• Karin Kneffel’in “Hampstead’de Bir Ev” sergisi Dirimart Londra’da

    Dirimart, Alman sanatçı Karin Kneffel’in Londra’da açılacak üçüncü kişisel sergisi “Hampstead’de Bir Ev”i 9 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında sanatseverle buluşturacak.

    Modernist dönemde parçalarına ayrılan akademik resmi ustalıkla yeniden inşa eden hiperrealist kompozisyonlarıyla tanınan Karin Kneffel, eserlerinde temellük ve yabancılaştırma yöntemlerini kullanarak günümüz gerçeklerini çağdaş meselelerle harmanlıyor. Kneffel’in titiz fırça darbeleri, yansımalar ve illüzyonla zenginleşen estetik tecrübeyi derinleştiren görsel katmanlar oluştururken, mevcut politik ve kültürel anlatıları gündelik hayatta nasıl algıladığımız üzerine düşündüren kompozisyonlar kuruyor.

    Sergi, Hampstead’daki modernist mimari simgesi ve Bauhaus tasarım anlayışının nadir İngiliz örneklerinden Isokon Flats’tan esinlenen yeni bir dizi eseri ortaya koyuyor. Mimar Wells Coates tarafından Jack ve Molly Pritchard için tasarlanan Isokon, kentsel yaşam için radikal bir model olarak tasarlandı. Mimari özelliği, Walter Gropius, Marcel Breuer, László Moholy-Nagy, Agatha Christie, Henry Moore ve Barbara Hepworth gibi 20. yüzyılın en etkili düşünür ve yaratıcılarının ilgisini çekti.

    Sergideki eserler bu karakterlerin hafızaları ve üretimleri etrafında şekilleniyor. Sergi, parçalanmış geçmişi zamansız bir sahnede yeniden bir araya getirerek izleyiciyi tarihi yeniden düşünmeye davet ediyor. Hiperrealist, illüzyonist kompozisyonları, arşiv parçalarını kendi imzası olan figürler ve jestlerle yan yana getirerek binanın tarihine ve ünlü ziyaretçilerine fotografik bir bakış sunuyor. Sanatçı, kültürel ve politik tarihlerin nasıl algılandığını düşünmeye teşvik eden kompozisyonları bilinçli olarak seçiyor ve özellikle kadınların göz ardı edilen öykülerine odaklanıyor. Karin Kneffel’in sergileri genellikle ikonik mimari mekânlar keşfeder ve bunları gerçekliği aşmak için bir çerçeve olarak kullanır. Bu sergide sanatçı, sembolik nesneler ve hayalet gibi figürlerle tasvir edilen anıları kullanarak yer, zaman ve algı arasında sahte bağlantılar kuruyor. Sergide büyük ölçekli üzüm ve laleler içeren yeni bir dizi anıtsal natürmort kompozisyon da yer alıyor. Bu eserler, Kneffel’in sanatta dekoratif unsurları uzun süredir sorguladığı yaklaşımını sürdürüyor ve akademik kısıtlamalarla bu tür konuların geleneksel olarak dışlanmasına karşı çıkan kasıtlı bir sanatsal seçim olarak karşımıza çıkıyor. Görkemli natürmortlarının yanı sıra, bir dizi fotoğraf çalışması da sanatçının gerçeklik kavramıyla eğlenceli bir şekilde ilgilenmesini vurguluyor. Bu eserler, illüzyon ve algıyı neşeyle keşfeden sanatçının merak ve hayranlık uyandıran yaklaşımını gösteriyor.

    Sergiyi serigrafi üzerine suluboya resimleri tamamlıyor. Bu eserler, Kneffel’in geçmişteki sanatsal yolculuklarına bir köprü görevi görerek, kariyeri boyunca yankı bulan tema ve motiflerin nüanslı bir şekilde yeniden yorumlanmasına olanak tanıyor. Bu farklı eserler, sanatçının çok yönlü yaklaşımına kapsamlı bir bakış sunarak, teknik becerisini, entelektüel merakını ve sanatsal sınırları zorlamaya olan sarsılmaz bağlılığını sergiliyor.

  • 27. Afife Tiyatro Ödülleri sahiplerini buldu

    Türk tiyatrosunun prestijli ödüllerinden Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, 6 Ekim Pazartesi akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Sanat ve iş dünyasını aynı sahnede buluşturan gecede bu yıl 16 dalda ödül verildi. Törenin sunuculuğunu Sena Başdoğan ve Yunus Eski üstlendi.

