• Martch Art Project’ten yeni sergi

    Zeynep Beler’in Martch Art Project’teki ilk kişisel sergisi Intraface 31 Ekim-21 Aralık 2025 tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak. Sergi, imgeleri görme ve deneyimleme biçimlerimizin dijital arayüzler tarafından nasıl şekillendirildiğini araştırıyor.

    İnternetten topladığı görsel materyalleri temel alan Beler, çoğunlukla fark etmeden geçtiğimiz bulanık kareleri, yükleme gecikmelerini ve sansür filtrelerini resme aktararak çevrimiçi görsel kültürün hızını yavaşlatıyor.

    Intraface, bir arayüzün içindeki başka bir arayüze — açık ya da kapalı olabilen içsel bir geçide — işaret eder. Resim, fotoğraf, sinema ve bilgisayar ekranı gibi farklı mecraların kesiştiği bu katmanlı yüzeyde, her imge hem başlı başına bir çerçeve hem de daha önceki medyalara bir gönderme niteliği taşır; geçmiş ve şimdiki zaman sürekli olarak iç içe geçer.

    Sergi, sinema dilinin — özellikle montajın — günümüz arayüz tasarımlarındaki sürekliliğini görünür kılarak, görüntülerin sürekli olarak araya girdiği, dolaşıma sokulduğu ve işaretleştiği bir yapıyı açığa çıkarır. Beler, fragmanları üst üste bindirip tekrarlayarak yoğun, pikselleşmiş dokulara dönüştürür ve dijital süreçlerin gizli soyutlamalarını — dikkat ile arzunun ekranlarımızda nasıl yönetildiğini — görünür hale getirir. Böylece sıkıştırılmış görselleri ve saniyelik komutları bir “sıkıştırmayı açma” sürecine tabi tutan Beler, bunları kalıcı ve maddesel imgelere dönüştürür. Intraface, izleyiciyi yalnızca neye baktığını değil, aynı zamanda bakma ve bekleme anlarının yazılımlar ile internetin hız ekonomisi tarafından nasıl şekillendirildiğini yeniden düşünmeye davet eder.

    Zeynep Beler’in Intraface başlıklı kişisel sergisi, 31 Ekim – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında Martch Art Project’te görülebilir.

  • FFFFIRE 4 Kasım’da İMALAT-HANE İMÇ Proje Alanı’nda

    İlk olarak 14. Gwangju Bienali çerçevesinde gösterilen Gyeyeon PARK (Profesör, Suwon University) direktör küratörlüğündeki FFFFIRE adlı sergi, 4-20 Kasım 2025 tarihleri arasında İMALAT-HANE İMÇ Proje Alanı’nda izleyiciyle buluşuyor. Serginin yaratıcı ekibinde Jaewoo CHON (Direktör, Hyperspandrel), Youngnam KIM (Profesör, Sunchon National University), Hyeyoung KU (Direktör, KUNAM Studio) yer alıyor.

    2023 yılında 14. Gwangju Bienali sırasında kurumsal merkezin etrafında dönen marjinal bir düğüm olarak, bir gerilla uydu sergisi biçiminde ortaya çıkan FFFFIRE, şimdi İstanbul’da ikinci versiyonuyla izleyiciyle buluşuyor. KOFICE’in Touring K-Arts programı kapsamında gerçekleşen bu yeni edisyon, Gwangju’daki jesti tekrar etmek yerine onu dönüştürmeyi amaçlıyor.

    Klasik anlamda bir gezici sergi olmanın ötesine geçen FFFFIRE, “seyahat” etmektense alev almak üzerinden düşünülen kavramsal bir önerme sunuyor. Sergi, fiziksel taşınabilirliğe değil, dönüşümün ve yanmanın potansiyeline dayanıyor. Korunmayı değil, kaybı ve yeniden oluşu temel alan bu yapı, Gwangju’daki yanık tuğla evselliğiyle İMÇ’nin modernist soyutluğu arasında maddi bir yerinden ediliş sahneliyor.

    Ateş, bu sergide bir tema değil; bir yapı. Formu yakarak yok eden, ama yıkımın içindeki sürekliliği açığa çıkaran bir süreç olarak ele alınıyor. Katılımcı sanatçılar bu yapıyla birebir ilişki kuruyor: kimisi eski işlerinin kalıntılarını yakarak, kimisi sanal mekânlarda mecazi yakma törenleri düzenleyerek. Mekânda kullanılan beyaz folyodan perdeler, geçmiş sergi mekânlarının birer görsel olarak, duman gibi hem çevreleyen hem de geçişe izin veren yüzeylere dönüşüyor.

    Sergide yer alan sanatçılar: Eunsol CHO, Seokjun HA, Junho HONG, Jayi KIM, Jihee KIM, Youngnam KIM, Rae KOO, Hyeyoung KU, Jihoo LEE, Beophyeon SEO.

