• “Aziz İstanbul Yahya Kemal Anma Günü” Metro Han’da

    Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yahya Kemal Beyatlı, vefatının 67. yıl dönümünde “Aziz İstanbul Yahya Kemal Anma Günü” ile anılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı’na (İBB Kültür) bağlı Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Müdürlüğü ve Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlik, 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde İstanbul’un farklı noktalarında ve Metrohan’da gerçekleşecek. 31 Ekim’de “Yahya Kemal’in İstanbul’u” temalı tekne gezisiyle başlayacak program, 1 Kasım’da Metrohan’da düzenlenecek açık oturumlar, söyleşiler ve konserle devam edecek.

    “Aziz İstanbul Yahya Kemal Anma Günü” etkinlikleri, 31 Ekim Cuma günü 14.00’te, Yahya Kemal Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Samsakçı’nın rehberliğinde şairin İstanbul’u ve semtlerini konu alan eserlerinin hatırlanacağı bir tekne gezisiyle başlayacak.

    1 Kasım Cumartesi günü ise, Metrohan’da uzman konukların katılımıyla Yahya Kemal Beyatlı’nın ve eserlerinin çeşitli yönleriyle ele alınacağı iki açık oturum yapılacak. Ardından, şair Hilmi Yavuz ile yazar Beşir Ayvazoğlu, Türk edebiyatında Yahya Kemal’in yeri ve önemini anlatmak üzere Ercan Yılmaz moderatörlüğünde dinleyicilerle buluşacak. “Aziz İstanbul Yahya Kemal Anma Günü” etkinlikleri, Dilek Türkan’ın, Yahya Kemal Beyatlı şiirlerinden bestelenmiş eserleri seslendireceği konserle sona erecek.

    “Aziz İstanbul Yahya Kemal Anma Günü”ne ücretsiz katılım için kultursanat.istanbul adresinden ve İBB Kültür’ün sosyal medya hesaplarından bilgi alınabilir.

    PROGRAM

    31 Ekim 2025 Cuma
    Tekne Gezisi: 
    “Yahya Kemal’in İstanbul’u”
    Rehber: Prof. Dr. Mehmet Samsakçı
    Hareket Saatleri
    Kabataş İskelesi:
     14.00
    Üsküdar İskelesi: 14.30
    Gezi güzergâhı sonunda katılımcılar aynı noktalara bırakılacaktır.

    1 Kasım 2025 Cumartesi – Metrohan

    12.00 – Açılış

    12.15-14.15 – Birinci Oturum / Konuşmacılar: Prof. Dr. Mehmet Samsakçı (İstanbul Üni. Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğr. Üyesi), Prof. Dr. Ali Utku (Atatürk Üni. Edebiyat Fak. Felsefe Böl. Öğr. Üyesi), Doç. Dr. Alphan Akgül (29 Mayıs Üni. Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Öğr. Üyesi), Oturum Yöneticisi: Dr. Hazal Bozyer

    14.45-16.15 – İkinci Oturum / Konuşmacılar: Prof. Dr. Nedret Öztokat Kılıçeri (İstanbul Üni. Edebiyat Fak. Batı Dilleri ve Edebiyatları Böl. Öğr. Üyesi), Prof. Dr. Gökhan Tunç (Anadolu Üni. Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Öğr. Üyesi), Prof. Dr. Turgay Anar (İstanbul Medeniyet Üni. Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Öğr. Üyesi), Oturum Yöneticisi: Doç. Dr. Mehmet Şerif Eskin (İstanbul Üni. Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Öğr. Üyesi)

    16.45 – Yahya Kemal Sanal Müze Ziyareti
    17.00 – Söyleşi: Beşir Ayvazoğlu, Hilmi Yavuz / Moderatör: Ercan Yılmaz
    19.00 – Konser: “Yahya Kemal Şiirlerinden Bestelenmiş Eserler” / Solist: Dilek Türkan

  • Yunus Özaksu’nun “Cevher” sergisi Chi Art Gallery’de

    Chi Art Gallery, Yunus Özaksu’nun “Cevher” başlıklı kişisel sergisini 28 Ekim-30 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “‘Cevher birdir; kimi ona Tanrı der, kimi Doğa.’ – Spinoza

