Eylem Ata’nın Yanımda Kal adlı öykü kitabı, ilk bakışta bağımsız hikâyelerden oluşuyormuş gibi görünse de, ilerledikçe okuru birbirine bağlanan, iç içe geçen ve katmanlaşan bir yapının içine çekiyor. Ata’nın öyküleri tek başına okunabilecek ölçüde güçlü olmalarına rağmen bir bütün halinde düşünüldüğünde küçük bir roman havası taşıyor. Karakterler ve zaman katmanları arasındaki bağlantılar, okuru sürekli yeniden düşünmeye ve parçaları bir araya getirmeye zorluyor.
Ata’nın öykülerinde bireysel acılar, toplumsal belleğin izleriyle iç içe geçiyor. “Safra” öyküsünde bacağını kaybeden bir kadının psikoterapisi üzerinden kurulan anlatı, bireysel bir trajedinin ötesine taşarak hatırlama, unutma ve toplumsal yaralarla yüzleşmenin ağırlığını yansıtıyor. Kadınların sesleri bu kitapta çoğunlukla evin içinde, kapalı kapılar ardında, sessiz çığlıklar halinde duyuluyor. “Aynalı Dolap” öyküsünde, bir kadının yatağının arasında gizlediği hayatı ve erkek egemen şiddetle sarsılan kimliği, kapalı bir mekânda sıkışıp kalmış varoluşların güçlü bir örneği haline geliyor.
Kitaptaki kadın karakterler – Ruhiye, Şükran, Neva, Nazlı – âdeta bir koro gibi yan yana geliyor. Her biri kendi hikâyesini taşırken, ötekinin acısını yankılıyor ve böylece tekil değil çoğul bir ses alanı ortaya çıkıyor. Bu koro yalnızca bireysel dramları aktarmıyor; aynı zamanda bu dramların kuşaklar boyunca aktarılan birer yük olduğunu hissettiriyor. Ata’nın öykülerinde coğrafya, yalnızca fon değil; yaşananların ayrılmaz bir parçası. “İki Pencere” öyküsünde cezaevi, faili meçhul kayıplar, dışsal gerçeklik, Şükran’ın kişisel hikâyesiyle birleşerek hem bireysel hem toplumsal bir yaraya dönüşüyor.
Yanımda Kal’ın bir başka önemli yönü, okuru yeniden okumaya davet eden yapısıdır. Öyküler arasındaki bağlar, ilk okumada sezilse de, tekrar dönüldüğünde yeni anlam katmanları açılır. Ata, doğrudan söylemeden “her şeyi baştan oku” diyen bir anlatıcı tavrı geliştirir. Bu çok katmanlılık, kitabın yalnızca bir defada tüketilecek bir metin olmasının önüne geçer; aksine her defasında yeniden keşfedilecek bir alan sunar.
Yanımda Kal, bireysel acı, toplumsal hafıza, kadınlık deneyimi ve coğrafyanın ağırlığını aynı anda işleyen bir kitap olarak öne çıkıyor. Eylem Ata, öykülerinde bireysel olanı toplumsal olanla, psikolojik olanı tarihsel olanla iç içe geçiriyor. Ortaya çıkan metin, yalnızca anlatılan hikâyelerden ibaret değil; okuru kendisiyle, toplumsal belleğiyle ve geçmişin bugüne sarkan gölgeleriyle yeniden yüzleştiren bir deneyim.

Yorum bırakın