• Hüseyin Aksoy’un “Başlangıçta Cıvıltılar Vardı” sergisi Ferda Art Platform’da

    Ferda Art Platform, Hüseyin Aksoy’un “Başlangıçta Cıvıltılar Vardı” başlıklı kişisel sergisi 20 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Başlangıçta Cıvıltılar Vardı” sergisi, adını D. H. Lawrence’ın In the Beginning, There Were Chirrups şiirindeki “Ve başlangıçta kelime yoktu, cıvıltılar vardı…” dizelerinden alıyor. İzleyiciyi sözcüklerden önce gelen seslerin ve titreşimlerin dünyasına davet ediyor. Aksoy, bu sergide resim, video ve mekâna özgü yerleştirmeleri bir araya getirerek çok katmanlı bir atmosfer kuruyor. Cıvıltılar, rüzgârlar, dalgalar, uğultular, savruluşlar ve sessizlikler… Tek bir anlama indirgenemeyen, doğanın kendi ritmine ait olan bu sesler, sergide hem birer çağrışım hem de birer kavramsal zemin olarak ortaya çıkıyor.

    Sanatçının çalışmalarında denizlerin dalgalı yüzeyi, dağların kütlesi, bitkilerin damar yapıları ve dünyanın derin zamanına ait izler; birer arkeolojik katmana, duyumsal bir hafıza alanına dönüşüyor. Aksoy’un üretimi, izleyiciyi hem duyulara hem de sezgisel bir okumaya açılan bir sessizlik ve hareket diyaloguyla karşı karşıya bırakıyor.

  • 21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali başlıyor

    21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali, 14–23 Kasım tarihleri arasında, 11’i yerli, 10’u yabancı olmak üzere toplam 21 ekibin katılımıyla izleyicilerle buluşuyor.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından ve UNIMA (Uluslararası Kukla Sanatçıları Birliği) iş birliğiyle düzenlenen festival, Bursa’nın sokaklarında, salonlarında ve müzelerinde renkli bir sanat atmosferi yaratacak.

    Karagöz’ün memleketi Bursa, festival boyunca Türkiye’nin usta Karagöz ve kukla sanatçılarının yanı sıra Fransa, Yunanistan, Guatemala, Meksika, Bosna-Hersek, Endonezya, İran ve Arjantin’den sanatçı ekipleri ağırlayacak. Festivalin ana mekânlarını Atatürk Kültür Merkezi (Merinos Yerleşkesi), Tayyare Kültür Merkezi, Podyum Sanat Mahal ve Karagöz Müzesi oluşturuyor. Zengin programda geleneksel Karagöz oyunlarının yanı sıra hokkabazlık, akrobasi, el kuklaları, gölge oyunları, fiziksel tiyatro ve sokak sanatı gibi farklı türlerde gösteriler yer alıyor.

    Festivalin açılış etkinliği, 14 Kasım Cuma akşamı saat 20.00’de Merinos AKM Osmangazi Salonu’nda gerçekleşecek. Açılışta, Kocaeli Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenecek “Şebo Müzikali”, enerjik ve eğlenceli kurgusuyla izleyicilere coşkulu bir başlangıç sunacak.

    Bu yıl festivalde, yaklaşık 100 sanatçı, eğitmen ve kukla ustası bir araya gelerek 38 farklı gösteri sergileyecek. Etkinlikler yalnızca sahneyle sınırlı kalmayacak; program kapsamında beş atölye, bir söyleşi, bir yuvarlak masa toplantısı ve bir çalıştay da düzenlenecek.

    Her yaş grubuna hitap eden festival, kukla ve gölge oyunu sanatının tarihsel kökenlerinden çağdaş yorumlarına uzanan geniş bir perspektif sunuyor. Katılımcılar, bu sanatların kültürel etkileşim gücünü deneyimleme fırsatı bulacak.

    Programın öne çıkan etkinliklerinden biri, UNESCO’nun “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesinde yer alan Karagöz sanatı geleneğinin yaşayan ustalarından R. Şinasi Çelikkol’un söyleşisi olacak. “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanına sahip Çelikkol, 22 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’de Merinos AKM Muradiye Salonu’nda gerçekleşecek buluşmada, Karagöz’ün inceliklerini, usta-çırak geleneğini ve Bursa’daki tarihsel mirasını izleyicilerle paylaşacak. Söyleşinin ardından, “Çifte Cadılar (Cazular)” adlı Karagöz oyunu sahnelenecek ve kadim gölge perdesi bir kez daha ışıkla buluşacak.

    21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’nin detaylı programına resmi kaynaklardan ulaşabilirsiniz.

