• Hatıralar ve dostluklar: “Detaylar” üzerine bir inceleme / Fatma Aliye Altıok

    Hayat, çoğu zaman geçmişin izlerini en beklenmedik anlarda önümüze serer. Bir kitap, bir ses, bir bakış ya da bir kurabiyenin tadı, anıların yeniden canlanmasına yol açabilir. Belleğin dolambaçlı yollarında kaybolmuş anılarla karşılaşmak, kimi zaman hüzün ve melankoli getirirken, geçmişin güzel günlerini de yeniden hatırlatabilir.

    Ian Genberg’in Detaylar başlıklı kısa romanı, anılar, dostluklar ve değişim üzerine derin bir inceleme sunuyor. İthaki Yayınları’ndan Zeynep Tamer’in çevirisiyle yayımlanan bu eser, 2024 Uluslararası Booker Ödülü finalistlerinden biri olarak da dikkat çekiyor.

    Roman, sıtmaya yakalanmış ve ateşi endişe verici seviyelerde seyreden bir kadının, Paul Auster’in New York Üçlemesi kitabının sayfalarını yeniden çevirmesiyle başlıyor. Anlatıcı, Auster’in rehberliğinde geçmişin derinliklerine dalarak gençliğini, hatalarını, pişmanlıklarını ve eski dostlarını hatırlıyor. Bu süreç, hem bireysel bir içsel yolculuk hem de kolektif hafızayla kurulan bir diyalog niteliğinde ilerliyor.

    Detaylar, dört ayrı karakter ve hikâyeyi merkezine alıyor: Johanna, Niki, Alejandro ve Birgitte. Anlatıcı, bu karakterlerle geçmişte kurduğu ilişkileri yeniden inşa ederken, artık farklı dışsal hatırlatıcılar aracılığıyla onları yeniden keşfetmek zorunda kalıyor. Roman boyunca ev eşyaları, fotoğraflar ve sesler gibi unsurlar, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor ve anlatıcıyı hatırlama sürecine davet ediyor.

    Johanna sayesinde anlatıcı, 20’li yaşlarındaki kararsızlıklarını ve tembelliklerini yeniden gözden geçiriyor. Karşıt karakterlere sahip olmalarına rağmen, birlikte yaşadıkları ilişki, anlatıcıya kendisini ve geçmişini yeniden keşfetme fırsatı sunuyor. Paul Auster’in romanı ise, hatırlama ve unutma arasındaki ince çizgiyi sorgulamanın yollarını gösteriyor.

    Genberg’in minimalist ve olgun dili, karakterler arasındaki psikolojik derinlikleri ve objelerin sembolik anlamlarını ustaca işliyor. Roman, yalnızca anlatı teknikleriyle değil, aynı zamanda insanın değişimi, anıların seçiciliği ve dostlukların evrimi üzerine çarpıcı bir bakış açısı sunmasıyla da öne çıkıyor.

    Detaylar, 1980’li yılların Stockholm’ünden günümüze uzanan dört insanın ve dört hikâyenin birleşimi olarak, geçmişin izlerini sürerken zamanın ve değişimin kaçınılmaz etkilerini de gözler önüne seriyor. Okur, hem bireysel hem toplumsal hafızanın izlerini takip ederken, dostlukların ve anıların zaman içindeki evrimini de deneyimliyor.

  • Salt’tan Dünya Mimarlık Günü’ne özel program

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, 1985’ten bu yana her yıl Ekim ayının ilk Pazartesi günü kutlanan Dünya Mimarlık Günü kapsamında, Kalebodur desteğiyle kamusal mekânın üretimine odaklanan bir dizi program sunuyor.

    Herkese açık ve ücretsiz etkinlikler, 7 Ekim Salı günü saat 18.30’da Salt Galata’da mimarlık tarihçisi ve akademisyen Bülent Batuman’ın “Kamusal Mekân ve Politika: İşgal, İktidar, Gündelik Hayat” başlıklı konuşmasıyla başlayacak. Batuman, kamusal alanın gündelik yaşam ve politikleşme potansiyeli arasındaki ilişkisini ele alacak.

    11 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te ise Orkun Dayıoğlu yürütücülüğünde bir kent yürüyüşü düzenlenecek. 1940’lardan bu yana İstanbul’un en önemli kamusal alanlarından biri olan Maçka Parkı’nın farklı dönemlerdeki kullanım biçimleri ve geçirdiği dönüşümler incelenecek.