    Sergi, Spinoza’nın tek cevher anlayışından yola çıkarak, varlığın özünü ve bu özün biçimlenme hâllerini görünür kılar. Yunus Özaksu’nun pratiği, doğanın döngüsünden, maddenin dönüşümünden ve sembollerin kolektif belleğinden beslenir. Sanatçı, ceviz kabuğu ve kına taşıyla renklendirdiği kâğıt yüzeylerinde minyatür geleneğini çağdaş bir dile taşır.

    Bu yüzeylerde beliren turna figürleri, bireysel varoluştan kolektif bilince uzanan bir dönüşümün simgesine dönüşür. Kadim mitolojilerde ve Budist ikonografide arınma, sadakat ve özgürlüğün sembolü olan turna, tıpkı lotus gibi çamurlu köklerden yükselerek yeniden doğuşun habercisi olur.

    Cevher, izleyiciyi görsel bir deneyimin ötesinde, varlığın özüne ve birliğine dair düşünsel bir yolculuğa davet eder. Her kuş, her desen, her yüzey; aynı cevherin farklı bir tezahürüdür.”

  • “Eski Tören İçin Yeni Cilt” performansı Arter’de

    Melih Kıraç ile Tamara Kamola Rashidova’nın birlikte ürettikleri “Eski Tören İçin Yeni Cilt” performansı Arter’e konuk oluyor. Koreografisini Kıraç’ın üstlendiği, icrasını Rashidova’nın gerçekleştirdiği performans, bedeni bir tören alanı, hareketi ise dönüşümün dili olarak ele alıyor. Beykoz Kundura ortak yapımı olan etkileyici performans, adeta hareketlenen bellek tabakaları arasında izleyiciyi geçmiş, şimdi ve geleceği iç içe yorumlamaya çağırıyor. 2 Kasım Pazar günü 15:00 ve 19:00’da Karbon’da sahnelenecek “Eski Tören İçin Yeni Cilt” için biletler, Arter’in giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.

    Koreografın, babaannesinin ölümünün ardından 1930’larda evlatlık verildiği yer olan Konya’daki köyü ziyaretinin tetiklediği çalışma süreciyle başlayan “Eski Tören İçin Yeni Cilt”, yaşlandıkça hareketlenen bellek tabakalarının altında hiç zarar görmeden kalmış bir anıdan yola çıkıyor. Rüyalarında anadiliyle bağının kopmasından kaynaklanan deneyimler yaşayan Özbek dansçı Tamara Kamola Rashidova’nın yaşantısıyla kesişen bu süreç, geçmiş, şimdi ve geleceği iç içe yorumlayarak “şimdi”de yollar arıyor. Tamamen soyut koreografide dansçının bedeni deri değiştirmeyi, çözünmeyi ve geçiciliği kutlarken; arşiv tarafından yakalanamayacak, her seferinde yeniden üretilen bir repertuvarın hatırlama sürecine katılıyor.

    2 Kasım 2025 Pazar günü saat 15:00’te ve 19:00’da Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek “Eski Tören için Yeni Cilt” performansı için biletler, Arter’in giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.

  • Salt’ın “Karanlık Dünya” sergisi kapsamında konuşma, gösterim, yazı dizisi

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın Karanlık Dünya sergisi, Metin Erksan’ın yönettiği ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun senaryosunu yazdığı aynı adlı filmin hikâyesini 1950’ler Türkiye’sinin kültürel iklimi içerisinde inceliyor. Sanatçı Mike Bode ile senarist Caner Yalçın’ın uzun soluklu araştırmasını temel alan sergiye, herkesin katılımına açık bir dizi program eşlik ediyor.