    27. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde, tiyatro tarihine geçen ustalara takdim edilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü Metin Deniz’in, oyun yazarlarına adanan Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü ise 9/8’lik Kıyamet isimli oyunuyla Şamil Yılmaz’ın oldu. Komedi ya da müzikal dalındaki oyunlara verilen Haldun Dormen Özel Ödülü’ne Afife isimli oyunla Tiyatro Afife&Zorlu PSM layık görülürken, Yapı Kredi Özel Ödülü’nün sahibi ise Mehmet Birkiye oldu.

    Türk tiyatrosunun en prestijli ödüllerinden Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle 27. kez sahiplerini buldu. Bu yıl, Afife ödül heykelciği değişti. Yeni heykellerde işlenmesi zor, sert bir yapıya sahip kalsedon taşı ve pirinç kullanıldı. El yapımı ödül heykelciklerinin üzerinde Afife Jale’nin sureti yer alıyor.

    Çok canlı ve zengin bir tiyatro sezonunu geride bıraktıklarını belirten Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Jüri Başkanı Aslı Yılmaz, şunları söyledi: “Tiyatro; insan ruhunu besleyen, bizi yaşamda nadiren karşılaşabildiğimiz derin duygularla, incelikli kavrayışlarla ve keskin gerçeklerle yüzleştiren bir sihir sanatı. Sahnede ve sahne arkasında bu sihri yaratan tüm sanatçılarımıza şükran borçluyuz. Bu yıl da sahnelerimizde bize ilham veren performanslara tanıklık ettik. Türk tiyatrosunun ayrılmaz parçası olan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde bu performansların yaratıcılarının emeğini alkışladığımız, sanatçılarımızın ve sanatseverlerin tutkusunu paylaştığımız için hem mutlu hem de gururluyuz. Tiyatroseverlere bu zengin sezonu hediye eden tüm sanatçılarımıza ve her sene tüm tiyatro camiasını böyle özel bir gecede buluşturan Yapı Kredi’ye yürekten teşekkür ediyorum. 27 sezondur devam eden Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri vesilesiyle, yolumuzu açtığı için her zaman şükranla andığımız Afife Jale’nin isminin yaşatılmasına katkı sunmaktan gurur duyuyorum. Hep birlikte Afife Jale’yi anmaya ve tiyatronun ışığını daha da parlatmaya devam edeceğiz.”

    Afife Tiyatro Ödülleri kazananları:

    Yılın En Başarılı Hareket Düzeni (Koreografisi): İlyas Odman – Khôra

    Yılın En Başarılı Işık Tasarımı: Yakup Çartık – Medea Material

    Yılın En Başarılı Sahne Müziği: Oğuzhan Balcı – Ağrı Dağı Efsanesi

    Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı: Candan Seda Balaban – Ağrı Dağı Efsanesi

    Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü: Şâmil Yılmaz – 9/8’lik Kıyamet

    Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı: Murat Gülmez – Medea Material

    Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı: Mine Nur Şen – Yıldız

    Haldun Dormen Özel Ödülü: Afife – Tiyatro Afife&Zorlu PSM

    Ödülü Haldun Dormen, Afife’yi canlandıran Demet Evgar‘a verdi.

    Yardımcı rolde yılın en başarılı erkek oyuncusu: Tekin Ezgütekin – Dublörün Dilemması

    Yardımcı rolde yılın en başarılı kadın oyuncusu: Deniz Danışoğlu – BFF

    Yapı Kredi Özel Ödülü: Mehmet Birkiye

    Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu: Oğulcan Arman Uslu – 9/8’lik Kıyamet

    Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu: Sükun Işıtan – Medea Material

    Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü – Metin Deniz

    Yılın En Başarılı Yönetmeni: Ayşe Emel Mesci – Medea Material

    Yılın En Başarılı Oyunu: Medea Material

  • Ruzy Gallery’den yeni sergi: “Formative”

    Ruzy Gallery, yeni sanat sezonunu küratörlüğünü Thom Oosterhof’un üstlendiği “Formative” başlıklı sergiyle 2 Ekim tarihinde açtı. Uluslararası sanatçılardan oluşan güçlü bir seçkiyle izleyici karşısına çıkan sergi, çağdaş sanata dair farklı, düşündürücü ve deneysel yaklaşımları bir araya getiriyor. Sergide yer ala​​n sanatçılar: Alexandros Vasmoulakis, Amalie Jakobsen, Angela Santana, Anne von Freyburg, Gracelee Lawrence, Hugo Capron, John Riepenhoff, Maria Bang Espersen, Pam Glick ve Vickie Vainionpää.