    Ayrıca 6 Ekim’de, mimar Ayla Karacabey’in (1939-2012) arşivi archives.saltresearch.org üzerinden erişime açılacak. Salt Araştırma Mimarlık Arşivi’ne eklenen koleksiyon, Karacabey’in mimari gözlem yaklaşımını ortaya koyan gezi fotoğraflarını içeriyor.

    Ayrıntılı bilgi için: saltonline.org.

  • Artweeks Istanbul 12. edisyonuna hazırlanıyor

    Türkiye çağdaş sanat ortamının en dinamik buluşmalarından Artweeks Istanbul, 12. edisyonu ile 15–26 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Etkinlik bu yıl, doğduğu ev olan Akaretler Sıraevler ile eş zamanlı olarak The Ritz-Carlton Residences İstanbul B Blok’ta gerçekleşecek.

    UBS ana sponsorluğu ve Bilgili Holding kurucu sponsorluğunda düzenlenecek olan 12. edisyon, Artweeks Istanbul’un farklı mekanları kapsayan yapısını bir adım öteye taşıyarak sanatın kentle kurduğu ilişkiyi farklı bir perspektiften ele alacak.

    Sanatçılar, galeriler ve kurumlar arasında kurduğu köprü ile sanat ekosistemine canlılık katan Artweeks Istanbul’un 12. edisyonundaki tüm sergiler, daha önceki yıllarda olduğu gibi yine herkese açık ve ücretsiz olacak.

    Bilgili Holding’in vizyonu ve Sabiha Kurtulmuş iş birliğiyle 2018’de Türkiye sanat sahnesine yeni bir soluk getirmek üzere, kar amacı gütmeyen bir platform olarak hayata geçirilen Artweeks Istanbul, geleneksel fuar anlayışını yeniden tanımlıyor. Kurulduğu günden bu yana sanatın tüm paydaşlarını ücretsiz olarak kucaklayan, yüz binlerce sanatseveri yüzlerce sanatçı ve galeriyle buluşturan platform, sanatın daha erişilebilir ve kapsayıcı olmasında öncü bir rol üstleniyor. Artweeks Istanbul, XII. Edisyonunda da bu birleştirici ve yenilikçi misyonunu sürdürerek sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

    Artweeks Istanbul, 12. edisyondaki programını iki farklı mekanda sunarak içeriğini zenginleştiriyor. Akaretler Sıraevler’in tarihi dokusu ile The Ritz-Carlton Residences’ın modern mimarisini bir araya getiren etkinlik, sanatın kent ve mekanla kurduğu ilişki üzerine yeni bir diyalog alanı açıyor. Her iki mekanda sunulacak farklı sergi ve projeler, ziyaretçilere sanatın sunulduğu bağlama göre nasıl farklı deneyimler yaratabileceğini gösterecek.

    Etkinlik programı, sergilerin yanı sıra sanat üzerine disiplinlerarası bir diyalog ortamı yaratacak ArtTalks panellerini ve Bang & Olufsen iş birliğiyle düzenlenecek özel buluşmaları da kapsayacak.

    Artweeks Istanbul, her edisyonunda olduğu gibi bu yıl da çok katmanlı yapısıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin önde gelen sanatçı ve galerilerini, koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluşturacak olan etkinlik, galerilerin sergilerinden bağımsız sanatçı projelerine, enstalasyonlardan panellere ve yeni medya işlerine uzanan disiplinlerarası bir buluşma alanı oluşturarak kamusal etkisini daha da genişletiyor.

    Temel misyonlarından biri, sanat ekonomisine sürdürülebilir katkı sunmak olan Artweeks Istanbul, bu misyonun somutlaşmış hali olarak işlev gören özel sergiler ve projeler, sanatçıların görünürlüğünü artırırken koleksiyonerlik kültürünü teşvik etmeyi amaçlıyor. XII. Edisyon’da kapsamda, iş dünyasının duayen isimlerinden Bülent Eczacıbaşı’nın “Altı Fotoğraf” sergisi ve illüstrasyon alanında kendine özgü çizgi diliyle tanınan multidisipliner sanatçı Cem Güventürk’ün “FloreLuctus” projesi sanatseverlerle buluşacak.

