• Güneş Terkol ve Güçlü Öztekin’in “Giz, Gizem ve Saklı” sergisi Kasa Galeri’de

    Kasa Galeri, Güneş Terkol ve Güçlü Öztekin’in ortak üretiminden doğan “Giz, Gizem ve Saklı” başlıklı sergiyi 14 Kasım – 26 Aralık tarihleri arasında izleyiciyle buluşturuyor.

    Ali Akay küratörlüğünde gerçekleşen sergi, neşenin, mahremiyetin ve görünmezliğin farklı katmanlarını ele alıyor. “Gizli olan”ın sergilenmesiyle ortaya çıkan gerilim, merak ve arzuyu görünür kılarken, görünmezlik ile ifşanın sınırlarını sorgulayan çok katmanlı bir deneyim alanı yaratıyor.

    Ali Akay, sergi metninde modern dünyanın “gizlenme” hâlini Baudelaire, Derrida ve Foucault’nun düşüncelerinden hareketle inceliyor. “Saklı olan”ı hem politik hem de psikolojik bir düzlemde ele alan küratör, gizlenmenin yalnızca bir yokluk hâli değil, aynı zamanda bir direniş biçimi olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede sergi, sanatçıların kişisel alanlarından —evlerinden ve atölyelerinden— getirdikleri nesneleri galeriye taşıyarak mahremiyetin kamusal alana taşınışını estetik bir jest haline dönüştürüyor.

    Güneş Terkol, dikiş teknikleriyle işlediği tüller üzerinde gizli mektuplar ve metinler barındıran eserleriyle, bilgiyi tamamen açığa çıkarmadan merak duygusunu diri tutan bir alan yaratıyor. Bu işler, izleyiciyi hem yakınlaşmaya hem de mesafeyi korumaya davet ediyor.

    Güçlü Öztekin’in Dada’dan güncel sanata uzanan oyunbaz yerleştirmeleri ise gündelik, kişisel nesneleri dönüştürerek mahremiyetin sınırlarını ironik bir dille tartışmaya açıyor. Farklı malzemeler, ölçekler ve kompozisyonlarla şekillenen bu üretimler, bir yandan görünürlükle fluluk arasında gidip gelirken diğer yandan izleyiciyi “gizli olan”ın çok katmanlı anlamları üzerine düşünmeye çağırıyor.

    “Giz, Gizem ve Saklı”, görünürlükle gizlenmenin, mahremiyetle kamusallığın kesiştiği ince çizgide varlık bulan, sessiz ama güçlü bir karşılaşma alanı sunuyor.

  • Sigmund Freud’un “Uygarlığın Huzursuzluğu” kitabı Türkçede

    Sigmund Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu‘nda bu basit gibi görünen sorunun ardındaki derin çatışmayı: bireyin özgürleşme arzusu ile uygarlığın koyduğu kurallar arasındaki gerilimi inceliyor.

    Freud bu soruya yanıt ararken, haz ilkesinin ve mutluluk arayışının sınırlarını çizen uygarlığın, insanı hem koruyan hem de kuşatan bir yapı olduğunu yalnızca psikanalizin değil, felsefe, siyaset ve kültürel eleştirinin iç içe geçen sarmallarında ilerleyerek gösteriyor. Keskin bir bakışla uygarlığın ilerleyişiyle birlikte derinleşen bireysel mutsuzluğu teşhis ederken, modern hayatın trajedisini de edebi bir yoğunlukla anlatıyor. Nihayetinde ise şu sonuca varıyor: İlerleme ve uygarlık insanın huzursuzluğunun kaynağıdır; içsel şiddetin ve itkilerin üzerine inşa edilmiş, özgürlüğü güvenlikle takas eden bir hapishanedir; çünkü toplumsal düzenin inşası, ancak içgüdüsel yaşantının bastırılmasıyla mümkün olabilir.

    Bu da bize nihai ve belki de asıl rahatsız edici soruyu hatırlatıyor: Kendi ellerimizle kurduğumuz uygarlık, aslında bizi kimden korur?

  • William Faulkner’ın”Bir Rahibeye Ağıt”ı Türkçede

    Faulkner’ın 1949’da kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü’nden sonra yayımladığı ilk roman olan Bir Rahibeye Ağıt (1951), Ünal Aytür çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.

    Bir Rahibeye Ağıt (1951), yazarın iki koldan ilerleyen anlatı yaklaşımının en farklı örneklerinden biri. Tiyatro perde ve sahneleri biçiminde kurulan bölümlerinde Tapınak’taki karakterlerin sekiz yıl sonraki “geçmişle yüklü” hayatlarına odaklanan Faulkner, bunların başındaki “giriş” bölümlerinde ise bir asma kilit, cezaevi, adliye ve vilayet meclisi binaları üzerinden hem kurgusal yöresi Yoknapatawpha ve ABD hem de İnsanlık ve Dünya tarihini iyilik ve kötülük, inanç ve vicdan, eylem ve bedeli eksenlerinde bütünüyle kendine özgü bir biçimde ele alıyor.

    Bir Rahibeye Ağıt, modern çağla birlikte bireyselliği ve sorumluluk duygusu gittikçe zayıflayan İnsanlığa da yakılan bir ağıt.

  • Füsun Çetinel’den yeni çocuk kitabı: “Dikkat İnsan Çıkabilir”

    Çocuklar ve gençler için yazdığı kitaplarla sevilen Füsun Çetinel, bu kez minikler için, insanların doğanın dengesini bozmasını eğlenceli bir dille öyküleştirdi: “Dikkat İnsan Çıkabilir”.

    Bir ayı ailesinin kış uykusundan zamansız uyanışı, illüstrasyon sanatçısı Cansu Dinç’in özgün desenleriyle boyutlanıyor; okuru keyifli bir görsel okuma macerasına çıkarıyor. Doğada her şeyin bir zamanı oluşunu, doğanın huzurunu kaçıranları ve ormanda karşımıza çıkacak “asıl tehlikeleri” anlatan rengârenk ve naif bir öykü.

  • “İki Dost: Namık Kemal ve Ziya Paşa” yayımlandı

    Süleyman Nazif’in ilk kez 1925 yılında yayımladığı İki Dost: Namık Kemal ve Ziya Paşa, Telemak Kitap tarafından yayımlandı. Erol Çağlar’ın çeviriyazısıyla hazırlanan kitabın önsözü Alp Eren Topal’a ait.

    Süleyman Nazif’in 1925’te eski harflerle yayımladığı İki Dost siyasi kültürümüzde eşine az rastlanır türden bir samimiyet, muhabbet ve tenkit buketi. Nazif bir yandan iki dostun –Namık Kemal ve Ziya Paşa– devlet içi mücadelelerdeki tavırlarını, hatalarını, zafer ve mağlubiyetlerini büyük bir titizlikle, evraklar eşliğinde irdeliyor. Bu hayat-ı resmiyelere, edebî-estetik tartışmalar eşlik ediyor, Osmanlı modernliğinin açmazları ve zenginliği iki dostun imzalarında tekrar ediyor. Tanzimat’tan Islahat’a ve sonunda İstibdad’a giden bu patikanın yarattığı iki tarihi şahsiyeti Nazif büyük bir ihtimamla yeni Cumhuriyet nesillerine takdim etmek istemiş. Cumhuriyet’in 100. yılında, özgün hali ve günümüz Türkçesiyle, pek çok açıklayıcı not eşliğinde sunduğumuz İki Dost’un, modern ulusçuluğun ‘kardeşlik’ idealinin ötesinde başka bir ihtimalin, dostluğun siyasetinin imkânlarının bir ispatı olduğu kanaatindeyiz.