• Ruzy Gallery’den yeni sergi: “Formative”

    Ruzy Gallery, yeni sanat sezonunu küratörlüğünü Thom Oosterhof’un üstlendiği “Formative” başlıklı sergiyle 2 Ekim tarihinde açtı. Uluslararası sanatçılardan oluşan güçlü bir seçkiyle izleyici karşısına çıkan sergi, çağdaş sanata dair farklı, düşündürücü ve deneysel yaklaşımları bir araya getiriyor. Sergide yer ala​​n sanatçılar: Alexandros Vasmoulakis, Amalie Jakobsen, Angela Santana, Anne von Freyburg, Gracelee Lawrence, Hugo Capron, John Riepenhoff, Maria Bang Espersen, Pam Glick ve Vickie Vainionpää.

    Formative, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “İnsanlar bile bazen tanımadıkları şeylerin yansıması olabilir,” sözüne odaklanıyor. Sessiz bir güçle dile gelen bu ifade, serginin kavramsal merkezinde yer alıyor. Sanatçıların kişisel deneyim, sezgi ve hafızalarından beslenen eserler; yaratım süreci içinde kendi özerk yaşamlarını kazanıyor. Bu yaratım sürecinde kullanılan malzemeler ise yalnızca bir araç değil; sanatçının yanında yer alan bir “ortak yazar” gibi konumlanıyor. Malzemenin doğası ve tepkileri, sanatçıyı tekil bir yaratıcı konumundan çıkararak, sürekli gelişen bir diyaloğun parçası haline getiriyor.

    Pam Glick’in canlı enerjiyle dolu, derinlik ve doğrudanlık yayan akışkan soyutlamalarından; ışık ve mevsim değişimlerini doğa uzantısı olarak resimlerine aktaran John Riepenhoff’un soyutlamalarıyla birleşen gökyüzü gözlemlerine; renkli havai fişekleri figürasyon ve soyutlama arasında salınan biçimlere dönüştüren Hugo Capron’un Fireworks serisine; dijital esinli figürasyonunda yağlı boyayı kişisel bir dile dönüştüren Angela Santana’ya; doğal sezgi ile dijital kesinliği dengeleyen Vickie Vainionpää’nin üretken yağlıboya tablolarına ve tekstil ile dekoratif öğeleri resim geleneği içinde yeniden düşünen Anne von Freyburg’un pratiğine kadar bu seçki izleyiciyle aktif bir diyalog kuruyor.

    Sunumu tamamlayan Alexandros Vasmoulakis’in dokulu tuvalleriyse Kübizm, Soyut Dışavurumculuk ve sanatçının kişisel görsel diliyle harmanlanarak çağdaş soyutlamanın ufkunu genişletiyor. Formative sergisi ayrıca heykellerle zenginleşiyor: Zaman ve mekânın bilimsel ve antropolojik kavramlarını sorgulayan Amalie Jakobsen’in soyut geometrik formları; teknoloji, tüketim ve arzunun bedeni nasıl parçalayıp dönüştürdüğünü inceleyen Gracelee Lawrence’ın dinamik işleri; ve erimiş camı yüzlerce ince iplikçik haline gerip katlayan Maria Bang Espersen’in eserleri… Bir araya geldiklerinde bu eserler, Formative’in malzeme, teknik ve düşünce üzerinden kurduğu diyaloğu genişletiyor ve sergiyi hem sanat hem de yaşamı şekillendiren güçler üzerine çok sesli bir yansıma haline getiriyor.

    Formative, nihayetinde yaratımın asla tek başına bir eylem olmadığını; sanatçı, malzeme ve sanatçının yaşadığı dünya arasında kurulan karşılıklı bir diyalog olduğunu izleyicilerle buluşturuyor. Sergi 2 Aralık 2025 tarihine kadar Ruzy Gallery’de ziyaret edilebilir.

  • Güven Zeyrek’in yeni sergisi “Tenduvar” Bozlu Art Project’te

    Bozlu Art Project, Güven Zeyrek’in 1950’lerin sonlarından 2000’li yıllara uzanan üretiminden seçilen yapıtları bir araya getiren “Tenduvar” başlıklı kişisel sergiyi 29 Kasım’a kadar Mongeri Binası’nda izleyiciyle buluşturuyor.