  • 15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali yaklaşıyor

    15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, 27 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Festivalin Altın Terazi yarışma filmleri, jürileri ve yedi farklı bölümde gösterilecek yapımlar açıklandı.

    Başkanlığını Prof. Dr. Adem Sözüer, direktörlüğünü Prof. Dr. Bengi Semerci’nin üstlendiği festival, bir kez daha “Herkes İçin Adalet” ilkesiyle yola çıkıyor ve dünyanın dört bir yanından toplam 40 filmi izleyiciyle buluşturuyor. Festivalin program direktörlüğünü Alin Taşçıyan, kısa film koordinatörlüğünü ise Nil Kural üstleniyor. Film gösterimlerine bu yıl da VisionIST kapsamında düzenlenecek paneller ve “Yaşam Hakkı” temalı Akademik Program eşlik edecek. Bu özel program, Türkiye ve dünyadan hukukçuları, düşünürleri ve sinemacıları bir araya getirerek adalet kavramını çok boyutlu bir biçimde tartışmaya açacak.

    Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, bu yıl da adalet, vicdan ve insan hakları temalarını odağına alıyor. Festival, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, sinemanın kalbinde de arandığını hatırlatıyor; her bölüm, sinemanın tanıklık etme ve dönüştürme gücünü farklı yönlerden görünür kılıyor.

    Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması, bireysel hikâyeler üzerinden küresel adaletsizlikleri, savaşın ve sömürünün kalıcı izlerini, kadın dayanışmasını ve insani direnci işliyor. Farklı ülkelerden gelen yapımlar, bireysel vicdanla toplumsal sorumluluk arasındaki gerilimi sorgularken insanın kırılgan doğasına ışık tutuyor.
    Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması ise savaş, bellek ve özgürlük temaları etrafında şekilleniyor. Genç yönetmenlerin filmleri, susturulmuş sesleri ve bastırılmış geçmişleri görünür kılarak sinemanın etik ve politik gücünü yeniden hatırlatıyor.

    Adalet Terazisi bölümünde suç, vicdan, yalnızlık ve toplumsal eşitsizlik ekseninde adalet arayışı farklı yönleriyle ele alınıyor. Bu filmler, mahkeme salonlarının ötesinde, insanın kendi içsel adaletini arayışına odaklanıyor.
    Zamanın İzleri bölümünde ise günümüz dünyasının savaş, kadın özgürlüğü, çevre krizleri, eğitim hakkı ve ifade özgürlüğü gibi evrensel meselelerine tanıklık eden yapımlar yer alıyor. Bu filmler geçmişle bugünü buluşturarak adalet kavramının tarihsel dönüşümünü sorguluyor.

    Bu yılın öne çıkan tematik bölümlerinden biri olan “Filistin ile Dayanışma”, Rashid Masharawi’nin inisiyatifiyle hazırlanan “Sıfır Noktasından +: Gazze’nin Bitmemiş Öyküleri” seçkisini izleyiciyle buluşturuyor. Gazzeli sinemacıların çektiği yedi kısa ve bir uzun metraj film, savaşın ortasında direnen, üreten ve umut eden bir halkın sesini beyazperdeye taşıyor.
    “Yeryüzü Hepimizin” adlı özel gösterim ise çevresel felaketlerin eşiğinde duran bir dünyada insanın doğayla ilişkisini yeniden düşünmeye çağıran çarpıcı bir belgeselle dikkat çekiyor.

    Festivalin uzun metrajlı film gösterimleri İBB Beyoğlu Sineması ve CKM – Caddebostan Kültür Merkezi Sineması’nda, kısa film programı ise Taksim Fransız Kültür Merkezi ve CKM’de gerçekleştirilecek. VisionIST etkinlikleri ise İBB Beyoğlu Sineması Pera Salonu’nda yapılacak.

    15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, bu yıl da sinemayı adaletin, vicdanın ve insan onurunun aynası haline getiriyor. Festivalin ayrıntılı programına resmi web sitesi üzerinden ulaşılabilir.

  • İsmail Habib Sevük’ün “Mevlâna” ve “Yunus Emre”si yayımlandı

    İsmail Habib Sevük’ün Türk edebiyat tarihi araştırmaları içerisinde önemli bir yeri olan Mevlâna ve Yunus Emre biyografileri yeniden yayımlandı. Abdullah Ezik tarafından notlandırılarak yayına hazırlanan eserler, Türk edebiyatının zaman içerisinde nasıl dönüştüğüne dair de söz konusu iki isim üzerinden yeni bir perspektif geliştiriyor.