    Formative, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “İnsanlar bile bazen tanımadıkları şeylerin yansıması olabilir,” sözüne odaklanıyor. Sessiz bir güçle dile gelen bu ifade, serginin kavramsal merkezinde yer alıyor. Sanatçıların kişisel deneyim, sezgi ve hafızalarından beslenen eserler; yaratım süreci içinde kendi özerk yaşamlarını kazanıyor. Bu yaratım sürecinde kullanılan malzemeler ise yalnızca bir araç değil; sanatçının yanında yer alan bir “ortak yazar” gibi konumlanıyor. Malzemenin doğası ve tepkileri, sanatçıyı tekil bir yaratıcı konumundan çıkararak, sürekli gelişen bir diyaloğun parçası haline getiriyor.

    Pam Glick’in canlı enerjiyle dolu, derinlik ve doğrudanlık yayan akışkan soyutlamalarından; ışık ve mevsim değişimlerini doğa uzantısı olarak resimlerine aktaran John Riepenhoff’un soyutlamalarıyla birleşen gökyüzü gözlemlerine; renkli havai fişekleri figürasyon ve soyutlama arasında salınan biçimlere dönüştüren Hugo Capron’un Fireworks serisine; dijital esinli figürasyonunda yağlı boyayı kişisel bir dile dönüştüren Angela Santana’ya; doğal sezgi ile dijital kesinliği dengeleyen Vickie Vainionpää’nin üretken yağlıboya tablolarına ve tekstil ile dekoratif öğeleri resim geleneği içinde yeniden düşünen Anne von Freyburg’un pratiğine kadar bu seçki izleyiciyle aktif bir diyalog kuruyor.

    Sunumu tamamlayan Alexandros Vasmoulakis’in dokulu tuvalleriyse Kübizm, Soyut Dışavurumculuk ve sanatçının kişisel görsel diliyle harmanlanarak çağdaş soyutlamanın ufkunu genişletiyor. Formative sergisi ayrıca heykellerle zenginleşiyor: Zaman ve mekânın bilimsel ve antropolojik kavramlarını sorgulayan Amalie Jakobsen’in soyut geometrik formları; teknoloji, tüketim ve arzunun bedeni nasıl parçalayıp dönüştürdüğünü inceleyen Gracelee Lawrence’ın dinamik işleri; ve erimiş camı yüzlerce ince iplikçik haline gerip katlayan Maria Bang Espersen’in eserleri… Bir araya geldiklerinde bu eserler, Formative’in malzeme, teknik ve düşünce üzerinden kurduğu diyaloğu genişletiyor ve sergiyi hem sanat hem de yaşamı şekillendiren güçler üzerine çok sesli bir yansıma haline getiriyor.

    Formative, nihayetinde yaratımın asla tek başına bir eylem olmadığını; sanatçı, malzeme ve sanatçının yaşadığı dünya arasında kurulan karşılıklı bir diyalog olduğunu izleyicilerle buluşturuyor. Sergi 2 Aralık 2025 tarihine kadar Ruzy Gallery’de ziyaret edilebilir.

  • Güven Zeyrek’in yeni sergisi “Tenduvar” Bozlu Art Project’te

    Bozlu Art Project, Güven Zeyrek’in 1950’lerin sonlarından 2000’li yıllara uzanan üretiminden seçilen yapıtları bir araya getiren “Tenduvar” başlıklı kişisel sergiyi 29 Kasım’a kadar Mongeri Binası’nda izleyiciyle buluşturuyor.

    Türkiye resim sanatının önemli isimlerinden Güven Zeyrek’in bu kapsamlı sergisi, sanatçının manzara, figür, beden ve mekân temaları arasında kurduğu ilişkilere odaklanıyor. Nazlı Pektaş küratörlüğünde hazırlanan sergi, bu temaların doğa, yücelik, varoluş, boşluk ve renk kavramlarıyla nasıl kesiştiğini inceliyor. Mongeri Binası’nın iki katına yayılan sergi, Zeyrek’in resimlerinde boyanın yüzeyle kurduğu ilişkinin izini sürüyor.

    “Tenduvar”, sanatçının AKATÜNVEL Topluluğu ile paylaştığı varoluşçu yaratma anlayışını ve Bergama/Kozak Yaylası’nda çocuklukta edindiği doğa deneyimini merkezine alıyor. Sergi, ikonografik bir sıralama yerine, katmanların nasıl üst üste geldiğine, renk ve boşluğun yüzeyde yarattığı gerilime odaklanıyor. Böylece izleyiciyi temalardan çok, boyanın ürettiği anlamın zaman içinde geçirdiği dönüşümü izlemeye davet ediyor.