    Türkiye resim sanatının önemli isimlerinden Güven Zeyrek’in bu kapsamlı sergisi, sanatçının manzara, figür, beden ve mekân temaları arasında kurduğu ilişkilere odaklanıyor. Nazlı Pektaş küratörlüğünde hazırlanan sergi, bu temaların doğa, yücelik, varoluş, boşluk ve renk kavramlarıyla nasıl kesiştiğini inceliyor. Mongeri Binası’nın iki katına yayılan sergi, Zeyrek’in resimlerinde boyanın yüzeyle kurduğu ilişkinin izini sürüyor.

    “Tenduvar”, sanatçının AKATÜNVEL Topluluğu ile paylaştığı varoluşçu yaratma anlayışını ve Bergama/Kozak Yaylası’nda çocuklukta edindiği doğa deneyimini merkezine alıyor. Sergi, ikonografik bir sıralama yerine, katmanların nasıl üst üste geldiğine, renk ve boşluğun yüzeyde yarattığı gerilime odaklanıyor. Böylece izleyiciyi temalardan çok, boyanın ürettiği anlamın zaman içinde geçirdiği dönüşümü izlemeye davet ediyor.

    2013’ten bu yana çok yönlü bir sanat kurumu olarak faaliyet gösteren Bozlu Art Project, bu sergi kapsamında kurumun farklı işlevlerini de bir araya getiriyor. 2021’de aramızdan ayrılan Güven Zeyrek’in atölyesindeki kitaplardan yapılan bir seçki, sanat tarihi alanında çalışan öğrenci ve araştırmacılar için açık bir kaynak olarak tasarlanan Bozlu Art Project Kütüphanesi’nde okurlarla buluşuyor.

    Mongeri Binası’nda yer alan özel alanda ise sanatçının arşivinden seçilmiş fotoğraflar ile resim malzemeleri sergileniyor. Ayrıca, Bozluolcay Koleksiyonu’nda bulunan Süleyman Velioğlu, Tangül Akakıncı ve Tamer Akakıncı gibi AKATÜNVEL üyelerine ait eserler de randevuyla gezilebilen koleksiyon katında izleyicilerin ziyaretine açık olacak.

    “Tenduvar”, hem Güven Zeyrek’in resim anlayışına derinlemesine bir bakış sunuyor hem de Bozlu Art Project’in Türkiye sanat tarihine katkı sağlayan çok katmanlı yapısını yeniden hatırlatıyor.

  • BİFO, sezonu Lütfi Kırdar’da açıyor

    Borusan Sanat, 2025/26 sezonunu görkemli bir açılış konseriyle başlatıyor. 9 Ekim’de Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), şef Carlo Tenan’ın yönetiminde ünlü piyanist Ilya Maximov’a eşlik edecek. Konserde müzikseverler Paolo Marzocchi’nin “Beş İşkodra Şarkısı” adlı eserinin dünya prömiyerine de tanıklık edecek. Borusan Sanat yeni sezonda Borusan Grubu Kurucu ve Onursal Başkanı Asım Kocabıyık’ın adını taşıyan Lütfi Kırdar Asım Kocabıyık Anadolu Oditoryumu’nda gerçekleştireceği konserlerin ilkinde sanatseverlerle buluşmanın heyecanını ve gururunu yaşıyor.

    Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), şef Carlo Tenan yönetiminde, 9 Ekim 2025 Perşembe günü saat 20.00’de müzikseverlerle buluşuyor. Lütfi Kırdar Asım Kocabıyık Anadolu Oditoryumu’nda gerçekleşecek bu konserde, solist Rus piyanist Ilya Maximov olacak. Henüz sekiz yaşındayken ilk konçerto solistliğini yapan Maximov, Moskova’dan Londra’ya uzanan müzik eğitiminden sonra G.B. Viotti, Maria Canals ve Hilton Head gibi prestijli yarışmalarda ödüller kazandı ve Royal Scottish National Orchestra ve Teatro Carlo Felice Orkestrası gibi önde gelen topluluklarla konserler verdi. Maximov, Şostakoviç’in coşkulu ve derinlikli 2.  Piyano Konçertosu’nu seslendirecek.

    Açılışın en özel anlarından biri ise, BİFO’nun siparişi üzerine Paolo Marzocchi’nin bestelediği ve dünya prömiyeri yapılacak olan “Beş İşkodra Şarkısı” (Five Songs of Shkodër) olacak. Paolo Marzocchi, klasik eğitimine rağmen müziğe deneysel, sınır tanımayan ve doğal bir yaklaşımla eserler kazandıran, tiyatro, sinema, radyo alanlarında da üretimler yapmış bir sanatçı. Lucerne Festivali, Maggio Musicale Fiorentino, Venedik La Fenice, Roma Opera Tiyatrosu, Venedik Bienali, Toscanini Filarmoni Orkestrası gibi saygın kurumlarla işbirliği içinde piyano, oda müziği ve orkestra yapıtlarına imza atan Marzocchi’nin, dünya prömiyeri öncesinde BİFO dinleyicilerine gönderdiği mesaja göre bu eser, geleneksel Türk müziği ile Güney Avrupa müziğini buluşturuyor.. 