    Bu yıl Artweeks Istanbul’da yer alacak galeri, sanatçı ve kurumlar arasında Ambidexter, Artopol Art Gallery, ArtHan Gallery, Asım İşler, Baksı Müzesi, Bilgili Sanat, Bosfor, Bülent Eczacıbaşı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, BB Projectt, Cem Güventürk, E’Art Gallery, Evin Sanat Galerisi, Frank Art Studio, Galeri Siyah Beyaz, Galerist, Gallery G-Art, Hasan Sarıtaş Art Gallery, Horozart, İBB Kültür A.Ş,  İmoga Art Space, Istanbul Concept Gallery, Kun Art Space, Martch Art Project, MERKUR, Mine Sanat Galerisi, Nihat Odabaşı, Öktem Aykut, Pi Artworks, Red Art İstanbul, Sanatorium, Şerife Bilgili Ercantürk, Taksim Sanat, UZ Gallery ve X-IST bulunuyor.

    12. edisyonun en önemli yeniliklerinden biri de Bilgili Sanat iş birliğiyle ilk kez hayata geçirilen “Curation Space” programı olacak. Bu alan, bağımsız genç küratörlere kendi seçki ve kürasyonlarını sunma imkanı tanıyarak, Türkiye sanat ekonomisinin dinamik yapısını besleyen sürdürülebilir bir ekosistem yaratma hedefine katkıda bulunuyor.

  • İstanbul’da yeni bir sanat alanı: Paribu Art

    Paribu, kültür sanat alanındaki uzun vadeli desteğini çağdaş, yenilikçi ve kapsayıcı bir platformla somutlaştırdı: Paribu Art. Perdelerini 16 Eylül’de açan ve sezon boyunca konserlerden tiyatro oyunlarına, festivallerden atölyelere kadar pek çok farklı disiplinde etkinliklere ev sahipliği yapacak olan Paribu Art, Türkiye’de sanatın etki alanını genişletmeyi amaçlıyor.

    Yerel kültürden beslenen, küresel etkileşime açık ve disiplinler arası üretimi destekleyen bir ekosistem yaratma hedefiyle hayata geçirilen Paribu Art, İstanbul’a yeni bir ifade ve buluşma alanı kazandırıyor. Terminal Kadıköy’de yer alan, 2000 kişiye varan kapasiteye sahip etkinlik alanıyla dikkat çeken Paribu Art; konserler, tiyatro gösterileri, sergiler ve festivallerle şehrin kültür sanat yaşamına güçlü bir katkı sunarak, sanatseverler için yeni bir merkez haline geliyor.

    Paribu Art, sezon boyunca konserlerden tiyatro oyunlarına, sergilerden atölyelere ve festivallere uzanan geniş bir yelpazede etkinliklere ev sahipliği yapacak.

    Terminal Kadıköy’de konumlanan Paribu Art, İstanbul’un kültür-sanat haritasına yeni bir buluşma ve paylaşım noktası kazandırıyor. Yerel kültürden beslenen, küresel etkileşime açık, özgün ve çağdaş bir sanat ekosistemi oluşturmayı amaçlayan merkez; konserler, tiyatro gösterileri, sergiler ve festivallerden oluşan programıyla sanatseverleri bir araya getirecek.

    Çocuklara yönelik festivallerden dijital sanatın sınırlarını zorlayan üretimlere, cazdan popa uzanan sahne performanslarından usta isimlerin masterclass’larına kadar zengin içeriklerle dolu bir sezon hazırlayan Paribu Art, Theo Croker, The Wanton Bishops ve Bab L’bluz gibi farklı müzikal yaklaşımları temsil eden sanatçı ve grupları da ağırlayacak. Böylece Paribu Art, çok yönlü etkinlikleriyle önümüzdeki dönemde kentin kültür-sanat yaşamına yeni bir soluk katmayı hedefliyor.