    2013’ten bu yana çok yönlü bir sanat kurumu olarak faaliyet gösteren Bozlu Art Project, bu sergi kapsamında kurumun farklı işlevlerini de bir araya getiriyor. 2021’de aramızdan ayrılan Güven Zeyrek’in atölyesindeki kitaplardan yapılan bir seçki, sanat tarihi alanında çalışan öğrenci ve araştırmacılar için açık bir kaynak olarak tasarlanan Bozlu Art Project Kütüphanesi’nde okurlarla buluşuyor.

    Mongeri Binası’nda yer alan özel alanda ise sanatçının arşivinden seçilmiş fotoğraflar ile resim malzemeleri sergileniyor. Ayrıca, Bozluolcay Koleksiyonu’nda bulunan Süleyman Velioğlu, Tangül Akakıncı ve Tamer Akakıncı gibi AKATÜNVEL üyelerine ait eserler de randevuyla gezilebilen koleksiyon katında izleyicilerin ziyaretine açık olacak.

    “Tenduvar”, hem Güven Zeyrek’in resim anlayışına derinlemesine bir bakış sunuyor hem de Bozlu Art Project’in Türkiye sanat tarihine katkı sağlayan çok katmanlı yapısını yeniden hatırlatıyor.

  • BİFO, sezonu Lütfi Kırdar’da açıyor

    Borusan Sanat, 2025/26 sezonunu görkemli bir açılış konseriyle başlatıyor. 9 Ekim’de Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), şef Carlo Tenan’ın yönetiminde ünlü piyanist Ilya Maximov’a eşlik edecek. Konserde müzikseverler Paolo Marzocchi’nin “Beş İşkodra Şarkısı” adlı eserinin dünya prömiyerine de tanıklık edecek. Borusan Sanat yeni sezonda Borusan Grubu Kurucu ve Onursal Başkanı Asım Kocabıyık’ın adını taşıyan Lütfi Kırdar Asım Kocabıyık Anadolu Oditoryumu’nda gerçekleştireceği konserlerin ilkinde sanatseverlerle buluşmanın heyecanını ve gururunu yaşıyor.

    Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), şef Carlo Tenan yönetiminde, 9 Ekim 2025 Perşembe günü saat 20.00’de müzikseverlerle buluşuyor. Lütfi Kırdar Asım Kocabıyık Anadolu Oditoryumu’nda gerçekleşecek bu konserde, solist Rus piyanist Ilya Maximov olacak. Henüz sekiz yaşındayken ilk konçerto solistliğini yapan Maximov, Moskova’dan Londra’ya uzanan müzik eğitiminden sonra G.B. Viotti, Maria Canals ve Hilton Head gibi prestijli yarışmalarda ödüller kazandı ve Royal Scottish National Orchestra ve Teatro Carlo Felice Orkestrası gibi önde gelen topluluklarla konserler verdi. Maximov, Şostakoviç’in coşkulu ve derinlikli 2.  Piyano Konçertosu’nu seslendirecek.

    Açılışın en özel anlarından biri ise, BİFO’nun siparişi üzerine Paolo Marzocchi’nin bestelediği ve dünya prömiyeri yapılacak olan “Beş İşkodra Şarkısı” (Five Songs of Shkodër) olacak. Paolo Marzocchi, klasik eğitimine rağmen müziğe deneysel, sınır tanımayan ve doğal bir yaklaşımla eserler kazandıran, tiyatro, sinema, radyo alanlarında da üretimler yapmış bir sanatçı. Lucerne Festivali, Maggio Musicale Fiorentino, Venedik La Fenice, Roma Opera Tiyatrosu, Venedik Bienali, Toscanini Filarmoni Orkestrası gibi saygın kurumlarla işbirliği içinde piyano, oda müziği ve orkestra yapıtlarına imza atan Marzocchi’nin, dünya prömiyeri öncesinde BİFO dinleyicilerine gönderdiği mesaja göre bu eser, geleneksel Türk müziği ile Güney Avrupa müziğini buluşturuyor.. 

    Konserde ayrıca, BİFO’nun yorumuyla Kabalevsky’nin “Colas Breugnon Uvertürü” ve Haydn’ın neşeli ve karakteristik 100. Senfonisi de dinleyicilerle buluşacak.