    Mevlâna:

    İsmail Habib Sevük’ün ilk kez 1954 yılında yayımlanan özgün çalışması Mevlâna, bugün için artık bütün bir dünyada kendisine karşılık bulmuş, gerek yaşantısı gerekse şiirleriyle pek çok kişiyi derinden etkilemiş Mevlâna Celalettin Rumi’yi merkezine alan bir kitap. Odak noktasında Mevlâna’nın yer aldığı bu kitap, bir taraftan başlangıcından Mevlâna dönemine kadar olan Türk tarih ve edebiyatının kısa bir anlatısı, diğer taraftan da Türk şiirinin gelişimine dair kapsamlı bir araştırma olarak görülebilir.

    Mevlâna, İsmail Habib Sevük’ün edebiyatı, belirli bir dönemin dini, siyasi, edebi anlayışını yorumladığı, meseleye tarihsel, kültürel, politik yönden bakmasına olanak tanıyan bir girişim olarak görülebilir. Mevlâna’nın gerek kendi döneminde gerekse ilerleyen yıllarda nasıl algılandığına/alımlandığına dair fikirlerini açıkça dile getiren Sevük, aynı zamanda onun bugün neden ve nasıl bu denli özel bir yere sahip olduğunu da açıklar.

    Abdullah Ezik tarafından notlanarak yayıma hazırlanan Mevlâna, Anadolu’da yükselen Mevlevi hareketine, bu hareketin Türk tarih ve edebiyatına dair etkilerine ve zamanla bütün bir dünyada kendisinden çokça söz ettirecek ulu bir şaire dair titiz bir çalışma.

    Yunus Emre:

    Edebiyat tarihimizin en güçlü kalemlerinden İsmail Habib Sevük’ün ilk kez 1955 yılında yayımlanan kapsamlı çalışması Yunus Emre, yalnızca büyük bir şairin hayat hikâyesini değil, aynı zamanda Türk tasavvuf geleneğini, halk edebiyatını ve Anadolu irfanını da ele alan derinlikli bir kültür çalışması.

    Yunus Emre’nin yaşamı, şiiri, tarikat bağlantıları, menkıbeleri ve etkileri üzerine giriştiği ayrıntılı değerlendirmeler sonrasında bu özgün çalışmasını kaleme alan İsmail Habib Sevük, onu yalnızca bir şair olarak değil, aynı zamanda bir gönül rehberi, bir medeniyet inşa edicisi ve ayrıksı bir figür olarak da görür.

    Abdullah Ezik tarafından notlanarak yayıma hazırlanan Yunus Emre, hem bir şair hem de bir fikir insanı olarak Yunus’u tanımak isteyenler için bir başvuru kaynağı olarak okurla buluşuyor.

  • Annebella Pollen ile British Council Koleksiyonu’nu anlamak

    Pera Müzesi, “Ortak Duygular” sergisi kapsamında İngiliz yazar ve akademisyen Annebella Pollen ile 13 Kasım Perşembe akşamı “Annebella Pollen ile British Council Koleksiyonu Üzerine” başlıklı bir söyleşide bir araya gelecek.

    Pollen, bu söyleşide Sınırları Olmayan Sanat: British Council ve Görsel Sanatlar Tarihi adlı kitabından yola çıkarak British Council Koleksiyonu’nun tarihsel gelişimini, uluslararası kültürel ilişkilerdeki rolünü ve serginin kavramsal çerçevesiyle kurduğu bağları ele alacak. Pollen, konuşmasında 1930’lardan günümüze uzanan sergileme pratikleri üzerinden modern ve güncel sanatın uluslararası diyaloğu güçlendirme biçimlerini tartışacak; sanatın sınırları aşan etkisini tarihsel belgeler, geçmiş sergilerden örnekler ve British Council’ın vizyonu üzerinden ele alacak.

    Kuruluşunun 20. yılını kutlayan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, British Council Koleksiyonu’ndan yapıtları “Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar” sergisinde bir araya getirdi. Ulya Soley küratörlüğündeki sergi, British Council Koleksiyonu’ndan seçilen 29 sanatçının eserleri aracılığıyla, bir sanat koleksiyonunun yalnızca geçmişi belgeleyen değil, aynı zamanda bugünün toplumsal ve politik dinamikleriyle etkileşim kuran canlı bir yapı olabileceğini vurguluyor.

    ​13 Kasım Perşembe akşamı, saat 18.30’da gerçekleşecek “Annebella Pollen ile British Council Koleksiyonu Üzerine” başlıklı söyleşi Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlik ücretsiz ve dili İngilizce olacak.