Arjantinli yazar, şair ve çevirmen Jorge Luis Borges’in en yoğun yaratıcılık döneminde kaleme aldığı öykülerden oluşan Alef, ekim ayında Can Yayınları etiketiyle okurlarla buluşuyor. Borges’in edebiyatında temel yer tutan zaman, kimlik, sonsuzluk ve ölümsüzlük temalarının etrafında şekillenen bu eser, yalnızca bir öykü kitabı değil; aynı zamanda insan zihninin ve evrenin sınırlarını sorgulayan bir düşünsel evren sunuyor.
Borges’in anlatı evreninde zaman çizgisel değildir; geçmiş, şimdi ve gelecek birbirine karışır. Aynalar, labirentler, kitaplar ve sonsuz döngüler onun dünyasında yalnızca semboller değil, varoluşun yapıtaşlarıdır. Alef, bu anlamda Borges’in edebi felsefesinin doruk noktalarından biridir. Her öykü, görünürde küçük bir an ya da ayrıntıdan yola çıkarak, tüm bir evreni içine alan sonsuz bir yansıma alanı yaratır. Bir köşede parlayan bir nokta, bir bakış, bir rüya ya da bir kelime, burada evrenin bütününü kavramanın anahtarına dönüşür.
Borges’in hikâyelerinde karakterler, çoğu kez kendi kimliklerinin peşine düşerken sonsuzluğun kapısına dayanırlar. Yazar, bu yolculukta okurunu da bir tür felsefi deneyin içine çeker; okur, yalnızca anlatılanı değil, anlatının kendisini de sorgulamaya başlar. Borges’in dili, hem matematiksel bir kesinliğe hem de şiirsel bir belirsizliğe sahiptir. Bu ikilik, onun metinlerine benzersiz bir tını kazandırır: soyut düşünceler somut bir duyumsallık kazanırken, sıradan bir olay bile metafizik bir anlama bürünür.
Alef, Borges’in kendi deyimiyle “evrenin tüm noktalarının aynı anda görülebildiği bir yer” fikrinden doğar. Bu kavram, insanın bilgiye, tanrısallığa ve mutlak anlama duyduğu arzunun simgesidir. Borges’in metinlerinde Tanrı, bazen bir hikâye anlatıcısı, bazen de bir unutkanlık anıdır. Zaman bükülür, gerçeklik kırılır, anlatıcı çoğalır. Her hikâye, kendi içinde başka bir hikâyeye açılan bir kapıdır; tıpkı Borges’in ünlü labirentleri gibi, her çıkış yeni bir başlangıca dönüşür.
Yayınlandığı ilk günden bu yana modern edebiyatın en etkileyici eserlerinden biri kabul edilen Alef, yalnızca Borges’in dehasını değil, onun insanın varoluşsal sorularına yaklaşımındaki derinliği de ortaya koyar. Felsefi olduğu kadar büyüleyici, karmaşık olduğu kadar berrak bir kitap… Borges, “Alef”te yalnızca bir hikâye anlatmaz; varlığın, zamanın ve bilincin doğasını yeniden yazar.
Can Yayınları’nın yeni edisyonu, Borges’in çağını aşan metinlerini Türkçede yeniden keşfetmek isteyen okurlar için hem edebi hem düşünsel bir yolculuk vaat ediyor: evrenin merkezinde parlayan bir nokta kadar küçük, ama tüm evreni içine alacak kadar büyük bir dünya.

Yorum bırakın