak ortaya çıkarken; izleyici, sistemin dışında değil, doğrudan içinde konumlanıyor.

    ​René Descartes’ın analitik geometri yaklaşımından ilhamla geliştirilen proje, matematiği estetik bir formdan çok bir sistem ve süreç olarak ele alıyor. Satranç tahtasını andıran ızgara düzeni üzerinden koordinat sisteminin mekânsal bir karşılığı kurulurken, matematiksel fonksiyonlar bu zemin üzerinde işleyerek dinamik bir yapı oluşturuyor. Şehitoğlu, matematiksel bir formu fiziksel bir mekâna dönüştürerek, soyut bir sistemin somut karşılığını üretiyor. Koşulları önceden belirlenmiş 64×64 boyutlu bir komşuluk matrisine dayanan bu yapı, katı bir düzenin ifadesi olmanın ötesinde, kendi kurallarına göre işleyen kapalı bir sistem olarak var oluyor. Bu bağlamda matematik, temsiliyetten sıyrılmış, kendi kendine yeterli bir ifade biçimi olarak konumlanıyor. Sergide yer alan 17 dakikalık video ise bu kapalı sistemin dışına, dış dünyanın akışına yöneliyor. Labirentin soyut ve matematiksel yapısıyla karşıtlık kuran video, bireyin dış dünyayla kurduğu ilişkiyi düşünceler, duygular ve içsel yönelimler üzerinden ele alıyor.

  • 160. Kilometre’den yeni kitap: “Yol Çiçekleri. / Ahmet Güntan’a Armağan.”

    160. Kilometre, Ahmet Güntan’ın 70. yaşını kendisine sürpriz olarak hazırlanan Yol Çiçekleri. / Ahmet Güntan’a Armağan. kitabıyla kutluyor. 

    Adını şairin ilk şiirlerinden birinden alan Yol Çiçekleri., Güntan’ın ayrı ayrı şiir kitaplarına, romanlarına, yazılarına ve edebiyatımızdaki yerine odaklanarak yarım asırlık edebiyat serüvenini mercek altına alıyor. Dostlarının kaleminden anıları ve portreleri de okura sunan kitap, aynı zamanda Türk şiirinin son elli yılını derinlemesine irdeleyen bir çalışma niteliğinde. 

    Donat Bayer ve Ömer Şişman tarafından hazırlanan kitabın kapak çizimi İnci Eviner’e ait. Eviner’in Ahmet Güntan’ın “Parçalı Ham 3., 1873 Kayıtları: Büyük Vızırtı.” şiirinden yola çıkarak çizdiği üç deseni de 1873 Kayıtları. başlığıyla kitapta yer alıyor.

    Kitaba katkıda bulunanlar:

    Ada Pancar • Ali Özgür Özkarcı • Batuhan Saç • Bige Örer • Burak Acar • Burak Fidan • Cengiz Bulut • Deniz Akhan• Donat Bayer • Efe Murad • Elif Sofya • Elvin Eroğlu • Esra Özdoğan• Fatih Altuğ • Fatih Özgüven • Fatma Nur Türk • Hasan Bülent Kahraman • Hasan Cem Çal • Haydar Ergülen • İlker Hepkan • İlker Şaguj • İnci Eviner • Kadir Kılıç • Levent Karataş • Liman Mehmetcihat • Mahmut Sefa İpek• Mehmet Davut Özdal • Melek Aydoğan • Mert Çakırcalı • Milât Özçelik • Murathan Mungan• Murat Üstübal • Murat Yalçın • Musa Günerigök • Münir Yenigül • Osman Konuk • Ozan Utku Akgün • Ömer Şişman • Rahman Yıldız • Reha Erdem • Salih Yurttaş • Sinan Özdemir • Suat Baran • Tarık Günersel • Tuncay Birkan • Yankı Yazgan • Zafer Zorlu

    Donat Bayer ile Ömer Şişman’ın sunuş yazısı:

    Ahmet Güntan abartmayı sevmez. Bunu bilmek için şiirine bakmak yeter. 70. yaş günü de bu açıdan bir istisna değil: Bir iki dostla küçük bir kutlama yapılabilir ya da kutlamalardan uzak bir gün geçirilebilir. Güntan’a soracak olsanız, tatlı bir gülümsemeyle “Abartacak bir şey yok, herhangi bir gün işte” der geçer. 