    Sergi aynı zamanda Budist düşüncedeki “buli” (不二) kavramıyla da ilişki kuruyor: ikiliklerin, karşıtlıkların bir yanılsama olduğunu hatırlatan bu kavram aracılığıyla yaratım ile çözülüm, başlangıç ile tekrar iç içe geçiyor. Sergi, Gwangju ile İstanbul arasındaki aralığı bir güzergâh olarak değil, eşzamanlılık alanı olarak işgal ediyor.

    FFFFIRE, yenilenmenin farklılaşma, kaybın ise süreklilik getirdiği bir dönüşüm ânında konumlanıyor. Ateşin yıkıcı eylemi, yok edişin içinde yeni anlam katmanları inşa ediyor.

  • Bir Sahaf Sergisi: “İnanç Sıçrayışları, Yazgı Yığınları”

    “İnanç Sıçrayışları, Yazgı Yığınları / Leaps of Faith, Heaps of Fate” başlıklı sergi, 18. İstanbul Bienali paralel etkinliği olarak 23 Kasım’a kadar EskiYeni Sahaf’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Pınar Akkurt, Mustafa Avcı, Aydın Berk Bilgin, Merve Çaşkurlu, Başak Kaptan, M. Melis Bilgin Koen, Ece Ulutan ve Zeynep Günsür Yüceil’in çalışmalarını bir araya getiren serginin küratörlüğünü Merve Çaşkurlu, M. Melis Bilgin Koen ve Orhan Kemal Koçak üstleniyor.

    Baskıresim, deneysel fotoğraf, hazır nesne müdahaleleri, ses yerleştirmeleri, yenilebilir yapıtlar ve performanslardan oluşan sergi, steril galeri atmosferlerinin aksine, geçmişin izleriyle dolu bir sahafın çok katmanlı dünyasından besleniyor. “İnanç Sıçrayışları, Yazgı Yığınları”, izleyiciyi hem tesadüflerin hem de yazgının yön verdiği bir keşif alanına davet ediyor; her köşesinde belleğin, rastlantının ve inancın izlerini sürmeye çağırıyor.

  • kavla tiyatro’nun ilk oyunu “dünyanın en mutlu insanı” prömiyer yapıyor

    Kavla Tiyatro’nun ilk prodüksiyonu “Dünyanın En Mutlu İnsanı”, 19 Ekim saat 20.30’da BahçeGalata’da prömiyer yapıyor.

    Yazan ve yöneten Orçun Ertaman, tek kişilik bu kara komedide seyirciyi “mutluluk” fikri üzerine düşündüren bir karakterle buluşturuyor. Ahmet Kuntberk Alptemoçin’in sahne aldığı oyunda, hareket tasarımı İlyas Odman, ışık tasarımı Utku Kara, kostüm tasarımı ise Hilal Polat’a ait. Oyun, bireysel huzursuzluklardan toplumsal düzene uzanan bir çizgide “mutluluk” kavramını sorgularken, insanın kendi varoluşuyla hesaplaşmasını sahneye taşıyor.

    “Dünyanın En Mutlu İnsanı”nın kahramanı, bir sabah uyanıp kendini gerçekten “dünyanın en mutlu insanı” ilan eder. Ancak kısa sürede, mutluluğun kişisel bir mesele değil, sistemin ve çağın yansıması olduğunu fark eder. Bu farkındalık, onu hem kendine hem de dünyaya karşı yeni bir direniş biçimine götürür: kendi varoluşunu savunmaya.

    Oyun, ilk olarak Civil Production, Birileri.xyz ve Friedrich Naumann Foundation iş birliğiyle hazırlanan, İnsan Hakları Bildirgesi’nden ilham alan “Emek” temalı kısa oyun biçiminde kaleme alındı. Şimdi ise genişletilmiş versiyonuyla izleyici karşısına çıkıyor. Oyunun biletlerine BahçeGalata gişesinden ve çevrim içi platformlardan ulaşabilirsiniz.

  • Sait Faik hikâyeleri sahnede: “Dülger Balığının Ölümü”

    İş Sanat’ın gelenekselleşen şiir ve hikâye dinletileri yeni sezona 11 Kasım akşamı Sait Faik Abasıyanık’ın hikâyeleriyle başlıyor.

    Edebiyatseverlerin eski bir radyo stüdyosuna konuk olacakları dinletinin metnini Atilla Birkiye hazırladı. Dinletiye ismini veren “Dülger Balığının Ölümü” hikâyesiyle birlikte “Mahalle Kahvesi”, “Meserret Oteli”, “Bayan Gülseren”, “Hikâye Peşinde” ve “Modern Karıkoca” hikâyeleri, ünlü tiyatro sanatçıları Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek tarafından seslendirilecek. Sahne uygulamasını Mehmet Birkiye’nin üstlendiği dinletide hikâyelere Şemsa İdil Ural (çello), Seda Subaşı Yalçın (keman) ve müzik direktörü Serdar Yalçın (piyano) eşlik edecek.

    11 Kasım Salı akşamı İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak düzenlenecek hikâye ve şiir dinletileri için buradan rezervasyon yapabilirsiniz.