    Konserde ayrıca, BİFO’nun yorumuyla Kabalevsky’nin “Colas Breugnon Uvertürü” ve Haydn’ın neşeli ve karakteristik 100. Senfonisi de dinleyicilerle buluşacak. 

  • Ozan Ünal’dan yeni sergi: “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı”

    Çağdaş sanatçı Ozan Ünal, dört yıla yayılan “Gerçeğin İnşası” projesini tamamlıyor. Serinin son durağı olan “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı”, 21 Ekim – 9 Kasım 2025 tarihleri arasında Hüsrev Kethüda Hamamı’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Ünal, serinin önceki bölümleri “Bir Varlık Bir Yokluk” ve “Rüya Anıdan Sayılır mı?”da varoluş, bellek ve algı ilişkilerini araştırmıştı. Bu kez “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” ile bu temaları daha derin bir düzleme taşıyor. Sanatçı, gerçeğin kırılgan yapısını sorgularken, “hafıza”yı belirsizlikle, “algı”yı ise gerçeği dönüştüren bir araç olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Çelik, bronz, beton ve paslanmaz çelik gibi ağır malzemeleri kullanarak zihnin narinliğini temsil eden Ünal, bireysel ve toplumsal hafızanın iç içe geçtiği bir deneyim alanı yaratıyor. Eserler, hem sert malzemenin dayanıklılığı hem de belleğin uçuculuğu arasında bir gerilim kuruyor. Hüsrev Kethüda Hamamı’nın tarihsel atmosferiyle birleşen bu yerleştirme, izleyiciyi zamanın, hatırlamanın ve unutmanın birbirine karıştığı duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

  • YUNT’tan yeni sergi: “VarYok”

    Merve Elveren ve Meriç Öner küratörlüğünde hazırlanan “VarYok” sergisi, 11 Ekim 2025 – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında YUNT’ta izleyiciyle buluşacak.

    Bir yıl boyunca üç bölüm hâlinde gerçekleşecek sergi, kişiler, nesneler, mekânlar ve tarihler aracılığıyla geçmişle geleceğin birbirine dokunan tahayyüllerini araştırıyor. Farklı zaman ve coğrafyalara uzanan “VarYok”, katılımcı sanatçıların üretimlerini özel ile kamusal alan arasındaki sınırların muğlaklaştığı bir düzlemde yeniden düşünmelerine olanak tanıyor.

    Programın ilk bölümü “VarYok: Canlı”, 11 Ekim 2025 – 1 Şubat 2026 tarihleri arasında izlenebilecek. Bu bölümde mimarlık tarihçisi Gürbey Hiz’in bilim ve edebiyat dergisi Servet-i Fünûn’dan yola çıkarak oluşturduğu “eleştirel modernite atlası”, sanatçı Emre Hüner’in Neochronophobiq (2015) adlı videosu ve video için tasarladığı seramik karakterlerle bir araya geliyor. Hiz’in geç Osmanlı dönemine ait ilerlemeci gelecek tahayyülleri; ev, sokak, gökyüzü ve yeraltı gibi farklı sahnelerde yeniden yorumlanıyor. Hüner’in arkeolojik buluntuları andıran heykellerinde çene ve omurga kemiklerini çağrıştıran ilkel aletler, hayvan fosilleri, ritüel nesneleri, meteor parçaları ve menhir benzeri formlar, mimari kabuklarla iç içe sunuluyor. YUNT’taki yerleştirmede videodan bağımsızlaşan bu karakterler, başka bir zamanın ya da mekânın olasılığını temsil ediyor.

    Serginin ikinci bölümü “VarYok: Halı Altı”, 4 Şubat – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Metehan Özcan, Mona Mahall ve Aslı Serbest’in katılımıyla gerçekleşecek. Yılın son sergisi “VarYok: Anıtsı” ise 6 Mayıs – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Firuzan Melike Demirtaş ve Deniz Tortum’un çalışmalarını bir araya getirerek “VarYok” programını tamamlayacak.