• Abdullah Ezik’ten epik bir şiir: Troya Blues

    Abdullah Ezik’in ikinci şiir kitabı Troya Blues, Everest Yayınları tarafından yayımlandı. İlyada’nın modern bir yorumu olarak beliren kitap, binlerce yıllık bir yankıyı bugün için yeniden örüyor.

    Troya Blues, yapraklar gibi dökülen insan soyunun, rüzgâra karışan hikâyesi. Abdullah Ezik’ten Troya Blues kitap satılan her yerde!

    “Kahramanlık, ne güzel
    oysa yitim, ölüm, kayıp da bir gerçek
    zafer, ne büyük arzu
    oysa arkasında ne yitik ruhlar var
    herkes zihnini kazancıyla doldururken
    yaklaşmakta olan kutlamaların
    kimse usuna getirmez
    o belirsiz korkuyu
    gün solup da gece kendisini gösterince
    hemen yerleşiveren belleğe”

  • İpek Duben’in “’70-” Sergisi Galerist’te

    Galerist, İpek Duben’in “’70-” başlıklı kişisel sergisini 3 Ocak 2026 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor. Farah Aksoy ve Amira Arzık’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, sanatçının resimlerinin biçimsel temellerine ışık tutuyor.

    “’70-” sergisi, İpek Duben’in 1970’lerde başlayan ve bu dönemle sınırlı kalmayarak sonraki üretimlerine de yön veren erken dönem desenlerine odaklanıyor. Bu desenler, Duben’in ilerleyen yıllarda biçimlenecek pratiğinin katmanlı ve mekânsal duyarlılığının ilk izlerini görünür kılıyor.

  • Ara Güler’in Ankara fotoğrafları İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde

    Bilkent Üniversitesi ev sahipliğinde, Ara Güler Müzesi ve Galeri Siyah Beyaz iş birliğiyle, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Ara Güler sergisi, 8 Aralık’a kadar İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Ara Güler’in Ankara fotoğraflarından oluşan özel bir seçki sunan sergi, sanatçının kamerasından kentin toplumsal dokusunu, kent yaşamını ve bireysel hikâyeleri yansıtıyor. Çoğu Ara Güler arşivinden ilk kez sergilenecek bu fotoğraflar farklı yıllar içerisinde Ankara’nın özgün ruhunu ve değişimini yansıtıyor.

    Ayrıca açılış resepsiyonunda Ara Güler Müzesi’nin 2023 yılında açtığı “Bir Avuç Güzel İnsan” isimli sergisiyle aynı ismi taşıyan, sanatçının Türkiye ve dünyanın önde gelen edebiyatçılarıyla kurduğu dostluklara yoğunlaşan belgeselin gösterimi izleyiciye sunuldu. Etkinlik, Bilkent’in sanat, kültür ve eğitim vizyonunu bir araya getiren önemli buluşmalardan biri olarak düzenleniyor. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Yasemin Afacan, Bilkent’te sanatsal etkinlikler düzenlemekten mutluluk duyduklarını belirterek “Ara Güler Sergisi’ni fakültemizin desteğiyle Bilkent Üniversitesi’nde ağırlamak bizim için hem ilham hem de gurur verici” dedi.

  • Fulya Erdemci Arşivi, Salt Araştırma’da erişime açıldı

    Salt, 1950’lerden günümüze Türkiye’de sanat tarihi araştırmaları kapsamında küratör ve yazar Fulya Erdemci’nin (1962-2022) arşivini sanatseverlerle buluşturuyor.

    Fulya Erdemci’nin ailesiyle başlatılan iş birliği sonucu Salt’a devredilen arşiv, küratörün 1990’lardan 2022’deki vefatına kadar gerçekleştirdiği sergilere dair belge ve fotoğraflar ile yazılarını bir araya getiriyor. Erdemci’nin yöneticilik ve danışmanlık yaptığı kurumlarda yürüttüğü çalışmaların yanı sıra yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiği konferanslar, konuşmalar ve projeler üzerinden pratiğine bir bakış sunuyor.

    Erdemci üzerine yürütülen uzun soluklu araştırmanın ilk adımı olan bu arşiv projesi, önümüzdeki yıl kapsamlı bir yayın projesiyle devam edecek.

    ​Fulya Erdemci’nin arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

  • Arter’de yeni sergiler: “Hayalet Kuartet” ve “Hah!”

    Arter, Hera Büyüktaşcıyan’ın “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisi ile Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını bir araya getiren “Hah!” sergisini 27 Kasım’dan itibaren sanatseverlerle buluşturuyor.

    Hera Büyüktaşcıyan’ın Nilüfer Şaşmazer küratörlüğünde düzenlenen “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisi, sanatçının kimlik, bellek ve doğa kavramlarını merkezine alan sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını Delfin Öğütoğulları’nın küratörlüğünde bir araya getiren grup sergisi “Hah!” ise, hicvin iktidar mekanizmalarını eleştirme ve çağdaş koşulları sorgulamadaki rolünü ele alıyor.

    “Hayalet Kuartet”, Hera Büyüktaşcıyan’ın bu sergi bağlamında ürettiği yeni yapıtlar ile bir bölümü Arter Koleksiyonu’nda yer alan yakın tarihli eserlerini bir araya getiriyor. Arter’in 3. kat galerisinde düzenlenen sergi, Büyüktaşcıyan’ın kimlik, bellek ve doğa gibi kavramların mekân ve zamanla ilişkilerini “yüzey gerilimi” düşüncesi bağlamında irdeleyen sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sergideki eserler, sanatçının Arter’in aralarında konumlandığı iki semtte, Kurtuluş ve Tarlabaşı’nda köklenen kişisel tarihi üzerinden kent tarihindeki kırılmalara işaret ediyor. Ateş, su, hava ve toprak elementleri yapıtlara farklı şekillerde sızarken, yaşam ve ölüm, beden ve ruh, görünürlük ve görünmezlik, silinme ve yeniden inşa gibi ikilikler serginin dört ayrı bölümünde ele alınıyor. 

    Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını bir araya getiren bu grup sergisinde; Özgür Atlagan, Pauline Boudry ve Renate Lorenz, Anetta Mona Chişa ve Lucia Tkáčová, Selin Davasse, Burak Delier, Braco Dimitrijevic, Cem Örgen, Serra Tansel, Berkay Tuncay, Sinan Tuncay, Kubilay Mert Ural’ın eserleri yer alıyor. Sergi, hicvin iktidar mekanizmalarını eleştirme ve çağdaş koşulları sorgulamadaki rolünü ele alıyor. Sanatçıların ekonomik ve kurumsal iktidar yapıları içinde verdikleri maddi ve içsel mücadelelere ışık tutan sergi, aynı zamanda güç eşitsizliklerine, otoriter yönetim biçimlerine ve cinsiyet normlarına odaklanıyor. Sergideki eserler, izleyiciyi ele alınan meselelerin absürtlüklerine ve çelişkilerine dair düşünsel –bazen de sessiz– bir farkındalığa davet ediyor. Kimi zaman hicvin imkân tanıdığı beklenmedik empati yoluyla güçlü bir duyarlılık uyandıran bu yapıtlar, kimi zaman da nüktenin yapıbozumcu potansiyelini vurgulayan, katmanlı ve oyuncul bir yaklaşım benimsiyor. Türkiye’den ve farklı coğrafyalardan sanatçıların eserlerinden oluşan sergi, içinde yaşadığımız sistemlerin aksaklıklarını ve başarısızlıklarını hicvin biçimsel öğeleriyle ifşa eden çok yönlü bir bakış sunmayı amaçlıyor.