    4 Kasım Salı saat 18.30’da Salt Galata’da, sinema yazarı ve araştırmacı Övgü Gökçe bir konuşma gerçekleştirecek. Gökçe, konuşmasında Türkiye’de sinemanın tiyatro etkisinden sıyrılmaya başladığı, edebiyatla yakın temasın sürdüğü, yeni anlatı ve biçim denemelerinin görünürlük kazandığı 1950’lerin sinema ortamını ele alacak. Artan göçle birlikte dönüşen kent ile ulusal kimliğin ve “yerli” olanın kaynağı olarak görülen köyün sinemadaki temsillerine bakacak. Buradan yola çıkarak Karanlık Dünya’nın köye ait bir toplumsal gerçekçilikle biyografik filmi, koyu melodramla propagandayı birlikte düşünmeye olanak veren karmaşık yapısını, dönemin sineması ve kültürel dinamikleriyle ilişkili olarak değerlendirecek. Karanlık Dünya’nın çekildiği süreçte sinemada belirgin olan eğilimlere ve belli başlı filmlere değinecek; sinemanın diğer sanat pratikleriyle nasıl ilişkilendiğini, toplumsal alandaki hangi tartışmaları temsiliyet alanına taşıdığını ve “biz”e ait olanı nasıl çerçevelediğini gözden geçirecek.

    Değiştirilmiş versiyonlar, çelişen tanıklıklar ve arşiv malzemeleriyle birçok soruyu gündeme getiren Karanlık Dünya filmi, sergi süresince belirli aralıklarla Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gösterilmeye devam ediyor. Bir sonraki gösterim, 6 Kasım Perşembe saat 19.00’da gerçekleştirilecek.

  • Evgenia Saré’nin yeni sergisi “Zyuziki”, Galeri 77’de

    Galeri 77, Evgenia Saré’nin galeride gerçekleştireceği “Zyuziki” isimli ikinci solo sergisine 23 Ekim-7 Aralık tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.

    Sergi başlığı “Zyuziki”, etimolojik açıdan bir karşılığı olmasa da sırf sesi kulağa tatlı, nazik ve biraz tuhaf bir şeyler çağrıştırdığından insan benzeri grotesk canlılarını tariflemek için sanatçı tarafından uydurulmuş bir isim. Her anın bir kutlama havasında geçtiği, kötücül hiçbir düşüncenin içinde barınamadığı ütopik bir evrende yaşayan bu muzip ve nazik karakterler; sanki rönesans tablolarından fırlamış gibi görünen süslü kıyafetleriyle, sanatçının eski ustalardan devam ettirdiği “glazing” tekniğiyle resmettiği eğlenceli kompozisyonları aracılığıyla başka bir dünyanın güzellikleri içinden bizlere mütemadiyen gülümserler.

    Saré’nin tablolarında Zyuzikiler, kimi zaman ikililer ya da küçük topluluklar hâlinde, süslü kostümleri ve teatral duruşlarıyla sahneyi andıran kompozisyonlarda karşımıza çıkar. Her biri farklı ama aynı zamanda bir “aile”nin parçası olan bu varlıklar, oyun ve ciddiyetin, hiciv ve şefkatin iç içe geçtiği sahneler kurarlar. Sanatçı, Bosch ve Bruegel’den Goya’ya uzanan grotesk geleneği bugüne taşıyarak, figürlerini alay nesnesi değil, onurlu ve tanıdık birer yol arkadaşı olarak sunar.

    Klasik “glazing” tekniğiyle binlerce küçük fırça darbesiyle inşa edilen bu resimler, yavaşlık ve sabrı içerik hâline getirir. Böylece Saré’nin dünyası, yalnızca masalsı bir fantezi değil, birlikte yaşamanın inceliklerini hatırlatan sahici bir davete dönüşür. Zyuziki’lerin küçük jestleri, giyimleri ve bakışları, bize nezaketin, şefkatin ve insanca bir aradalığın mümkün olduğunu fısıldar.

    İçimizi ısıtan bu sıcacık atmosferiyle, bizlere bir yandan unuttuğumuz insanî değerleri hatırlatırken diğer yandan huzurlu bir toplumda nezaketin önemine dikkat çeken ve bunun üzerine düşünmeye davet eden sergi, 7 Aralık’a kadar Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında tüm sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.