Betül Özkan’ın “Sicimin İzinde” sergisi Galeri Bosfor’da

Galeri Bosfor, Betül Özkan’ın Sicimin İzinde başlıklı kişisel sergisini 17 Ocak 2026 tarihine kadar izleyiciyle buluşturuyor. Sergi, sanatçının malzeme, hafıza ve üretim süreçleri etrafında geliştirdiği özgün pratiğini kapsamlı bir biçimde görünür kılıyor.

Betül Özkan, Sicimin İzinde sergisinde Anadolu kültürünün kadim üretim malzemeleri olan ip ve yünü, kişisel ve kolektif hafızayı açığa çıkaran birer taşıyıcı olarak ele alıyor. Kuşaklar boyunca özellikle kadın emeğiyle biçimlenen bu malzemeler; yatak, yorgan ve yastıktan halı, kilim ve farklı dokuma türlerine uzanan geniş bir kullanım alanı aracılığıyla kültürel yaşamın temel bileşenlerinden biri hâline gelmiştir. Sanatçı, bu tarihsel mirası yalnızca bir referans noktası olarak değil, aynı zamanda kavramsal ve biçimsel bir başlangıç zemini olarak yeniden düşünmektedir.

Özkan, geleneksel dokuma pratiğini yalnızca malzeme düzeyinde değil, üretim biçimi üzerinden de güncel sanat bağlamına taşır. İp ve yünle kurduğu ilişki, yeni bir yüzey akışı ve özgün bir dokusal dilin inşasına dönüşür. Sicimin İzinde, sanatçının izini sürdüğü çözülme ve bağlanma süreçlerini görünür kılarken, bu süreçleri insanın varoluşsal arayışıyla paralel bir düzlemde ele alır. İnsanın kendini yeniden inşa edebilmesi için önce çözülme, ayıklanma ve arınma evrelerinden geçmesi; ardından yolunu bulup deneyimlerini adım adım örmesi gerektiği fikri, sanatçının hem kişisel dünyasında hem de sanatsal pratiğinde merkezi bir yer tutar. Bu yolculuk, ilk bakışta bireysel ve içe dönük görünse de sicimin tellerinin bir araya gelerek mukavemet kazanması gibi, özünde kolektif bir deneyime işaret eder.

Sanatçı, üretim sürecine ipleri ve yünleri ayrıştırarak, çözerek ve yeniden sararak başlar. Bu hareket, döngüsel bir ritim içinde katman katman ilerler; çözülme ve yeniden örülme arasında gidip gelen bu süreç zamanla ritüelistik bir nitelik kazanır. Kompozisyon, önceden belirlenmiş bir sonuca göre değil, üretim sürecinin kendi dinamikleri içinde şekillenir. Ortaya çıkan formlar kimi zaman bir topografyayı, kimi zaman insan bedeninin kıvrımlarını, kimi zaman da hayvansı bir hareketin titreşimini çağrıştırır. Yüzeyde oluşan bu dinamik yapı, izleyicinin dikkatini önce kabuğa çekerken, altında gizlenen özü saklı tutar.

Özkan’ın çalışmalarında iplik ve yünün sürekli hareket hâlinde yarattığı akışkanlık, formun görece katılığıyla dengelenir. Böylece yeryüzünün devingen bedeni ile insan ve hayvan bedenlerinin ritmik enerjisi, aynı yapıt içinde hem akış hâlinde hem de sabitlenmiş olarak varlık kazanır. Sanatçının ilk kişisel sergisi olan Sicimin İzinde, malzeme, beden, coğrafya, hafıza ve yapma biçimleri arasında kurulan bu çok katmanlı ilişkiyi günümüz sanatı bağlamında yeniden düşünmek için güçlü ve üretken bir alan açmaktadır.

Posted in ,

Yorum bırakın