    Program:
    13 Ekim – 20.30 – Elma Labrador Çimen – Tiyatro
    15 Ekim – 21.30 – Theo Croker
    17 Ekim – 21.30 – Black Flag
    18 Ekim – 21.30 – Andrea Molteni
    19 Ekim – 21.30 – Butcher Brown
    26 Ekim – 20.30 – Önüm Arkam Duygularım Sobe – Tiyatro
    6 Kasım – 21.30 – The Wanton Bishops
    18 Kasım – 21.30 – Büyük Ev Ablukada
    20-21-22-23 Kasım – Tüm Gün – Atta Festival
    ​28 Kasım – 21.30 – Bab L’Bluz

  •  29. İstanbul Tiyatro Festivali’nde yeni edebiyat uyarlamaları

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding Enerji Grubu şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş’ın sponsorluğunda düzenlenen 29. İstanbul Tiyatro Festivali, bu yıl edebiyat uyarlamalarıyla öne çıkıyor. Édouard Louis, Reşad Ekrem Koçu, Alper Canıgüz, Gustave Flaubert, Goethe ve Paul Auster gibi yazarların eserleri festival sahnesinde izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

    Günümüzün dikkat çeken yazarlarından Édouard Louis’nin annesinin yaşamını konu alan Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri, toplumsal baskı ve görünmez kadın emeği üzerine güçlü bir iç hesaplaşma sunuyor. Onur Ünsal’ın performansıyla öne çıkan oyunun rejisi Kemal Aydoğan’a ait. Yıllar süren sessizliğin ardından özgürlüğüne doğru adım atan bir kadının dönüşümünü anlatan yapım, 25-26 Ekim’de Moda Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

    Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönemin renkli tarih yazarı Reşad Ekrem Koçu’nun kent öykülerinden uyarlanan Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan’ın Dolabı, İstanbul’un merkezindeki tarihi bir handa sahneye taşınıyor. Lara Lakay’ın uyarlamasıyla hanın avluları, balkonları ve geçitleri oyunun taşıyıcı mekânları hâline gelirken, 20. yüzyıl başındaki İstanbul’un gündelik yaşamı ve eğlence kültürü canlı müzik eşliğinde yeniden canlanıyor. Oyun, 26 Ekim’de Haliç’teki tarihi bir handa izleyici karşısına çıkacak.

    Alper Canıgüz’ün edebiyatımıza kazandırdığı, beş yaşında olmasına rağmen hayattan usanmış, zeki ve alaycı karakteri Alper Kamu da festival programında yer alıyor. Cehennem Çiçeği, küçük bir çocuğun gözünden yetişkinlerin dünyasına dair büyük sorular sorarken; mizah, sırlar ve bastırılmış duygularla örülü bir atmosfer kuruyor. Minyatürler, obje tiyatrosu ve canlı sinema gibi öğelerle desteklenen yapım, İKSV Genç Sanatçı Fonu tarafından destekleniyor. Oyun, 7-8 Kasım’da Alan Kadıköy’de sahnelenecek.

    Gustave Flaubert’in edebiyat tarihine damga vuran eseri Madame Bovary, çağdaş tiyatroda kadın karakterleri sahneye taşıma başarısıyla tanınan Carme Portaceli’nin yorumuyla festival programında. Hayalperest bir trajedi kahramanı yerine “21. yüzyılın feminist sesi” olarak karşımıza çıkan Bovary, 8-9 Kasım’da Zorlu PSM’de sahnelenecek. Oyun, Odeabank’ın “Bu İşte Bir Kadın Var” tema sponsorluğu çerçevesinde destekleniyor.

    Alman edebiyatının doruk noktası kabul edilen Goethe’nin Faust eseri, Ayşe Emel Mesci rejisiyle Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye taşınıyor. Yönetmenin bütüncül sanat anlayışıyla ele aldığı yapım, 18-19 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de izlenebilecek.

    Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Paul Auster’ın bizzat temas ettiği ve onay verdiği son projelerden biri olan New York Üçlemesi, Igor Mendjisky’nin özgün rejisiyle sahneye uyarlanıyor. Polisiye kurgunun postmodern anlatıyla buluştuğu oyun, Théâtre de la Ville Paris ortak yapımcılığında sahneye taşınıyor. Oyuncu kadrosunda Call My Agent dizisinden tanıdığımız Ophélia Kolb-Kasapoğlu da yer alıyor. Festivalin kapanışını yapacak olan oyun, 21-22 Kasım’da Zorlu PSM’de sahnelenecek.

    Mehmet Birkiye’nin küratörlüğünde hazırlanan 29. İstanbul Tiyatro Festivali, 20 Ekim’de başlayacak ve 22 Kasım’a kadar sürecek. Festivalin ayrıntılı programına tiyatro.iksv.org/tr/program adresinden, ücretsiz etkinlik takvimine ise tiyatro.iksv.org/tr/yan-etkinlikler adresinden ulaşılabiliyor.