    Biz, 70’li yılların sonundan bugüne, önce dergilerde yayımlanan şiir ve yazılarıyla, ardından kitaplarıyla hep iyinin, yeninin peşinde olan, şiiri sürekli ileri taşıyan Güntan’ın yeni yaşının, şairin yapıtı üzerine tekrar düşünmek, Türk şiirindeki yerini, etkisini anlamak/tartışmak için iyi bir fırsat olduğunu düşündük. Bu fikirle yola çıkıp ona bir sürpriz yapmak ve 70. yaşını kendisi için hazırlanmış bir armağan kitapla kutlamak istedik. Kitap Güntan’ın şiirlerine odaklanırken bununla sınırlı kalmıyor, mümkün olduğunca tüm üretimini kapsıyor, ayrıca onu tanıyanların kaleminden anılar, gözlemler aracılığıyla bir arkadaş, dost olarak Güntan’ı da anlatmayı amaçlıyor. “Yol Çiçekleri.”, Güntan’ın ilk şiirlerinden biri. Henüz yolun başında yazdığı bu şiiri de selamlayarak kitapta yer alan yazıların her birini neredeyse 50 yılı bulan edebiyat yaşamına eşlik eden birer yol çiçeği saydık. 

    Başlangıçta kitabı tematik olarak ya da yazıların odaklandığı eser türüne/kitap adına göre bölümlemeyi düşündük ancak daha sonra yazar adına göre alfabetik sıralamayı tercih ettik. Bunun Güntan’ın da seveceğini tahmin ettiğimiz biçimde daha özgür, daha maceraperest ve çok sesli bir okuma deneyimine yol açacağına inandık. 

    Kitapta Güntan’la aynı dönemde yola çıkmış, kimi zaman şiirleri aynı dergilerde yer almış şair arkadaşları, onu ilk gençlik yıllarından beri tanıyan dostları, şiir serüveninin başında yolu onunla kesişmiş ve çeşitli projelerde beraber çalışmış şairler, Güntan’ı sadece eserleriyle tanıyanlar ve farklı disiplinlerden yazarlar/sanatçılar yer alıyor. Yol Çiçekleri. / Ahmet Güntan’a Armağan. kitabının en değerli yanı, tüm bu isimleri kitaba katkıda bulunmak için harekete geçiren şeyin bir şaire, eserine besledikleri sevgi ve inanç olması.

    İyi ki doğdun Ahmet Güntan! 

  • Nilbar Güreş 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, bu yıl Nilbar Güreş’in Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes) adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. 9 Mayıs – 22 Kasım 2026 tarihleri arasında Venedik Bienali’nin ana mekânlarından Arsenale’de ziyaret edilebilecek serginin küratörlüğünü Başak Doğa Temür üstleniyor.

    Sanatsal pratiğinde cinsiyet, göç, aidiyet ve gündelik iktidar dinamiklerini ele alan Nilbar Güreş’in Türkiye Pavyonu’ndaki sergisi, farklı dönemlerden seçilen yapıtları yeni üretimlerle bir araya getiriyor. Sergide geçiş hâlindeki figürler, toplumsal normların içindeki gerilimleri görünür kılarken izleyiciyi yerleşik bakış biçimlerini yeniden düşünmeye davet ediyor. Fotoğraf, kolaj ve yağlıboyadan heykel ve enstalasyona; kumaş, makrome, yün ve pirinçten ahşaba ve gündelik nesnelere uzanan malzeme ve teknik çeşitliliği hem kişisel hem de kolektif hafızaları taşıyan bir ifade alanı açıyor. Sergi, adını bir mektubu ya da konuşmayı bitirirken kullanılan “gözlerinizden öperim” ifadesinden alıyor; karşıdakini sahiplenmeden ya da küçültmeden birlikte var olmanın incelikli bir biçimine işaret ediyor.

    Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu, İKSV’nin koordinasyonunda, T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Borusan Otomotiv ve Trendyol Sanat sponsorluğunda düzenleniyor. SAHA Derneği’nin prodüksiyon desteği sağladığı serginin havayolu partnerliğini Türk Hava Yolları üstleniyor. Vehbi Koç Vakfı da sergi kitabının hazırlığına yayın desteği verdi.

    Venedik Bienali’nin 61. Uluslararası Sanat Sergisi, bienalin küratörü Koyo Kouoh tarafından belirlenen In Minor Keys (Minör Tonlarda) teması etrafında şekilleniyor. Bu tema, baskın anlatılar yerine daha sessiz, kırılgan ve çoğu zaman göz ardı edilen deneyimlere kulak vermeyi öneriyor.